Komünizmin son kalesi yıkılıyor mu? Kurulduğu andan itibaren karşı çıktığı Kapitalizme teslim mi oluyor?
Komünizmin çıkış ülkesi Rusya‘nın dağılmasından sonra diğer komünist ülkelerde hızlı bir değişim yaşanmıştı. Fakat Çin, bu değişime biraz geç başladı. Devasa nüfusuyla sanki bu geç kalmışlığını hızlı bir şekilde gidermek istiyordu.
Komünizmin son kalesi yıkılıyor mu? Kurulduğu andan itibaren karşı çıktığı Kapitalizme teslim mi oluyor? Komünizmin çıkış ülkesi Rusya‘nın dağılmasından sonra diğer komünist ülkelerde hızlı bir değişim yaşanmıştı. Fakat Çin, bu değişime biraz geç başladı. Devasa nüfusuyla sanki bu geç kalmışlığını hızlı bir şekilde gidermek istiyordu.
Amerika ve Avrupa‘daki teknoloji devi şirketler Çin‘deki düşük ücrete adeta hücum edercesine bu ülkeye yatırıma koşuyorlar. Yıllardır dünyada markalarını pekiştirmiş olan firmalar, fabrikalarını buraya taşıyarak daha ucuza üretip, daha çok kar elde etmenin hırsıyla yanıp tutuşuyorlar.
Bu sermaye akışı Çin‘i her alanda dünyada en çok üreten, en çok sermaye çeken, en çok ihracat yapan, en çok ithalat yapan, en çok gelişen ülke konumuna yükseltiyor. Bunun sonu nereye varacak diye düşünmeden edemiyorsunuz. Peki, Çin kısa sürede bunu nasıl başardı diye kendinize soruyorsunuz?
Her şey Çin‘in insan gücünde saklı bence. Çünkü kendi halkını adeta bir köle gibi çalıştırarak, diğer dünya halklarının ihtiyaçlarını üretiyorlar. Küçük yaştaki insanları, ailesinden 10-15 yıl için kiralayarak çalıştırıyorlar.
Çalışma şartları korkunç
Bir örnek vermek gerekirse yaklaşık 400 bin kişinin çalıştığı Foxconn‘un Shenzen fabrikalarındaki çalışma şartları, Çin‘in önde gelen haber sitelerinden Southern Weekend‘in yaptığı bir araştırma ile ortaya çıkmıştı. Bu site tarafından görevlendirilen bir kişi fabrikada işe girmiş ve işçilerin çalışma şartları hakkında bir rapor hazırlamıştı.
Zorunlu fazla mesai saatleri yasalarla belirtilenin çok çok üzerinde. Raporda yer alan şeyler ise gerçekten ürkütücü. Foxconn fabrikalarında işe girmek isteyen kişilere ayda 60 ile 100 saat arasında fazla mesai yapacağına dair bir sözleşme imzalatılıyordu. Bu süre, yasalarla belirlenen 36 saatten çok daha fazla. Ayrıca 900 yuanlık (yaklaşık 208 TL) maaşın şirketin dünya pazarındaki yeri ile kıyaslandığında çok düşük kaldığı da ortadaydı.
Tuvalet süresine kısıtlama
İşçilerin uzun saatler çalıştığı ve az para aldığı Çin‘de bir fabrika, bir adım daha öteye giderek çalışanlarının tuvalette geçirdikleri süreye de kısıtlama getirdi. Jiangsu vilayetindeki Nanchino adlı özel bir şirket, çalışanların her türlü hareketini izleyerek hatalarını yakalayan ve bunu yöneticilere bildiren yeni bir mekanizma oluşturdu. İşçilerden birinin hata yapması halinde alarm veren alet sayesinde çalışanları sürekli kontrol eden şirket yetkilileri, şaşırtıcı bir kısıtlamaya da izin Verdi. İşçilerin tuvalette ayda 400 dakikadan fazla kalmasına izin vermeyen şirkette ay sonunda yayımlanan bir rapor, tüm çalışanların tuvalette kalma süresini gösteriyor. Yerel basın kuruluşlarına ve bazı internet bloglarına göre, örneğin bu ay içinde bu süreyi 50 dakikadan az aşan 13 kişi sözlü olarak uyarıldı ve bunu bir daha tekrarlamaları durumunda her ekstra dakika için 1 yuanla cezalandırılacakları konusunda uyarıldı. Tuvalette 450 ila 499 dakika arasında vakit geçiren 5 kişiye 50 yuan ceza verilirken 512 dakika kalan bir kişiye ise sert bir uyarının yanı sıra 100 yuan para cezası verildiği ifade edildi.
Her şeyin kontrol altında tutulduğu fabrikada, işçiler yemekten önce ellerini yıkamadıklarında, yatakhaneden çıkmadan önce havalandırmayı ya da ışıkları kapamadıklarında, iş telefonlarını özel görüşmeler için kullandıklarında da ceza alıyorlar.
İhracattan tüketime geçiş
Çin ekonomik büyüme oranını, üst sıralara taşırken, bu süreçte büyümeye en önemli katkıyı yatırımlar ve tüketim yaptı. Bu aynı zamanda, Çin hükümetinin küresel krizin en yoğun yaşandığı dönemde uygulamaya koyduğu sektörel teşvik paketleri ile ihracata dayalı büyüme sürecinden tüketime dayalı sürece geçiş politikalarının doğru işlediği şeklinde yorumlanıyor.
Bazı temel veriler, bu süreci doğruluyor. Şöyle ki, yılın ilk üç ayında sabit kıymetler yatırımlarının yüzde 25,6, sanayi çıktısının yüzde 19,6, perakende satışların yüzde 17,9 artması ile araç satışlarının yüzde 70 oranında artışla 4,6 milyon adede ulaşması ve enerji tüketiminin yüzde 24 oranında artması bu süreci gösteren ekonomik veriler olarak karşımıza çıkıyor. Bu süreçte ayrıca, Çin‘in döviz rezervleri ilk 3 ayı sonunda 2.45 trilyon dolara ulaşmış bulunuyor. Öte yandan Çin, 2009 sonu itibariyle bin tonu aşan altın rezervleriyle en büyük altın stokuna sahip beşinci ülke konumuna geldi. Ayrıca ülkeye giren yabancı sermeye miktarı da yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,7 artarak, 23,4 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ancak tüm bu verilerin yanı sıra Mart ayı ve yılın ilk çeyreği Çin ekonomisi açısında bazı dikkate değer gelişmeleri de beraberinde getirdi. İlk olarak, 2004‘ten bu yana Çin ilk defa dış ticaret açığıyla karşılaştı ve bu açık 7.24 milyar oldu. Uzmanlar, Çin‘in önümüzdeki dönemde dış ticaret işlemlerinin fazla vereceğini ancak dış ticaret fazlasının makul seviyelerde gerçekleşeceğini belirtiyor. Bu sürecin, uzun yıllardan beri başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin değerlenmesi yönünde baskı yaptığı Çin‘in para birimi Yuan üzerindeki gelişmelere ve tartışmalara da yeni bir boyut getirecek.
Dış ticaret fazlası
"Dönemsel ve geçici" olduğu Çin makamlarınca belirtilen söz konusu dış ticaret açığının önümüzdeki aylarda tekrar fazlaya dönüşeceği belirtiliyor. Ancak yüzde 12‘ye yaklaşan büyüme oranının Çin ekonomisinin ısınmaya başladığının işaretleri olarak yorumlanıyor. Ancak, bu süreçte karar verebilmek için ikinci çeyrekteki büyüme oranının bilinmesi gerekiyor. Bu aşamada Çin ekonomisinin iki temel mesesi var. Bunlardan birincisi emlak piyasasının ve fiyatlarının aşırı şişmesi ile yüksek büyüme hızlarının gerçekleşmesi ve tüketici eğilimlerinin gelişmesi sonucunda enflasyon beklentisi.
Gelir arttı, enflasyon tırmanıyor
Çin‘deki en büyük 70 şehirdeki emlak fiyatları yüzde 9,5-yüzde 11,7 oranında arttı. Hükümetin kredileri azaltma ve emlak fiyatlarındaki artışı kontrol etme amaçlı politikaları ilk 3 ayda istenen sonucu vermedi. Merkezi hükümet bu süreçte yeni politikalar üzerinde çalışıp yakın dönemde uygulamaya koymayı hedefliyor.
Öte yandan enflasyonun beklentilerin üzerinde artması da fiyat hareketlerinin artış eğilimi içinde olduğuna işaret ediyor. Sonuç olarak küresel krizden çıkmada ilk ve en başarılı ülke olma özelliği gösteren Çin ekonomisi, yakın bir dönemde iç ve dış gelişmelerin etkisiyle, tüm dünya ekonomilerini etkileyecek yeni gelişmelerle karşı karşıya kalabilecek.





