Mısır da seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi yi devirenlerin

yaptıklarını ve açıklamalarını bazen bizdeki darbecilerin söz ve davranışlarına

benzetiyorum. Daha doğrusu Sisi nin ve yandaşlarının uygulamaları geçmişimizi

hatırlatıyor. Zaman ve mekânlar çok farklı olmasına rağmen söylenen ve

yapılanlar sanki birbirin tekrarı gibi. Ortak nokta ise İslam ve Müslümanlara

yönelik düşmanlık. Bu düşmanlık, bir korkunun mu yoksa, arkalarındaki küresel

güçlerin İslam dünyasına yönelik projelerinin bir yansıması mı bilemiyorum.

Aslında hem korku hem de verilen emirlerin uygulanması birlikte olabilir. Buna

bir de kendilerini ölümsüz sanan güç sahiplerinin bu dünyaya yönelik hırsları

eklenince normal şartlarda insan aklının almayacağı sözler söyleniyor,

uygulamalar yapılıyor.

Dünyanın çok farklı mekânlarında ve çok farklı kimseler

tarafından benzer senaryoların tekrarlanmasını Müslümanların doğru okuması

gerekiyor. Bir defa Müslümanlara yönelik dünyanın neresinde bir eylem varsa

bilinmelidir ki, bu eylemler sadece iç dinamiklerle harekete geçmiyor, eylem

koymuyorlar. Bunların arkalarında öncelikli olarak Siyonizm in güdümündeki

Gizli Dünya Devleti ve onlarla birlikte başını ABD nin çektiği Haçlı ruhunu hep

canlı tutmuş Hristiyan dünya bulunuyor. Gizli Dünya Devleti ile Hristiyan

Dünyasını birlikte düşünmek istemem ama söz gelimi ABD nin uzun yıllardan beri

başına kim gelirse gelsin bu ülkedeki Yahudi lobisinin yönetimde etkili olduğu

düşünüldüğünde bu birlikteliği dikkate almadan olayları doğru değerlendirmek

zorlaşır. Bu bakımdan denebilir ki, ister menfaatlerinin örtüşmesi, ister

Siyonist örgütün emperyalist Hristiyan ülkeler üzerindeki etkisi sebebiyle

olsun ortak hareket söz konusudur.

Böyle olmasaydı İslam ülkelerinin hangisinde İslami

duyarlılığa sahip bir yönetim seçim yoluyla işbaşına gelmiş ise bu yönetimlere

karşı dış destekli bir takım kalkışmalar ve darbeler gerçekleşir miydi Hem de

bu darbelerin ardından sözde demokrasi yanlısı ABD ve işbirlikçileri,

Demokrasinin kökleşmesi için!.. darbelere destek açıklamaları yaparlar mıydı

Ülkemizde idam cezasının varlığını demokrasi ve insan

haklarına aykırı bularak yaptıkları baskı sonucu kaldırılmasını sağlayanlar

Mısır da yüzlerce insana verilen idam cezaları karşısında sessiz kalarak bu

insanlık dışı kararları destekleyebilirler miydi

Sadece Mısır örneği bile sömürgeci Hristiyan dünya ile

Siyonizm in işbirliği içinde birbirlerine destek verdiklerini görmeye

yetecektir. Mısır da seçilmiş Mursi ye karşı gerçekleştirilen darbenin ardından

ABD ve müttefikleri ile İsrail in darbecilere verdikleri desteği gizlemeye bile

gerek duymadıklarını unutmamak gerekir. Darbenin hemen ardından Mısır daki yeni

yöneticilerin ilk işlerinin Gazze den Mısır a açılan tünellerin kapatılması ve

ardından yıkılmasının sadece İsrail e yaradığını söylemeye bile gerek yok.

Bütün bunların ardından darbeci Sisi nin televizyon konuşmasında, Seçildiğim

takdirde Müslüman Kardeşleri ortadan kaldıracağım demesi de gösteriyor ki,

Haçlı-Siyonist ittifakı ile bazı Müslüman ülkelerdeki maşalarının söylem ve eylemleri

birbirinin aynı. Ortak düşman İslam ve Müslümanlar. Ya darbeler yoluyla İslami

hareketleri sindirmeye ve yok etmeye yönelerek ya da Ilımlı İslam adı altında

Müslümanları yönetimin dışında tutmaya, evleri ile cami arasına hapsetmeye

yönelik projeleri ile gerçekleştirmek istiyorlar. Ne yazık ki Müslüman

ülkelerde Müslüman kimliği taşıyan bir takım işbirlikçiler bulmakta güçlük

çekmiyorlar. Dileriz İslam dünyası silkinerek bu zalimlere en kısa zamanda

haddini bildirir. Zalimlerin insafa gelmesini beklemek aptallıktan öte bir mana

taşımaz.