Diplomasi masasında atılan kurumuş imzaların mürekkebi bile solmadan sahadan yine kara haberler gelmeye başladı. Bir milyonu aşkın sivilin evinden koptuğu, 4 binden fazla insanın can verdiği Lübnan'da, savaşın bittiğine dair cılız umutlar bir kez daha namluların gölgesinde kaldı. Çerçeve anlaşmasıyla nihayet derin bir oh çekmeyi bekleyen sınır halkı, güne savaş uçaklarının kulakları sağır eden gürültüsü ve top atışlarıyla uyandı.

Ateşkesin Gölgesinde Ağır Yıkım

Lübnan resmi ajansı NNA'nın geçtiği son dakika raporlarına göre, İsrail savaş uçakları Sur kentine bağlı Mansuri beldesini doğrudan hedef aldı. Havadan ölüm yağarken karada da tablo pek farklı seyretmedi. İsrail askerlerinin, Beytü's-Seyyad beldesi yönüne makineli tüfeklerle göz açtırmayan bir ateş açtığı, insansız hava araçlarının ise Mansuri ve Beraşit semalarında dolaşarak ses bombalarıyla halka korku saldığı aktarıldı.

İşgal altındaki Bint Cubeyl ilçesinde ise tam bir felaket senaryosu yaşanıyor.

Aylardır süren ablukanın ortasında ayakta kalmaya çalışan Saf el-Heva Mahallesi'nde koca bir konut kompleksi iş makineleriyle yerle bir edildi. Bölge ekonomisinin can damarlarından biri olan Bint Cubeyl Modern Zeytin Sıkım Tesisi ve çevresindeki evlerin tamamen yıkıldığı kaydedildi. Göz göre göre devam eden bu altyapı kıyımı, kafalarda ateşkesin sadece kağıt üzerinde mi kaldığı sorusunu yankılatıyor.

Müzakere Masasında Neler Yaşandı?

Sahadaki kanlı bilançoya tezat olarak, geçtiğimiz aylarda ardı ardına diplomatik manevralar yapılmıştı. İsrail'in 2 Mart'ta başlattığı ve köyleri işgal ettiği o yoğun saldırı dalgasının ardından, 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük bir ateşkese varılmıştı. Bu mola, ABD Başkanı Donald Trump'ın 24 Nisan'da kameralar karşısına geçip yaptığı açıklamayla üç hafta daha uzatılmıştı.

Trafik burada kesilmedi.

ABD arabuluculuğunda 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen üçüncü tur görüşmeler meyvesini vermiş ve 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün daha devrede kalacağı duyurulmuştu. Bölgedeki tansiyonu asıl düşüren hamle ise 14 Haziran'da geldi; İran ve ABD, Pakistan'ın devrede olduğu bir kanalla, savaşın durdurulmasını kapsayan 14 maddelik tarihi bir mutabakata imza attı. Süreç, Washington'da doğrudan yürütülen beşinci tur müzakerelerin ardından 26 Haziran'da Lübnan ve İsrail arasında resmen bir çerçeve anlaşması imzalanmasıyla zirveye ulaşmıştı.

Ancak Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı, mart başından bu yana 4 bin 328 kişinin hayatını kaybettiği o acı tablo, sahadaki gerçekliğin çok daha karanlık olduğunu kanıtlıyor.

Diplomatik zafer nidalarının yerini yeniden bomba ve siren seslerine bıraktığı sıcak bölgede, gözler şimdi doğrudan Washington'dan ve garantör aktörlerden gelecek acil açıklamalara çevrilmiş durumda.

Kaynak: Haber Merkezi