Haftalardır Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren çatışmaların ardından tüm dünyanın umutla beklediği barış masası kelimenin tam anlamıyla darmadağın oldu.

Milyonlarca insanın gözü kulağı İslamabad'dan gelecek o müjdeli habere kilitlenmişken, kapalı kapılar ardında yaşanan kriz sokağa taştı.

Altı haftalık yıkımın ardından sağlanan o incecik ateşkes ipi kopmak üzere ve bölge ülkeleri diplomasinin iflas ettiği bu kritik eşikte namlular yeniden birbirine çevrildi.

21 Saatlik Görüşme Neden Çöktü?

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran heyeti arasındaki tarihi temasın hiçbir uzlaşma sağlanamadan bittiği aktarıldı. Görüşmelerin kilitlendiği ana noktanın ise nükleer program olduğu vurgulandı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın o sert sözleri tansiyonu iyice tırmandırdı. Kalibaf, "Önceki iki savaşın tecrübeleri nedeniyle karşı tarafa güvenimiz yok" diyerek ABD'nin kendilerini daha önce masada vurduğunu hatırlattı. İranlı yetkilinin, "Eğer savaşırsanız savaşırız ve eğer mantıkla yaklaşırsanız, biz de mantıkla karşılık veririz" şeklindeki ifadeleri kaydedildi. Masaya sunulan 168 ayrı girişimin de krizi çözmeye yetmediğine dikkat çekildi.

Trump'tan Çin'e Ağır Gümrük Tehdidi

Masadan istediklerini alamayan ABD Başkanı Donald Trump, faturayı ağır keseceklerinin sinyalini verdi. Fox News ekranlarında konuşan Trump, nükleer emellerinden vazgeçmemesi halinde İran'a yeni bir saldırı düzenlenebileceğini dile getirdi.

Hürmüz Boğazı'nda başlayacak ablukaya NATO ve Körfez müttefiklerinin de katılacağını öne süren Trump'ın hedefinde Çin de vardı. Tahran yönetimine silah sağlayan ülkelere yüzde 50 gümrük vergisi uygulayacaklarını belirten ABD Başkanı'nın sözleri küresel piyasaları tedirgin etti. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun sözlerine atıfta bulunarak, "Biz büyük kardeşiz, onlar ise küçük kardeş" demesi dikkatlerden kaçmadı.

Körfez'de Silahlanma Paniği Başladı

Amerika Birleşik Devletleri cephesinden ardı ardına tehditler savrulurken, bölgedeki müttefiklerin farklı bir hazırlık içinde olduğu ortaya çıktı. Altı hafta süren aralıksız bombardımanın ardından hava savunma stokları tükenen Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin panikle yeni rotalar çizdiği ifade edildi.

ABD'nin Patriot füzelerini teslimatındaki yıllar süren gecikmeler bardağı iyice taşırdı.

Washington yönetiminin tedarikte yetersiz kalmasıyla Arap başkentlerinin gözünü Güney Kore ve Ukrayna'ya çevirdiği aktarıldı. Suudi Arabistan'ın Güney Koreli şirketlerden orta menzilli M-SAM sistemlerini acil olarak talep ettiği, Katar ve BAE'nin ise Kiev ile önleyici dron anlaşmaları için masaya oturduğu vurgulandı. İngiliz savunma şirketlerinin de acil teslimat kodlarıyla devreye sokulduğu gelen bilgiler arasında.

Diplomasinin tamamen rafa kalktığı ve cephaneliklerin yeniden doldurulduğu bu karanlık tabloda, gözler şimdi Hürmüz Boğazı'nda ateşlenecek o ilk kıvılcıma kilitlendi.

Kaynak: Haber Merkezi