Şahsiyet ile kasıt, kelime anlamından da anlaşılacağı gibi insan olmaktır. İnsan ise Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Bu durumda insan olmanın şartı, kendisine verilen görevi ifa etmektir.

Fakat bu görevi ifa edebilmesi için insanın bir takım özellikleri haiz olması gerekir. Bu özellikleri şöylece sıralayabiliriz:

1.İman: İman, bilgi ile olur ve insanın varlık âlemindeki yerini bilmesidir diyebiliriz. İmanın şartları ile alakalı hususları zaten bildiğimiz için ayrıca tekrara gerek yoktur. Pratik alana yansıması açısından imanı; “insanın, kendisini yaratan ve diğer yaratılmışlarla olan ilişkisini bilmesi ve kabul etmesidir” şeklinde tarif edebiliriz. İnsanın vazifesinin yeryüzünün imar ve idaresi olduğunu söylemiştik. Bu durumda diğer tüm kâinat ta bize emanettir ve bizim hizmetimize sunulmuştur. Bu nimetlerden helalince istifade ederiz. Nimetin şükrü ise hamd ile yani nimetin hakkını vermekle olur. Tüm bunları bize bahşeden ve nasıl istifade edeceğimizin kurallarını koyan da Mevlâ’dır. Bizi de kâinatı da yaratan Mevlâ olduğuna göre bizimle kâinat arasında bir uyum vardır. Ve ayrıca bu durumda her eşyayı fıtratına uygun olarak kullanmak, yine halife olmanın gereğidir.

2.Ahlak: Aslında imana en yakın şey olup insanın Mevlâ ve yaratılmışlarla olan ilişkisine göre kendi ile ilişki kurması ve kendini bu ilişkiye göre şekillendirmesidir. İnsanın kendisi de bir emanettir. Bu durumda kendimize karşı da sorumluluklarımız vardır. Ayrıca her insana ve kendimize, fıtratımıza uygun olarak davranmak da kulluğun gereğidir. Bir başka ifade ile insanlar, farklı farklı yaratılmıştır. Şükrün gereği de bu farklılıkları keşfederek hayırlı işlerde bunlardan istifade etmektir. İnsanın fıtratını bozmak ya da onu gereği gibi kullanmamak da hem zulümdür hem de insanın kâinattaki konumuna uygun değildir.

Bu ilk iki madde, şahsiyeti oluşturmakta olup geleneğimizde bilgi ve ahlak; felsefe ile elde edilmektedir. Bu durumda felsefeyi, insanın inşası olarak tarif etmek daha uygun olacaktır. Burada felsefenin başka tarifleri ya da yansımalarını; konumuzla alakalı olmadığı için dikkate almıyoruz. Ayrıca yanlış bilinen veya kötüye kullanılan anlamlar ile de ilgilenmiyoruz. Zira bir şeyin suiistimal edilmesi, o şeyin özüne dâhil olmadığından bu şeyin reddini de gerektirmez. Tabi ki imanın temel esasları İslam’dan alınmıştır ve diğer bilgilerimiz de bu temel kaideler üzerine inşa edilmelidir.

3.Amel: Yaratıcı, yaratılmış ve kendimizle olan ilişkimizi; pratiğe geçirmek yani bir başka ifade ile imanın gereğini yapmaktır. Amel; bize verilen nimetleri, en iyi şekilde ve sonuna kadar, dünyada ve ahirette bize faydalı olacak işlerde kullanmaktır. Amel sadece fiili durum olmayıp fikri, ilmi ve siyasi her türlü eylem ve davranış da amele dâhildir.

4.Yetenek ve diğer bilgiler: Amellerin gerçekleşmesi için diğer bilimler ve sanatlar gereklidir. Bu durumda insan hayatı için gerekli olan meşru her bilginin öğrenilmesi ve bilinmesi zaruridir. Amelin tanımından da anlaşılacağı gibi maddi-manevi, ilmi-fikri-siyasi, ekonomik ve tüm diğer imkânlar; kazanılması ve elde edilmesi gereken yetenekler ve becerilerdir.

Özetle şahsiyet, iman ve ahlak ile oluşur; amel ve becerilerle kemale erer ve tezahür eder.