Komünizm, dünyaya sevgi, barış, kardeşlik getireceğini

vaadeder, oysa bu sadece bir adatmacadır. Bilindiği gibi komünistler sosyal

adalet, işçi hakları, halkların eşitliği kelimelerinden sıkça bahsederler.

Bunlar da tamamen içi boş vaadlerdir. Komünizm, tarihte olduğu gibi bugün de

uygulandığı her yere kan, intikam ve dehşet saçmıştır.

Bunun en yakın örneği Kuzey Kore de gerçekleşti. Ülkenin

ikinci adamı sayılan ve aynı zamanda devlet başkanı Kim Jong-un un da amcası

olan Jang Song-Thaek vatana ihanet suçlamasıyla idam edildi. Üstelik de korkunç

bir şekilde köpeklerle idam olarak isimlendirilen ve kan donduran yöntemle

katledildi. Çin medyasının haberlerine göre Kim Jong-Un, amcasının ve beş

yardımcısının, üç gün boyunca aç bırakılan 120 köpeğin arasına atılmasını ve

paramparça edilerek öldürülmesini izledi. İşte bu, komünizmin zihniyetinin

nasıl hastalıklı bir ruh halini de beraberinde getirdiğinin çarpıcı bir

örneğidir.

Komünizm, ezilen insanların sözde kurtarıcısı olacağını

söyleyerek kitleleri kendine çeker, oysa insanın ruh sahibi bir varlık olduğunu

inkar eden ve onu adeta bir tür makine veya hayvan olarak gören komünizmin

insanların mutluluğunu, huzurunu, rahatını ve güvenliğini temel alan bir düzen

kurması imkansızdır. Aslında bu gerçeği komünist liderler de saklamamışlardır.

Örneğin Lenin; Vaadler tıpkı pasta kabuğu gibidirler, bunların yapılış

sebepleri eninde sonunda kırılmak içindir. demiştir. Lenin in de ifade ettiği

gibi komünistler bir devlet kurarlar ama içinde yaşayan vatandaşların hiç bir

hakları yoktur. Komünist sistemde, insana değer verilmediği gibi Zaten sürüde

çok insan var, bir tane kaybolsa bir şey olmaz mantığı geçerlidir. Af,

merhamet, vefa duygusu yoktur. Merhametten uzak insanlardan oluşan bir toplumun

ise huzur ve barış içinde olması elbette ki mümkün değildir. Tüm insanlık için

gerçek kurtuluş İslam dadır.  Ey iman

edenler, hepiniz topluca barış ve güvenliğe (Silm e, İslam a) girin ve

şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (Bakara

Suresi, 208)