ASLINDA ABD’nin bölgemize yönelik plan ve eylemlerinin hiçbir gizli yönü yok ama nedense toplum olarak işin aslını öğrenme yönünde bir gayretimiz olmayınca sanki olayları sır perdesinin gerisinde kalmış gibi izliyoruz. Böyle olunca da özellikle ABD tarafından her açıklama bir gerçeğin ifadesiymiş gibi algılanıyor. Söz gelimi aylar önce gündeme bir eğit-donat projesi getirildi. Hatta Türkiye’de sembolik sayıda ÖSO mensubu eğitilerek Suriye’ye gönderildi. Ne var ki; eğitilip donatılanlar(!) Suriye’ye girer girmez devre dışı bırakıldı. Böyle olunca da eğit-donatın işe yaramadığı/yaramayacağı gerçeği ile yüz yüze geldik. Ya eğitimini doğru yapamadık ya da gerektiği gibi donatamadık. Eğer eğitim ve donatım tam olarak gerçekleştirilmiş ise eğittiklerimizi yanlış seçmiş olabiliriz. Böyle olunca da ABD’nin eğit-donat projesini bir kenara iterek Suriye’de karada eskiden olduğu gibi YPG’yi kullanma düşüncesi yeniden canlandı. Belki de eğitilip donatılarak Suriye’ye gönderilenlerin kısa zamanda devre dışı bırakılması da ABD’nin planının bir parçasıydı. Çünkü ABD’nin derdinin Esad olmadığını, YPG’ye geniş bir alan açarak Suriye’nin bölünmesinde onlara yer tahsisi olduğu biliniyor.

Bu arada gazetelere intikal eden iki habere de okuyucularımın dikkatini çekmek istiyorum. İlk haber “tarihi itiraf” olarak nitelendirilen, “IŞİD’i ABD büyüttü” başlığı altında yer alan ABD Savunma Bakanlığı İstihbarat Dairesi eski Bakanı Flynn’e ait açıklama. Flynn açıklamasında IŞİD tehlikesini 2012 yılında fark ettiklerini ancak hükümetin kasıtlı olarak bunu görmezden geldiğini söylüyor. İkinci bir haberde ise ABD’nin eğit-donat yerine IŞİD’e karşı savaşta karada YPG’yi kullanacağı belirtiliyor. Bu haberlerle birlikte medyaya yansıyan bir başka haberde ise Türkiye’ye ABD’nin PKK ve IŞİD’e karşı mücadelede tam destek vereceğinin açıklandığı belirtiliyordu.

Üç haberi birlikte düşündüğümüzde at izinin it izine özellikle karıştırıldığını düşünmek ve söylemek yanlış olmaz sanıyorum. IŞİD’i büyüten ABD olduğuna göre bugün bu terör örgütü ile mücadelede Türkiye’ye tam destek verileceğin açıklamasının ciddiyeti kalır mı Bir başka husus ise YPG ile ilgili. YPG’nin PKK’nın Suriye’deki kolu olduğu gerçeği ile ABD’nin YPG’yi kara gücü olarak kullanmasının ne anlama geldiğini herkesin yeniden değerlendirmesi gerekmez mi

Bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde aynı haberlerin hemen yanı başında ABD yetkililerine dayanılarak verilen, “Gündemde harita değişikliği yok” şeklindeki haberin inandırıcılığı kalır mı

Artık açıkça görülüyor ki, bölgemiz ülkelerinin parçalara ayrılması yönündeki plan alenen uygulamaya konulmuştur. Bunun ilk adımı Irak’ta atılmış, arkasından Suriye gündeme gelmiş, bunu Yemen takip etmiştir. Suriye’deki sıkıntının sebebi ABD’nin 4 yıldan beri Esad’dan vazgeçememiş olmasıdır. Yani, Suriye’nin bir parçasında Esat’ın varlığını sürdürmesi düşüncesi buradaki mücadeleyi çıkmaza sokmuş. Ancak artık ABD’nin düşüncesi netlik kazanmaya başlamıştır. Belli ki ABD bölgemizdeki ülkelerin parçalanmasını terör örgütlerine havale etmiştir. Bu bakımdan bölgemizde faaliyet gösteren terör örgütlerinin adının ne olduğu fazla bir anlam ifade etmiyor. Çünkü ABD için tüm terör örgütleri taşeron olarak aynı işlevi görüyor.