Bir bayram günü Peygamber Efendimiz mescidden çıkınca cıvıl cıvıl oynayan çocukları gördü.
Elbiseleri yırtık, başını iki eli arasına almış, hıçkıra hıçkıra ağlayan bir çocuk gördü. Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz, bu çocuğa yöneldi. Abdullah isimli bu çocuk daha küçük yaşta iken, babası savaşta şehit olmuş, annesi yeniden evlenince, üvey babası Abdullah‘ı evinde görmek istememiş, bu yüzden sahipsiz kalmıştı. Üstelik sabahtan beri yiyecek bir şey de bulamamıştı.
Yaratılmışların en güzeli ve en şefkatlisi olan Peygamber Efendimiz, yetim Abdullah‘ın yanına gitti. Arkadaşlarıyla niçin oynamadığını, niçin hıçkıra hıçkıra ağladığını sordu.
Abdullah üzüntüsünden Peygamber Efendimizi tanıyamamıştı.
"- Sorma amca, babam bir savaşta şehid düştü, anam yeniden evlendi. Üvey babam beni istemedi. Yapayalnız kaldım. Ne yiyecek bir dilim ekmeğim, ne giyecek yeni bir gömleğim var. Bu yüzden arkadaşlarıma katılamıyorum" dedi.
Peygamber Efendimizin mübarek gözleri doldu ve yetim Abdullah‘a:
"- Peki Abdullah, sen Hasan ile Hüseyin‘e kardeş olmak ister misin?" diye sordu.
Hasan ile Hüseyin ismini duyan yetim Abdullah, Bunların Peygamber Efendimizin torunları olduğunu hatırladı ve:
"- Tabi isterim" cevabını verdi.
Peygamber Efendimiz bu sefer:
"- Fâtıma‘ya evlât, Peygamber‘e torun olmak ister misin?" sorusunu yöneltti yetim Abdullah‘a:
Abdullah hemen cevap verdi:
"- Evet, hem de çok isterim." Peygamber Efendimiz, yetim Abdullah‘ın elinden tutarak:
"- Öyleyse yürü bize gidelim, bundan sonra benim torunumsun..." dedi.
Abdullah Peygamber Efendimizin ellerine sarılıp öptü. Birlikte eve gittiler. Abdullah‘ın karnı aylardan beri ilk defa güzelce doydu. İlk defa yeni elbiseler giydi. Ve Peygamberimizden izin alıp tekrar çocukların arasına döndü. Ama bu sefer kenardan seyretmiyordu. Oyuna katılmış, onlar gibi hoplayıp zıplamaya başlamıştı. Çocuklar bu değişikliği merak edip Abdullah‘a sordular:
"- Ey Abdullah, bir saat önce ağlıyordun, üstün başın dökülüyordu, şimdi bakıyoruz yeni elbiseler giydin, aramıza katılıp oynuyorsun. Sebebi nedir?"
Abdullah halinden memnun olarak gülümsedi ve:
"- Yerimde olsaydınız siz de sevinirdiniz. Ben, Hz. Ali ile Hz. Fâtıma‘ya evlâd, Hasan ile Hüseyin‘e kardeş, Peygamber Efendimize torun oldum" karşılığını verdi.
Çocuklar hasretle iç çektiler. Bir ağızdan şöyle dediler:
"- Keşke biz de senin gibi yetim ve öksüz kalsaydık da, Peygamber torunu olma şerefini kazansaydık. Seni kıskanıyoruz Abdullah."




