Bismillâhirrahmânirrahîm;
BAYRAMLAR oldukça bereketli günler… Saadet Partisi de “bayramlaşma”yı fırsat bilerek kadrolarıyla bir araya geldi. Genel Merkezleri de 15 ayrı siyasi partinin “buluşma noktası” oldu. Siyasetin nabzı Saadet Partisi’nde attı. Bayramlaşıldı, tanışmalar oldu. Genel Başkan Temel Karamollaoğlu da Ankara teşkilâtı ile yüz yüze; aynı anda diğer il ve ilçe teşkilâtları ile zoom üzerinden bayramlaşmaya katıldı.
Bilge Başkan bayramlaşma konuşmasında, “Millî Görüşçülük bir idealdir, babadan oğula geçmez, lâfla peynir gemisi yürümez, ülkeyi en güçlü ve müreffeh hale getirmek Saadet Partisi’nin işidir” diyerek bazı çözümlerini açıkladı: “Emin olun, biz iktidara gelsek, bugünkü engellerin tamamı ortadan kalkar. Biz o sarayda 1 gün oturmayız. Günlük masrafı 1 milyar tutuyor.” (18.06.2024)
Genel başkan yardımcıları ve Saadet’li milletvekilleri de yurdun çeşitli yerlerinde kadroları ve vatandaşlarla bayramlaştı. Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Trabzonlu hemşehrileri ile birlikteydi. Bayramlaşma toplantısında, TBMM’de ve Meclis Grubu’nda yaptıkları çalışmaları anlattı. Grup kurmanın TBMM’de etkili olmaya yol açtığını söyledi. 265 kişilik AKP Grubu’yla, 20 kişilik grubun söz hakkının aynı olduğunu belirtti: “Bu yoldan davamızı, görüşlerimizi anlatabiliyoruz.”
“Kanun tekliflerinde gruplar konuşur; iktidar bloğu her ne olursa olsun, “grup kararı”na uydukları için sonuç değişmez; onların dediği olur. Son 1 yılda muhalefet 1.384 önerge verdi; hiçbiri kabul edilmedi. Sesimizi duyurup vicdanlarımızı rahatlatmak için Meclis’teyiz” açıklamasını yaptı.

KORKUNÇ İMTİYAZLAR
MEHMET Atmaca, sistemin milletvekillerine büyük imtiyazlar ve kolaylıklar sağladığını; onlarda da bu nimetleri kaybetmemek adına, o makamlarda devamlı kalmak isteği oluşturduğunu hatırlattı. “Milletvekili, bakan ve üst düzey bürokratların millet, vatan, hukuk diye bir meseleleri yok. Bütün meseleleri, devletin kendilerine sunduğu imtiyazları devam ettirmektir” ifadelerini kullandı. Milletvekillerinin bazı haklarını ise şöyle sıraladı:
“Milletvekili ücretlerini biliyorsunuz! İki yılda emekli oluyorsunuz. Bütün suçlardan muafsınız. Yalnız orman yaktığımız zaman içeri atılırız. İnsan da vursanız, içeri alınmıyorsunuz. Trafik suçu yok, harç yok, ceza yok. İstediğiniz yere gidiyorsunuz. Bütün dünyaya git, masraflar devletten. İnsanlar size itibar ediyor, hürmet gösteriyor. Vekil, bakan, bürokrat olunca hayat çok kolay! Hiçbir sıkıntı yok. Bütün mücadele, kolay hayatın devam etmesi için! Milletin derdi, vatan; hepsi hikâye!
Telefon görüşmemizde Sayın Atmaca, “Bu gidişatta Allah’ın rızası yok; diyerek, bu haliyle sistemden ümidimi yitirdim. Yapılan görevin zahmetine katlanacak insanlar gerekiyor. Hakkıyla görev yaptığımdan endişeliyim” sözlerini etti. Çıkış yolu olarak da Millî Görüş’ün iktidar olmasını, Allah’tan korkan, âhiret hesabını düşünen insanların göreve gelmesini istiyordu.
Asil olan milletle, milletin vekili arasındaki farkı görüyor musunuz? Gerçekte, ülkenin sorunları, asil ve vekille birlikte çözülmeli, değil mi? Zorluklar birlikte aşılmalı; nimetler âdil olarak paylaşılmalıdır. Ama, asille vekil arasında uçurum denilecek ölçüde sosyolojik farklılıklar varsa, bu güzellikler gerçekleşmez.
MİLLÎ GÖRÜŞ ÇÖZÜMÜ
MECLİS tüzüğünün milletvekiline sağladığı imtiyazlar anlatılanın da ötesindedir. Sayın Atmaca, “Daha üstleri var bu işin” diyerek ekliyor: Grup başkanlığı, grup başkan vekilliği, divan üyeliği, divan kâtipliği, komisyon başkanlıkları ve üyelikleri gibi… “Ek görevlerin ek imtiyazları getirdiğini” anlatıyor. Bunların başında, yakıtı devletten olan “makam arabaları” geliyor.
Milletvekilinin her cezadan muaf olması büyük haksızlıktır. Çıkarılan yasalar milletvekili için de “bağlayıcı” olmalıdır. Hz. Peygamber (S.A.V.), Allah’ın emrettiklerine önce örnek olmak üzere kendisi uydu; sonra da diğer insanların da uymasını istedi. Kanun koyucu, yasayı ilk önce kendisi uygulamalı ki, eksiklikleri varsa fark etsin ve düzeltmeye çalışsın. Yasaklardan muafiyet empati duygusunu yok ediyor.
Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’yı tebrik ediyorum. Tüzüğün öngördüğü imtiyazlardan kendisinin de faydalanması imkânı varken, bunu haksızlık olarak görüyor; bu uygulamanın âdil bir şekilde değiştirilmesini istiyor. Mevcut sistemin insanları şımarttığını; âdil olmadığı için de toplumun huzurunu bozduğunu anlatıyor.
Sorun, yürürlükteki sistemin âdil olmayışındadır. Yanlışlıklarla bir yere varılamayacağı açıktır. Millî Görüşçülerin 55 senedir “âdil düzen”, “âdil ekonomik düzen” söylemlerinin önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Sistem eğri ise, sonuçları da eğri oluyor. Eğri cetvelle doğru çizgi çizilemiyor. Türkiye, daha çok sistemin yanlışlıklarına kafa yormalı ve bu yanlışlıklar da en kısa zamanda düzeltilmelidir.
