Kuzey Anadolu Fay Hattı'na yakınlıkları ve zayıf zemin yapıları nedeniyle Avrupa Yakası'ndaki üç ilçe kırmızı alarm veriyor. İşte depremde en yüksek risk altında olan o 3 kritik nokta...
1. AVCILAR: SIVILAŞMA TEHLİKESİ VE KIYI ŞERİDİ RİSKİ
Avcılar, 1999 Gölcük depreminde de İstanbul'da en büyük yıkımın ve can kaybının yaşandığı yerleşim yerlerinden biriydi. Uzmanlar, ilçenin Marmara Denizi'ne ve Küçükçekmece Gölü'ne bakan kıyı kesimlerindeki zemin yapısına dikkat çekiyor. Ambarlı ve Haramidere gibi noktalarda zeminin gevşek yapısı, olası bir sarsıntıda "sıvılaşma" riskini en üst düzeye çıkarıyor. Fay hattına olan fiziki yakınlık, Avcılar'ı depremin sarsıntı şiddetini en yoğun hissedecek alanların başında konumlandırıyor.
2. KÜÇÜKÇEKMECE: ALÜVYON ZEMİN VE GÖL HAVZASI
Risk haritasının ikinci sırasında Küçükçekmece yer alıyor. Özellikle Küçükçekmece Gölü'nün doğusundaki Nakkaşdere alüvyonları ve Kanarya (Firuzköy) kıyıları büyük bir sismik tehdit altında bulunuyor. Yerbilimciler, bu bölgelerdeki alüvyonlu (gevşek kum ve çakıl) zeminin, deprem dalgalarını büyüterek binalara yansıtma özelliğine sahip olduğunu belirtiyor. Yeraltı su seviyesinin yüksek olması ve toprağın yumuşak yapısı, sarsıntının yıkıcı etkisini doğrudan katlıyor.
3. ZEYTİNBURNU: AYAMAMA DERESİ VE YOĞUN YAPILAŞMA
Yoğun nüfusuyla dikkat çeken Zeytinburnu, hem eski yapı stoku hem de Ayamama Deresi çevresindeki zemin koşulları sebebiyle en tehlikeli üçüncü nokta olarak öne çıkıyor. Dere yatağında bulunan zayıf tabaka, şiddetli bir deprem anında sıvılaşarak binaların taşıma kapasitesini aniden kaybetmesine yol açabiliyor. Bölgedeki kentsel dönüşüm çalışmaları devam etse de, özellikle sahil bandı ve dere yatağına yakın konumlanan mahalleler haritada kırmızı kodla işaretleniyor.
UZMANLARDAN 'PARSEL BAZLI' KONTROL UYARISI
Yerbilimciler bu üç ilçenin genel zemin yapısının dezavantajlı olduğunu belirtirken, çok önemli bir detayın da altını çiziyor. Tehlike sadece ilçenin genel konumundan değil, binanın tam olarak oturduğu parselin zemininden ve inşaat kalitesinden kaynaklanıyor. Bu nedenle vatandaşların sadece bölgesel genellemelere bakarak hareket etmemesi, oturdukları binanın parsel bazındaki zemin etüt raporlarını ve karot testlerini mutlaka yaptırmaları hayati önem taşıyor.





