ASLINDA yazımın başlığını, Emrah Kardeş, kim istifa
etmeli diye atacaktım da, hadi neyse dedim. Başı toprağın içine girmişlere ne
yazsan faydan dokunamaz deyip vazgeçtim. Çünkü bu isimli okurum, Fenerbahçe
eleştirilerimden çok bozuktu ve benim işi bırakmama istiyordu. Acaba şimdi ne
durumlarda merak ediyorum doğrusu, bir öksürse de öğrensek...
Evet, Fenerbahçe, Konya dan sonra bir üç gollü yenilgi
daha aldı. Olabilir bunlar. Sporda her türlü sonuç kaçınılmazdır. Aynı
Fenerbahçe, Manchester United i Old Trafford da devirmemiş miydi Ancak ne var
ki, yenilirken kötü oynamak bir kenara, oynamamak, direnç göstermemek ayıptır.
Tabii ki direnç derken, Taksim direncinden söz etmiyorum. Sahadaki dirençten
söz ediyorum. Keşke Fenerbahçe taraftarı bu Taksim işindeki sesini sahadaki
futbolcularını gaza getirmede kullanabilseydi. Ama dedik ya, kafasını kuma
gömmüşlere yapacak bir şey olmuyor.
Neyse... Konya daki dirençsiz takım Arsenal karşısında da
sahadaydı. Rakibin orta alanı, kenardan çıkan bekleri, arkaya gelip top alan ön
kenar adamlarıyla Fenerbahçe nin üstüne pas yaparak, saha boşaltarak, duvar
pası ile blok dağıtarak gelirken, bizim temsilcimiz hep seyirci idi. Kendisine
hediye edilen bazı topları da darmadağınık biçimde nereye, nasıl taşıyacağını
bilmeden oynadı. Hal böyle olunca da bu açık skorla ortaya çıktı.
Bakın maçın en ilgi çekici yanı neresiydi. Yine mümtaz
spor basınımız ne televizyonlarıyla, ne de gazeteleriyle buna değinmedi bile...
Düşünün bir İngiliz takımı sahada. En önemli özelliklerinin başında ne gelir
Bol bol şut atabilme organizasyonu yapmak. Ama Arsenal ne yaptı Özellikle ilk
yarıda ve ikinci yarının büyük bölümünde hep duvar pasları, verkaçlarla
Fenerbahçe savunmasının içine girmeye çalıştı. Hafızanızı yoklayın bakalım, ilk
yarıda Yobo ve Alves in kendilerini yere yatarak kaleye girmesini
engelledikleri kaç adet dört-beş metre plasesi var Arsenal koca maçta iki şut
attı, biri gol oldu. Demek ki Arsenal ın hocası Fenerbahçe nin, rakibin orta
alandan göbek ve kenar çıkışlarında hiç karşılayıcı olmadığını sezmiş, görmüş,
takımına da Sakın şuta girmeyin. İçeriye her türlü pas ve driplingle dalın,
nasıl olsa size kimse engel olmaz diye talimat vermiş. Şimdi melese şu: Acaba
Ersun Yanal bunu fark etti mi Yok yok eleştirmiyorum. Çünkü kendilerini
tartışılmayacak bir kimse olarak tanıttılar. Sadece uyarayım diyorum. Hani daha
çok maç var ya...
Haa bu arda ben Ersun Yanal ı zaten hiç tartışmadım ki...
Ne zaman ki, Mehmet Demirkol un desteklediği, anons ettiği gibi kendisini, Hakan Şükür ü
milli takımdan çıkartarak devrimci teknik adam ilan etti,
o günden beri zaten hiç tartışmıyorum!
Başka mı Yahu arkadaş; Sen demedin mi, Emenike aslında
bizim takımdan daha hazır geliyor. Çünkü Rusya da lig çoktan başladı ve bu oyuncu
üç gol attı diye... Eeee, peki dört aydır, iki ameliyatlı olup da oynamayan
Gökhan ın maçta ne işi var Hem de bir Lüksemburg, bir Malta takımı karşısında
değil koca Arsenal karşısında... Ama en hazır Emenike yedekte. Gerçekten de
sizi tartışamam Sayın Yanal!
Başka mı Emre yi oyundan almak yasak mı Yoksa Aziz Bey
böyle bir talimat mı verdi Hem takıma, hem de Emre ye yazık ediyorsun. Bu
Kadlec mi iyi, yoksa Ziegler mi Ama desene transfere hiç karıştırmadılar ki...
Ben 34 gün bekledim bu eşofmanı...
Gerçekten de sizi hiç tartışamam Ersun Yanal hoca! Şimdi
burası çok ama çok önemli değerli okurlar ve başta da Emrah kardeş... Bana
dünya haritası üzerinde, neresi olursa olsun, hangi takım olursa olsun, önde üç
santrforla oynayan var mı Bunu geçen sezon da defalarca yazdım, söyledim. Ama
anlaşılan o ki, bu oluşumu çok beğenen Uğur Meleke ve şürekâsı Fenerbahçe nin
en ciddi rakipleri olarak görünüyorlar. Bunlar geri gelip top taşıyamaz,
taşırken dripling atıp adam geçemez... Eee, nerede büyük takımın ön kanatları
Hemen adresi vereyim; Biri Paok ta devamlı gol çakıyor, diğeri Anadolu
yakasındaki villasının bahçesinde domates ekiyor... Kimler mi Emrah kardeş ve
Yanal herkesten iyi bilirler. Hiç kanatsız uçak uçabilir mi Fiziğin de canına
okuduk böylece..
Pardon; Ersun Yanal ı tartışamam ki....