Şerefli yaratılmış insanoğlu. Akılla, fikirli, idrakle donatılmış... Lakin buna karşılık sorumluluklar verilmiş. Ödevler önüne konmuş.
Doğrulara sarıldığında nelerle karşılaşacağı, yanlışları çoğaltıldığında ne tür yaptırımlara gark olacağı alenen bildirilmiş…
İnsan hakkı ve kul hakkının aslında aynı olduğu… Allaha ram olmanın özgürlük olduğu ifade edilmiş.
Dürüstçe davranmanın temelinde, insan hakkının, kul hakkının olduğu vurgulanmış iken, insanlar, yine de hiçbir duyuru, hiçbir ikaz yokmuşçasına, sefil ve hakir bir hal ile yoluna devam etmiş…
Menfaat, çıkar ve sahte tanrılar etrafında dönenip durmuş… Usanmamış yalancı dünyada beleş işlerle iştigale devam etmiş.
Ne olmuş böylelikle?
Hak ile batıl birbirine girmiş… Karmaşa hâkim olmuş, mutsuzluklar ayyuka çıkmış, terazi kaybolmuş tümden.
Karanlıklar işgalci konumuna yükselmiş… Aydınlık yol grileşmiş.
Bugün yaşadığımız birçok sıkıntının temelinde, hak ve hukuk bilememezlik, kul hakkını tanımamazlık ve insan hakkını lügatten silme yaklaşımı vardır.
Şu anda dünya bencillerin, Allah’ı unutanların, kul hakkını rafa kaldıranların oluşturduğu bir sistemde, insanlık nefessiz kalmıştır.
Bu hapis duvarları yıkmak gerekiyor.
Bu bencil, bu faşist, bu emperyalist duyguların beslediği, insanı dışlayan, insanı aşağılayan sistem mutlaka değişmelidir.
Yeryüzünde bozgunculuk yapanlar, insanları ötekileştirenler, adaleti heva ve heveslerinin aracı yapanlar, elbet... Mazlumların direnişi ve emeğiyle püskürtüleceklerdir.
Mazlumlar, zalimler kadar kararlı ve inançlı olmazlarsa, müstekbirlerlerin devranı devam edecektir yeryüzünde.
İnsanın yaşamı… Bedeni, malı dokunulmazdır.
Herkesin birbiri üzerinde hakları vardır.
Bu haklar, insan olduğumuzdan kaynaklanır ve hiçbir şartta yok sayılmazlar.
Yeni bir dünya kurulurken… Mazlumların, ezilmişlerin, gariplerin rahat edeceği, mutlu olacağı bir düzen inşaa edilirken, elbet, zalimler rahat durmayacaklardır.
Kul hakkını, inancının temeli yapan müslümanlar… İnsan hakkını devredilmez kabul eden dava adamları, yeryüzünün her yerini kendileri için, seslerini ulaştıracakları mecra kabul ederler.
İnsanlık, huzur bekliyor, insanlık insani tavırlar bekliyor… İnsanlar, insanca yönetimler bekliyor.
Bu anlamda, hepimizin sorumlulukları vardır. Farklı coğrafyalarda işkence gören, ezilen, yok edilen Müslümanların sorumlukları omuzlarımızdadır.
Bu bilinçle yeni bir sisteme kavuşmak için… Allah’ın razı olacağı bir dünyaya ulaşmak için çalışanlara selam olsun
Zira zor durumda olan milyonların olduğu unutulmamalı…