IŞİD ile mücadele konusunda ABD ile belli konularda uzlaşma sağlanmış. Uzlaşmanın detayları tam olarak açıklanmamış olmakla birlikte İncirlik üssünün koalisyon güçlerine daha doğrusu ABD uçaklarına kısmen(!) açılması bu uzlaşmanın maddelerinden birini oluşturuyor. İncirlik üssünün IŞİD’e yönelik operasyonlarda kullanılmasına karşılık Ankara PYD’nin Cerablus ile Afrin kantonları arasında kalan bölge dışında denetimi sağlamasını gündeme getirdiği, bu ara bölgeyi ele geçirmek için IŞİD’in Özgür Suriye Ordusu’na saldırdığına dikkat çektiği belirtiliyor. Bölgeyi IŞİD’in  ya da IŞİD’den sonra PYD’nin ele geçirmesi halinde güvenlik ve göç sorununun gündeme geleceğinin, böyle bir durumda Türkiye’nin güvenli bölge oluşturma  ya da benzeri önlemleri gündeme getirme hakkı bulunduğu belirtilmiş. ABD’nin ise buna olumlu yaklaşacağı, herhangi bir itirazda bulunmayacağı mesajını verdiği sızan haberler arasında.

Görünen o ki, İncirlik üssünün ABD uçaklarına IŞİD ile mücadele için açılacak. Ancak, belli ki ABD ve koalisyon güçleri Irak, Suriye ve Türkiye’ye yönelik terör eylemleri ve terör örgütleri söz konusu olunca sadece IŞİD’i algılıyorlar. Mücadelenin sadece bu örgüt ile sınırlı olduğu ortaya çıkıyor. Halbuki IŞİD’in yanında bölgede aktif en eski bir diğer terör örgütü de PKK’dır. Türkiye’ye yönelik saldırılarda başı PKK çekmektedir. Buna rağmen terör örgütleri ile mücadelede ABD ile Türkiye arasındaki görüşmelerde PKK’nın gündeme gelmediği görülüyor. Bunun anlamı ise PKK’nın hâlâ ABD’nin koruyucu kanatları altında bulunduğudur. Kısacası, ABD ve koalisyon güçleri bölgemizde terör deyince sadece IŞİD’i görüyor. Bölgemize yönelik tüm terör eylemlerinin bitirilmesi ve terör örgütlerinin tasfiyesinden ziyade ABD için sadece IŞİD terörü önem taşıyor. Bu yaklaşım ile bölgemizde ve özellikle de ülkemize yönelik terörün son bulması ABD’nin gündeminde bulunmuyor. Böyle olunca da ABD’nin kendilerinin kurup beslediği PKK terörünün devamından yana bir tavır sergilediğini söylemek yanlış olmaz.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaptığı açıklamada, ”DAEŞ konusunda ABD ile uzlaştık” sözleri de ABD’yi sadece DAEŞ(IŞİD)’in ilgilendirdiğini ortaya koyuyor. Bu da gösteriyor ki, ABD kendi teröristini terörist saymıyor. Sıkça dile getirilen benim hırsızım iyidir anlayışı uluslararası platformda benim teröristim iyidir anlayışı şeklinde yansıyor.

Böyle olunca da ABD ile varılacak bir uzlaşma ile bölgemizin teröristlerden ve terör örgütlerinden temizlenmesi mümkün olmayacaktır. Çünkü, bölgemizi ve ülkemize tehdit eden tek terör örgütü IŞİD değildir. PKK ve PYD’nin sırtı sıvazlanarak terörle mücadele adına tüm söylenenler anlamsızlaşacaktır. Ayrıca PYD’nin Kuzey Suriye’de bir Kürt bölgesi oluşturma hedefi ile PKK’nin ülkemize yönelik hedefleri ortaklık arz etmektedir. Olaya bu yönüyle bakıldığında Türkiye için PKK en az IŞİD kadar hatta daha fazla tehlike arz ediyor.

Bu bakımdan ABD gerçekten bölgenin huzurunu istiyorsa yapması gereken elini bölgeden çekmelidir. Bir başka ifade ile başta Türkiye olmak üzere ABD bölgemizde gölge etmesin yeter. Terörle mücadele etmek yerini bölgeden elini çekip kendi ülkesine çekilirse bölgenin sorunları büyük ölçüde çözülür. Bu bakımdan ABD ile varılan uzlaşmadan Türkiye lehine bir sonuç çıkmaz. Geçici olarak öyle bir görüntü ortaya çıksa da, uzun vadede her türlü uzlaşma ABD’nin bölgemize yönelik hedeflerine hizmet etmekten öte gitmez.