Vatandaşın gözü çarşı pazardaki ateşi söndürecek müjdeli bir haber ararken, küresel piyasalardan peş peşe düşen raporlarla hesaplar bir kez daha şaştı.
İran hattında patlak veren krizin küresel enerji maliyetlerini yukarı çekmesi, Ankara'nın enflasyonla mücadelesine ağır bir darbe vurdu.
Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararının hemen ardından Türkiye tablosunu güncelleyen uluslararası devler, ufukta oldukça zorlu bir dönemin işaretini verdi.
Sokaktaki milyonlar düşen alım gücüne çare beklerken, yabancı kurumlar yakın vadedeki faiz indirimi hayallerini tamamen rafa kaldırdı.

JPMorgan'dan Şahin Yorum ve Yeni Rakamlar
TCMB'nin politika faizini yüzde 37'de sabit tutması ve 2 Mart'taki hamleleriyle efektif faizin yüzde 40'a tırmanması, JPMorgan cephesinde 'şahin' bir duruş olarak kaydedildi.
Beklenen olmadı ve banka 22 Nisan'daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı için masada tuttuğu 100 baz puanlık indirim öngörüsünü hızla geri çektiğini bildirdi. Raporda, jeopolitik krizin derinleşmesi halinde yeni bir faiz artırımının bile ihtimal dışı olmadığı vurgulandı. Kurum, 2026 yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 31'den yüzde 32'ye taşırken, enflasyon beklentisini ise yüzde 25'ten yüzde 26,4'e fırlattı. Sıkı para politikasının faturası olarak Türkiye'nin büyüme tahmini yüzde 4,4'ten yüzde 4'e düşürüldü. Cari açık beklentisi ise kabaran enerji maliyetleriyle 35 milyar dolardan 42 milyar dolara yükseltildi.

HSBC'nin Petrol Vurgusu ve Çarpıcı Gıda Uyarısı
HSBC raporunda da benzer bir karamsar tablo çizilirken, faturanın halka yansımasına dair kritik detaylar aktarıldı.
Banka ekonomistleri, daha önce varil başına 65 dolar olan petrol varsayımını 80 dolara çıkardıklarını ifade etti. Bu sarsıcı maliyet tırmanışının ardından 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 21'den yüzde 23 seviyesine güncellendi. Akaryakıttaki fiyat artışının hükümetin vergi düzenlemeleriyle pompaya yüzde 0.2 gibi sınırlı bir oranda yansıtılabileceği, lakin emtia fiyatlarındaki bu yangının gıda etiketleri üzerinden yaratacağı dolaylı tahribatın çok daha belirgin olacağına dikkat çekildi. Yabancı sermaye çıkışlarının durması ve döviz rezervlerinin istikrara kavuşması şartıyla, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine ancak 2025 yılının ikinci yarısında dönebileceği öngörüldü.



