Avrupa'nın kalbinde demografik ve ekonomik dengeler kökünden değişiyor. İngiltere'de yayımlanan son raporlar, ülkedeki Müslüman nüfusun yüzde 44 gibi devasa bir hızla büyüdüğünü kanıtlarken, bu tablo aşırı sağcı grupların uykularını kaçırdı. Bir yanda Birleşik Krallık ekonomisine her yıl milyarlarca sterlin enjekte eden bir topluluk, diğer yanda Londra sokaklarında dev tahta haçlarla yürüyen on binlerce ırkçı... Büyüyen nefret dalgası, okyanus ötesine geçerek ABD'de masum canları hayattan koparan bir terör eylemine dönüştü.

NÜFUS YÜKSELDİ EKONOMİ ARTTI

Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi verileri, adadaki değişimin en net fotoğrafını çekti. 2001'de 1,6 milyon olan Müslüman sayısı, 2021 itibarıyla 4 milyona ulaşarak toplam nüfusun yüzde 6'sını oluşturdu. Ülkedeki her on öğrenciden birinin Müslüman olduğu vurgulandı.

Equi'nin hazırladığı rapora göre, bu topluluğun ekonomiye yıllık katkısı tam 70 milyar sterlin seviyesinde kaydedildi. Kamu sağlık sistemi NHS'te görev yapan 44 bin 500 doktor ve 17 bin hemşire ile sağlık sektörünün adeta bel kemiği haline geldiklerine dikkat çekildi. Yalnızca Londra'da 70 binden fazla kişiye istihdam sağlayan Müslüman işletmelerin, Brexit sonrası 3 trilyon sterlinlik küresel İslami pazara açılan en güçlü kapı olduğu ifade edildi.

LONDRA SOKAKLARINDA TEHLİKELİ PROVOKASYON

Nüfustaki bu olağanüstü büyüme ve ekonomik güç, adadaki aşırı sağcıları sokağa döktü. 16 Mayıs 2026 tarihinde geçmişi suç dosyalarıyla dolu aktivist Tommy Robinson öncülüğünde Londra'da toplanan yaklaşık 60 bin kişi, İslam karşıtı sloganlarla yürüdü. Sahnedeki peçeli kadınlara yönelik çıkar onu tezahüratları eşliğinde haçlı seferlerini andıran görüntüler sergilendi. İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer, bu karanlık tabloyu yaratanları "nefret ve bölünme satıcıları" sözleriyle hedef aldı. Ancak yükselen bu ayrımcılığın beyin göçünü tetiklediği; doktor, avukat ve akademisyen gibi nitelikli Müslümanların ülkeyi terk etme planları yaptığı aktarıldı.

CAMİYE HAİN SALDIRI: 3 CAN KAYBI

Avrupa'da körüklenen nefret söylemleri, sadece iki gün sonra ABD'nin California eyaletinde acı bir katliama zemin hazırladı. 18 Mayıs'ta San Diego İslam Merkezi'ni hedef alan iki saldırgan, içlerinde 8 çocuk babası bir güvenlik görevlisinin de bulunduğu 3 kişiyi acımasızca katletti. Teröristlerin kullandığı silahlarda yer alan İslam karşıtı yazılar ve ırkçı intihar notları, küresel tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Kaynak: Haber Merkezi