Lübnan sınırında silahların susması beklenirken, güneyden gelen haberler harita üzerindeki anlaşmaların sahada karşılığı olmadığını bir kez daha gösterdi. Sur kentine bağlı Deyr Kanun en-Nehr beldesinde dün akşam saatlerinde gerçekleşen hava saldırısının oluşturduğu yıkım, gün ağarınca tüm çıplaklığıyla ortayla çıktı. Yüzyıllardır aynı topraklarda yaşayan ve göç etmeyi kabul etmeyen bir aile, saniyeler içinde katledildi. Bölgeden gelen ilk görüntülerde, iki katlı betonarme yapının tamamen moloz yığınına döndüğü, çevredeki araçların ise demir yığını haline geldiği kaydedildi.
"İsrail Ölüm Makinesi İş Başında"
Saldırının hemen ardından sivil savunma ekipleri ve belde halkı elleriyle enkazı kazmaya başladı. Gece boyu süren hummalı çalışmaların ardından acı tabloyu netleştiren Deyr Kanun en-Nehr Belediye Başkanı Ali Kusayr, hedef alınan evde tam bir trajedi yaşandığını vurguladı. Kusayr, "Katliamda başka aileden ölenlerle birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 13'e ulaştı" sözleriyle bilançonun ağırlaştığını aktardı. Enkazdan iki kişinin yaralı olarak çıkarıldığını belirten Belediye Başkanı, yaralılardan birinin özel ihtiyaç sahibi bir kız çocuğu olduğuna dikkat çekerek, "Bu durum İsrail ölüm makinesinin amacını net şekilde gösteriyor" dedi. Beldenin bir başka noktasında ise üç cansız bedenin daha hâlâ yıkıntılar altında olduğu tahmin ediliyor.
Sadece Topraklarını Korumak İstemişlerdi
Saldırıdan şans eseri sağ kurtulan belde sakinlerinden Hasan Hariri, bombalanan yapının tamamen sivillere ait olduğunun altını çizdi. Hariri, "Hedef alınan ev herhangi bir askeri olguyu barındırmıyordu. Aile, atalarından beri bu topraklara kök salmıştı ve tüm risklere rağmen beldelerini terk etmeyi reddediyordu" diyerek yaşananların bir askeri gereklilik değil, cezalandırma olduğunu ifade etti. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise ilk saatlerde yaptığı açıklamada, ölenlerden 3'ünün çocuk, 3'ünün ise kadın olduğunu duyurmuştu.
Uluslararası Sessizliğe İsyan
Yıkım bölgesine gelerek incelemelerde bulunan Emel Hareketi Milletvekili Ali Haris, yaşananları açık bir "insanlık suçu" olarak nitelendirdi. İsrail'in hiçbir uluslararası sözleşme ve teamülü dikkate almadığını belirten Haris; Arap Birliği, Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne seslenerek bu barbarlığın hesabının mutlaka sorulması gerektiğini kaydetti.
17 Nisan'da yürürlüğe giren ve son olarak 45 gün daha uzatılan ateşkes anlaşması, Lübnan halkı için kağıt üstünde kalmaya devam ediyor. İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana gerçekleştirdiği ihlaller ve saldırılar nedeniyle, sözde barış döneminde hayatını kaybedenlerin sayısı 31 kişi daha artarak 3 bin 73'e ulaştı.




