Birkaç gün önce Mısır da bir mahkemenin HAMAS ı terör
örgütü ilan etmesi gazetelere yansısa da gerektiği gibi bir yankı bulmadı. Daha
önce HAMAS ın İzzeddin Kassam Tugayları kanadının terör örgütü listesine
alındığı Mısır da bu defa HAMAS ın aynı şekilde nitelendirilmesi Mısır da da
tartışmalara sebep oldu. Ne var ki, Mısır da darbeciler yönetimi ele aldıkları
ilk günden Gazze nin nefes borusu mesabesindeki dünya ile iletişim sağladığı tünelleri kapatmışlar,
Filistin ve HAMAS konusundaki niyetlerini ortaya koymuşlardı. Bu defa HAMAS
hakkında alınan karar ile Mısır daki HAMAS üyelerinin mallarına el konulması ve
Gazze nin muhtemel bir operasyonun hedefi haline gelmesi de gündemde görülüyor.
HAMAS Sözcüsü
Fevzi Berhum alınan bu kararın İsrail in çıkarlarına hizmet ettiğini
belirterek, Mısır artık Filistin meselesinin tarafsız ve temiz bir gözetmeni
olma vasfını yitirdi şeklinde nitelendiriyor. Kısacası bu son karar ile Mısır
yönetiminin Filistin konusunda İsrail ile aynı çizgide olduğunu, hatta bir adım
daha ileri geçerek İsrail adına HAMAS a karşı tetikçiliğe soyunduğunu söylemek
yanlış olmaz. Meseleye bu açıdan bakıldığında darbecilerin ABD ve İsrail ile
birlikte hareket edecekleri yönünde bir mutabakatın ardından darbeyi
gerçekleştirdiklerini düşünmek abartı olmayacaktır.
Çünkü Filistin de seçimlere giren hatta hükümetin
kurulmasında koalisyon ortaklığı yapan HAMAS ın Mısır da terör örgütü olarak
ilan edilmesi darbe konusunda kendilerine destek verenlere ödenen bir bedel ve
verilen sözlere uyulması olarak görülebilir. Kaldı ki, Mısır ın darbeci yöneticileri
daha önce de HAMAS ın Mısır daki faaliyetlerinin yasaklanmasına ve ülkede
bulunan merkezlerinin kapatılmasına karar vermişti.
Kısacası, Mısır yönetimi HAMAS ı değil İsrail i
destekliyor. Mazlum Müslüman kardeşlerine karşı işgalci Siyonist İsrail i
tercih etmektedir. Sanıyorum bunun sağlıklı bir izahı olamaz. Olsa olsa bu
dünyada belli bir makama gelebilmek ve bu konumunu sürdürebilmek için Müslüman
kardeşlerini arkadan vurmak olarak nitelendirilebilir.
İşin bir başka boyutu ise İslam dünyası sömürgeci küresel
güçler tarafından öyle bir cendereye sokulmuş ki, insanlar etraflarında nelerin
olup bittiği ile bile doğru dürüst ilgilenemiyorlar. Böylece özellikle Ortadoğu
bir avuç Siyonist in insafına terk edilmiş durumda. Böyle olunca da İslam dünyasının
karmaşa içinde bir kan gölüne çevrilmiş olmasını İsrail i rahat bırakmak adına
yandaşları tarafından gerçekleştirildiğini söylemek yanlış olmaz. İslam
dünyasının bir taktım farklıklar bahane edilerek birbirlerini öldürmekten
kurtulması, ele ele vererek bir güç haline gelmeleri gerekiyor. Bu yapılamadığı
sürece sömürgeci güçlerin İslam dünyasında at koşturmalarını seyretmenin
ötesinde yapılacak bir şey kalmıyor.
Müslümanların sömürgeci Siyonist ve Haçlıların değil
birbirlerinin kardeşleri olduklarını hatırlamaları ve buna uygun hareket
etmeleri sanıyorum sadece İslam dünyasının değil, tüm dünyanın huzuruna vesile
olacaktır.