Hani festival veya panayırlara gidersiniz, gayeniz iyi vakit geçirmek ve eğlenmektir. Orada, birçok değişik şey arasında mutlaka bir "Kırılgan Aynalar Salonu" veya çadırı vardır ve bu salonun her duvarında bir ayna bulunur. Bunların görevi her aynada kişiyi farklı ve değişik göstermektir. Kısacası hiç biri hakikati olduğu gibi yansıtmaz. İnsanlar çoğu zaman bu garip yansımalara ve çarpıklaşmalara çok gülerler. Dışarıya, hem şaşırmış hem de eğlenmiş olarak çıkarlar.
İşte, bugünlerde Türkiye de gelişen olaylar bu Kırılgan Aynalar Evi ndeki durumu andırmaktadır. Ama ne yazık ki, olayların gülünecek hiçbir yanı yoktur. Aslında, halk, tam da ne gördüğünü kavrayamamış durumdadır. Halk, gördüklerini ve gördüklerinin arkasındaki durumu kavramamış olabilir ama, olayları kasıtlı biçimde gösterenler, toplumu nereye yönlendirdiklerini çok iyi hesap etmektedirler. Şu anda Türkiye de gülünecek değil, ağlanacak ve hatta endişe edilecek durum mevcuttur. Herkes için acilen bu "Kırılgan Aynalar Evi"nden çıkma zamanı gelmiştir.
Çevirme Harekatı:
Ayrı zaman ve mekanlarda olmasına rağmen Türkiye de vukuu bulan ve onu direkt olarak ilgilendiren bazı olayları tespit etmekte yarar vardır:
- Kıbrıs ta sözde "Türkiye nin Eylem Planı" açıklanıyor ve derhal bir karşı atak yapılıyor ve Rum tarafının manevrası kazanıyor. Sonra AB tarafından verilen sözleri tutumak yerine, KKTC ye adeta sadaka gibi bir para gönderiliyor ve bu da büyük ölçüde Güney Kıbrıs ın kontrolü altına konuluyor. KKTC de tam bir mandalaştırma harekatı. Türklere, azınlık ve köleleştirme ruhu işlenmeye çalışılıyor.
- Ermenistan, 90 yıl önce Türklerle, Ruslar arasında yapılmış olan ve Türkiye nin Rusya ile olan Doğu sınırını belirleyen Kars Anlaşması nı tanımadıklarını ilan ediyor. Ermeniler, bunun geçerliliğinin kalmadığını ve kendilerinin Ağrı dağına kadar olan alanda talepleri olduğunu ilan ediyor. Bu küstahlığı gösteriyor.
- Türkiye içinde, Ermeniler den daha Ermeni kesilen "sahte ve yalancı liberaller" türüyor. "Soykırımını tanısak ne olur " gibisinden toplumu yumuşatma harekatı başlatılıyor.
- Türkiye içinde, Yunanlıları üstün ve haklı gören, "Kripto Rumlar" ve "işbirlikçiler ve çıkarcılar" koro halinde "halklar arası diyolog ve barış" şarkıları söylemeye başlıyor. AB sürecinde komşularımızla hiçbir problemimizin kalmaması gerektiğini savunuyorlar. Tabii, komşuların ne yapması gerektiğini söylemeyi unutuyorlar.
- Şemdinli de, ve Güneydoğu illerinde hiç anlaşılamayan sebeplerden dolayı olaylar çıkmaya başlıyor. Sebebi bilinmiyor, Yapanların çoğu, tutuklanamıyor. Tutuklananlar, doğru çıkmıyor, çıkan da kaçmayı başarıyor. Sonunda, bunları durdurmakla sorumlu olanlar da acaip iddialarla suçlanıp, töhmet altında bırakılıyor. Kısacası, herkes şaşkın, hem de tam şaşkın.
- Kuzey Doğu da ( Artvin, Hopa ve civarı) İngilizler büyük ölçekli toprak ve firma alışında bulunurken,
- İsrail, Güney de; Suriye Sınırında, "mayın temizleme ihalesini" ve 49 yıllığına bedavadan çiftçilik yapma hakkını almaya çalışırken, Türk firmalarına pek hak tanınmıyor. Türk firmaları dışardan figüran gibi olayları seyrediyorlar.