Her fikrin
kriptosu vardır ve olmak zorundadır. Kalbi mutmain olduğu halde zorlama
karşısında anlık olarak dinlerini inkâr edenlere Allah müsaade vermiştir.
Mümin-i Al-i Firavun aynı zamanda Firavun ailesinin kriptosudur ve eşi Asiye
için de öyle söylenmiştir. Bazen karanlık aydınlık bazen aydınlık karanlık
içinde gizlenir, perdelenir. Küfür imanda veya iman küfürde gizlenebilir. Lakin
mesele bunu Yahudiler gibi sistematik hale getirmemektir. Bilindiği gibi
Sabetay Sevi Mesihlik iddia edince ve Yahudiler tarafından da sıkıştırılınca bu
defa İslam içine gizlenmek veya kendini İslam içine gizlemek zorunda kalmıştır.
Batılını ve hatasını gördüğü halde yanılsamasından dönseydi veya kendisine göre
tövbe edip Yahudilikte kalsa ya da yeni ve taze bir siftah ve başlangıç yaparak
İslam a girseydi elbette hayırlı olur ve mesele kapanırdı. İslam içinde
gizlenmiş Yahudi/Batini bir fırka haline gelmezdi. Böylece bozguncu hale gelen
organize bir yapıya bürünmezdi. Lakin batılında temadi ederek ve açık iddiasını
dolambaçlı hale getirerek Yahudilikten ziyade İslam a zarar vermiştir ve adeta
İslam içinde Yahudiliğe çalışmıştır. Bulaşık ve kalıntı ve bozguncu bir yapıya
bürünmüştür. Yahudi Dönmeler nev-i şahsına münhasır bir kitle arz eder. Elbette İspanya da veya Polonya gibi
ülkelerde benzeri dönme tayfaları yaşamıştır. Lakin bunlar genellikle baskı
karşısında dinlerini gizleyenlerdir. Türkiye de ise Yahudiliğe bir baskı
olmadığı halde Sabetay Sevi hem dindaşı Yahudileri hem de Müslümanları iğfal
etmiştir. Zorunluluktan değil takiyyeden
kaynaklanan bir meseledir. Lüksü vardır.
*
Tarihteki bazı cereyanlar günümüzde başka terkipler
içinde yaşamaktadır. Bunu en iyi analiz ve tahlil edenlerden birisi merhum
Enver Cündi idi. Mısır da iken eserlerine aşinalık kesp etmiştim. Onda beni tek
huzursuz eden taraf İbni Teymiye referansına ziyade başvurmasıydı. Bununla birlikte gerçekten de o özellikle
Batini akımların günümüzde nasıl yeniden boy gösterdiklerini ve uç verdiklerini
detaylıca anlatır.
Hicri On Beşinci Yüzyılın Kapılarında adlı eseri zannederim
Türkçeye de çevrilmişti. 250 ile 350 kadar kitabı olan Cündi Batinileşme
konusunda uzman isimlerden birisidir (http://www.milligazette.com/
Archives/01032002/0103200204.htm ) Velut ve üretken bir kalem olan Enver Cündi
günümüzde ender bulunan bir özellikle Batinileşme eğilimlerine ışık tutan ve
dikkat çeken bir yazardır. Baas Partisi özellikle Suriye de azınlıkların ve
batini fırkaların bineği olmuştur. Said
Havva gibi zevat Suriye de azınlıkların ve özellikle de batini Nuseyrilerin
Baas Partisi ni Truva Atı olarak kullandıklarını ve içine sızarak ülkenin
mukadderatına musallat olduklarını ifade etmiştir. Arapçılık veya şuubiye
burada da zındıkanın bineği olmuştur.
*
Abbasiler döneminde de aynısını kripto Maniheistler
yapmıştır. Toplumun içine başka adlar altında sinmişlerdir. Edebiyatı ve Ehl-i
Beyt i kurulu rejimleri ve düzenleri yıkmak için bir araç olarak
kullanmışlardır. İslami kimlikleri üzerinden hakiki kimliklerini ve Maniheist
eğilimlerini saklayan bu gizli tayfa hem dini hem de devleti (Abbasileri)
çökertmek istemişlerdir. Ali Şeriati ve Ahmet Emin in de yazdığı gibi Ehl-i
Beyt e Kisra bakışı getirmişlerdir. Suriye deki azınlıkların Mısır la birliği
(1958 61) yıkmalarının temel nedeni yine budur. Çok ilginçtir, Batini-Şuubi ve
Maniheist hareketler felsefe ile birleşerek seküler bir kültür havzası
üretmişlerdir. Abbasiler döneminde bu Pers züppeliği olarak anılmıştır. Bu
seküler kültürün içinde her türlü sapma ve ibahiye (hedonizm) akımı
barınmaktadır. Abbasiler döneminin Persliğe özenen züppeleri, 19 uncu yüzyıldan
sonra Osmanlı içinde ve 20 inci yüzyılda Türkiye ve İslam âleminde Frenk
züppeleri haline gelmişlerdir. Müteşerri kültürün yerini kuralsız ve cıvık bir
kültür ortamı almıştır. Servet-i Funun budur. Dolayısıyla Maniheizm ve
Illuminati gibi çarpık yapılar iç içe dairelerden müteşekkildir. Eski dinlerin
mensupları kriptolar ise bu dalgaları beslemişlerdir. Yeni yapıdan böylelikle
intikam almayı murat etmişlerdir. Onlara göre, Arapların dinden aşka hiçbir
meziyeti yoktur. Din ise müşterektir. Dünyayı ise kendileri bilmektedirler.
Dolayısıyla Arap olmayanlar daima Arapların üstadı mesabesindedir. Hatta
Türklük dalgasına başta Yahudiler olmak üzere bütün azınlıkların binmesi gibi
Araplık dalgasına da bütün Arap düşmanı azınlıklar binmiştir. Alın size Suriye
ve Baas Partisi. Kurucusu Mişel Eflak ne Arap ne de Müslüman dır. Irak
Baasçıları ölünce ismine Ahmed de ilave ederek Müslümanlığını ilan ettiler!