Bölgemizde yaşanmakta olan istikrarsızlıklar yüzünden,
Osmanlı Devleti nden bağımsızlıklarını kazanan ülkelerin, hâlâ kendi
iradelerini yansıtabilecekleri gelişmelerin daha hiç bir zemine oturamadığı bir
gerçektir. Osmanlı Devleti nin çöküşüyle birlikte, Batı nın politik ve ekonomik
hedefi haline gelen bu devletler, yaşanmakta olan çıkar savaşları yüzünden sürekli
istikrarsızlıklara düçar olmaktadırlar. Burada süregelen iç hesaplaşmalar ve kardeş kavgaları bir
türlü son bulamazken, buhranlar ve istikrarsızlıklar ise aynı hızla devam
etmekte ve çığ etkisiyle büyümektedir.
Burada bir hususa dikkat çekmek gerekirse, Osmanlı nın
külleri üzerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti için de benzer planların da zaman
zaman uygulanmaya konulduğu bilinen bir gerçektir. Şöyle ki; 1919 da,
İngiltere nin Bağdat Başkomiseri Albay Wilson ın önerisi ile İngiltere nin
himayesinde bir Kürdistan Devleti nin kurulması için Edward William Charles
Noel in Güneydoğu daki faaliyetleri ve sonuçları bilinmektedir. İngiltere,
sorunlu Kerkük ve Musul a el koymak için Türkiye yi sürekli olarak köşeye
sıkıştırmaya ve zoru gösterip Kerkük ve Musul konusunda geri adım attırmaya
çalışıyordu. Bunu gerçekleştirirken Kürt kartını koz olarak kullanmaya
çalışıyordu.
Burada dikkat çeken ve şimdiki IŞİD olayına ışık
tutabilecek bir olay da 1921 ve 1925 arasında vuku bulmuştur. Mısır Prensi
Muhammed Said Kakelo (nam-ı diğer Zerdeçéno), İngiltere tarafından Kürdistan
Emiri olarak dünyaya tanıtılmış ve bu zat ABD ye yaptığı ilk ziyarette büyük
itibar görerek, dönemin ABD Başkanı Warren G. Harding tarafından 18 Nisan
1921 de ilginç bir tesadüfle, Afganistan Sultanı Prenses Fatima ile birlikte
renkli şekilde (picturesque) ve çok nadir bir uygulama ile Kırmızı Salon da
ağırlanmıştır.
Zerdeçéno, 24 Temmuz 1923 Lozan Anlaşması na kadar
ihtiyaten İngiltere ve Fransa da konuk edilmiş ve büyük itibar görmüştür.
1925 te Güneydoğu da yaşanan Şeyh Said ayaklanması üzerine yeniden harekete
geçen Prens Zerdeçéno, ABD nin desteğini almak üzere 15 Mart 1925 te Celtics
adlı buharlı gemiyle geldiği Amerika dan White Star adlı buharlı gemiyle
İngiltere ye geri iade edilmiş, İngiltere ise onu yeniden sınır dışı ederek
ABD ye iade emiştir. Fransa nın onu kabul edeceğini açıklaması üzerine,
Majestic adlı gemiyle 2 Mayıs 1925 te yeniden Amerika dan sınır dışı
edilmiştir.
Mukabele-i bilmisil (titfor tat) olarak Türkiye ye
karşı kullanılması düşünülen ve 1921 de ABD Başkanı Warren G. Harding
tarafından en üst düzeyde Beyaz Saray da ağırlanan Zerdeçéno, daha sonra Türkiye ve Irak taki
konjonktüre bağlı olarak İngiltere, Fransa ve ABD troykası tarafından büyük bir
garabet örneğiyle istenmeyen adam (personanongrata) ilan edilerek sınır dışı
edilmiştir.
Burada dikkat çekici gelişme ise; 1925 te ABD ye giden
Zerdeçéno nun hamili olduğu Türk Pasaportu nun Londra daki Türk makamları
tarafından kendisine verilmiş olmasıdır. Aynen Celal Talabani ve Mesut
Barzani ye sağlanan pasaport imkânları gibi, Zerdeçéno ya da bu imkânı sağlayan
Türkiye olmuştur. Ama 1925 te gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bu pasaportun
da ABD nezdinde hiçbir hükmü şahsiyeti olmamış ve kendisi New York, Ellis
Adası nda kaçak göçmen muamelesi görmüştür.
Benzer şekilde, Suriye ve Irak ta İŞİD vasıtasıyla ölümü
gösterip, sıtmaya razı etmeye çalışan ABD ve müttefiklerinin yeni yol haritası
büyük ölçüde tebeyyün etmiştir. Başkan Barack Obama nın, Kongre nin
Cumhuriyetçi kanadı tarafından kendisine yapılan büyük eleştirilere rağmen
başkomutanlık sıfatını kullanarak, Guantanamo Kampı nda tutulan üst düzey
Taliban yöneticilerinden Muhammed Fazıl, Molla Nurullah Nuri, Muhammed Nabi,
Hayrullah Hayırhak ve Abdulhak Vasık ın ABD li çavuş Begdahl ile Haziran
2014 te takas edilmelerini sağlaması da zamanlama açısından dikkat çekicidir.
Suriye de Esed, dünyanın IŞİD ile kendisi arasında tercih
yapması için diğer Suriye muhalif güçlerini zayıflatmak için büyük çaba
göstermesi ve IŞİD e dolaylı yoldan göz yumması düşündürücüdür. Keza, Irak ta
IŞİD vasıtasıyla, tüm taraflara dolaylı mesaj verilmeye çalışılmaktadır.
ABD tarafından yapılan açıklamada, IŞİD ile mücadelenin
çok zaman alacağı şeklindeki vurgu, bölge açısından vahim sonuçları da beraberinde
getirebilecek niteliktedir. Bu bölgedeki istikrarsız görüntü, Batı nın baskıcı
politikaları için vazgeçilmez bir olgu olsa gerek.