Son bir senenin ekonomi haberlerine bir göz atınız. Kriz ile ilgili haberlerin başı çektiğini göreceksiniz. Hem de küresel kriz Ekonomistler uyarıyor, gazeteler "Kriz dalga dalga yayılıyor.", Kriz "geliyorum" diyor." benzeri manşetler atıyorlar. Karamsar tablo çizmeyelim, halkı psikolojik korkuya sürüklemeyelim ama manzara bu olunca da, gerçekleri bir an önce görüp de tedbir alma yönüne gitmek gerekmez mi
Anadolu da çiftçi, esnaf ve sanayici feryat ediyor. İşçi ne yapacağını şaşırmış, çiftçi çaresiz, hergün kepenk kapatan esnaf ve iflas eden fabrika haberleri duymaktan bıktık. Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu başkanı Nejat Koçer, Hükümet i tedbir almaya davet ediyor: "Türkiye nin bütün sanayi ve sanayicileri krizden etkilendi. Reel ve mali sektörün, krizin küresel etkisinden korunması için tedbirde daha fazla geç kalınmamalı."(17.11.2008)
Kırılgan ve dalgalı bir ekonomik yapıya sahip olan Türkiye de, başbakan açıklama yapıyor: "Kriz bizi etkilemez, teğet geçer." Peki, gerçeği örtmek çözüm mü Halkın durumu ortada iken, olayı bu tür sözlerle geçiştirmek, koskoca bir Türkiye yi aldatmaktan başka hangi anlama gelir Hep birlikte almamız gereken tedbirler yok mu
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu açıklıyor: "Bu konu beni ilgilendirmez, demeyin. Bu iş domino taşı gibidir. Bir devrilmeye başladı mı, diğerini de tetikler."(23.9.2008)S abancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı da "Kriz çok büyük deprem. Kriz devam ederse, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."şeklinde uyarıyor.
Şurası herkesin bildiği bir gerçek ki, bugün için krizin kaynağı, Amerika ve Avrupa. Türkiye ekonomisi de bu ülkelerin kuşatması altında. IMF ile bugüne kadar 18 anlaşma yapmışız. Başbakan "IMF ümüğümüzü sıkıyor." dese de 19. anlaşma için masaya oturmaktan başka çare bulamıyor. Çünkü, Türkiye nin dış borcu 2002 yılında 70 milyar dolar iken, bugün 400 milyar dolara ulaşmış durumda. ABD öksürse, Türkiye nezle oluyor. Durum böyle iken "Kriz bize uğramaz." sözü ne derece inandırıcı olur.
Gerçekler gözümüzün içine girecek derecede ortada olduğu için, Hükümet ve halk olarak paniğe kapılmadan çözüm ve çareler üretmeliyiz.
Hükümet, ülkemizin kaynaklarını seferber etmek,üretim ekonomisine geçmek için programlar geliştirmelidir. Ekonomist,Prof. Osman Altuğ un "Üretmeyen toplumun tüketmeye hakkı yoktur. Bugünkü kriz, üretim ekonomisinin dünyadan intikamıdır." uyarısını ciddiye almalıdır. Hükümet yabancılara toprak ve kâr getiren hazır tesisleri satma hobisinden vazgeçmelidir.
İcraat mevkiinde bulunanlar, herşeyi olduğu gibi halka anlatmalı, bu konuda halktan yardım ve destek istemelidir. Her türlü israf sona erdirilmeli, devlet ve halk olarak bazı "tasarruf tedbirleri" alma ve uygulama yoluna gidilmelidir.
Balıkesir Fırıncılar Odası başkanı diyor ki: "Türkiye de yapılan ekmek israfı, Somali yi besleyebilecek boyutta."(23.4.2008) Yalnız ekmek israfı mı Pekçok alanda nice israflarımız var. Bunlara çekidüzen verip bir kontrol mekanizması geliştirmeyecek miyiz Devlet kurumlarındaki israfın önlenmesini Hükümet e bırakarak alınması gereken bazı tedbirleri şöyle sıralıyorum:
Cep telefonu ve internet çılgınlığına son verilmeli, bu cihazlar ihtiyaç ölçüsünde kullanılmalıdır.
Su kullanımı konusunda, daha büyük hassasiyet gösterilmelidir.
Yiyecek ve içecek israfından azami ölçüde kaçınmalıyız. Biz, ekmeği kutsal bilen, sofraya dökülen kırıntıları bile toplamayı ibadet sayan bir kültürün sahibiyiz.
Akaryakıt bize dövizle geliyor. Araçlarımızı ancak zorunlu hallerde kullanır, mümkün mertebe toplu taşıma araçlarını tercih edersek önemli bir tasarruf sağlanacağını düşünüyorum.
Modanın esiri olmuş kılık kıyafet anlayışı yerine, tabii, sade, temiz ve toplumdaki statümüzle uyumlu bir giyim kuşam tarzını benimsemenin de israfı önleyeceğine inanıyorum.
Yabancı ürünler yerine, yerli mamülleri tercih etmek de paramızın kendi ülkemizde kalmasına yol açacaktır.
Sigara ve alkollü içki tüketimi de ciddi bir israftır. Dini yasaklığı ve sağlığa zararı ise ayrı bir konu.
Hükümet in, halkın acil ihtiyaçları yerine, lüks tüketim maddelerine zam yapması, yabancı marka ürünlerden daha çok vergi alma yoluna gitmesi daha sağlıklı olur.
İsrafı önlemek bir eğitim işidir. Ülkemizin her ferdine "her türlü israftan uzak durma" anlayışı kazandırılmalıdır. Okullar ve kitle iletişim araçları bu iş için seferber edilmelidir. Küresel kriz yalnız hükümetin değil, 75 milyonluk Türkiye olarak hepimizin problemidir. Bu sıkıntı ve problemleri hep birlikte göğüslemeliyiz.