Modern dünya, birçok İslami inceliğimizi öğütmekle meşgul...

Son ve en mükemmel örneğini, Allah‘ın peygamberinin insanlığa öğrettiği yüksek ahlak ve asalet duyguları bugünlerde, kaba davranışlar ve şeytanca yılışıklıklarla tüketilmeye çalışılıyor. Ne yazık ki, haremlik-selamlık düşüncesini ‘çağ dışı‘ bulan zevatın etkileri öylesine içimize yerleşti ki, biz Müslümanlar bile artık birçok hususu, çok kolay, çok basit ve fazlasıyla gereksiz addediyoruz. Hayatımızda neler değişiyor, değişime içimizden kimse ayak diremeyecek mi?

‘Aile‘ kavramı, eskiden tek bir anlamı çağrıştırmıyordu. Anlamlarından öncelikli olanı, bu kelimeyle ‘eş‘in kastedilmesiydi. İnsanlar uluorta eşlerinden söz etmez, özellikle adlarıyla onlardan bahsetmezlerdi. Modernizm, her şeyi birbirine benzetirken ne yazık ki Müslümanların tavırlarını ve durumlarını da, ‘diğerlerine‘ benzetti. Artık haremlik-selamlık kavramları çok da fazla önemsenmiyor. Herkes, herkesle oturup kalkabiliyor, herkes herkesle, Allah Resulünün çizgilerine dikkat etmeksizin, tokalaşıyor, kucaklaşıyor. Hz. Peygamber‘in bu hususlarla ilgili ‘mahrem‘ çizgilerini öğrenmek ve bunları hayatımıza uygulamak zorundayız. Aldandığımız konuların başında şu geliyor: iyice anlamamız ve anlatmamız gerekir, mesele tahrik olup olmama meselesi değildir. Mesele, hükmün uygulanıp uygulanmama meselesidir.

"Ben senden daha kıskancım, Allah Teâlâ daha kıskançtır!"

Sahabeden Übeyy bin Ka‘b şöyle anlatmıştır: Hz. Peygamber‘in yanında oturduğumuz bir sırada adamın birisi gelerek: "Ey Allah‘ın Resulü! Falan adam babasının karısının (üvey annesinin) yanına izin almaksızın ya da herhangi bir engelle karşılaşmaksızın girip çıkıyor" dedi.

Bunun üzerine ben atılarak: "Eğer o adamın yerinde ben olsaydım onu kılıcımla öldürürdüm" dedim. O zaman Hz. Peygamber gülerek: "Ey Übeyy! Ne kadar kıskançsın böyle. Ama şunu bil ki ben senden daha kıskancımdır. Allah Teâlâ ise bu gibi konularda benden de kıskançtır" buyurdular. [İbn Asakir]

Hz. Ali, eşlerini kıskanmayan bir halkı azarlıyor!

Hz. Ali bir keresinde bir belde halkına şunları söylemiştir: "Duyduğumuza göre kadınlarınız çarşı ve pazarlarda erkeklerle karışık bir şekilde dolaşıyorlarmış. Sizde kıskanma denilen duygu yok mudur? Kıskanma duygusunu yitirmiş kimselerde hayır yoktur."

Hz. Ali şöyle buyurmuştur: "Kıskançlığın iki çeşidi vardır: Birincisi güzel olanıdır ki insan onunla aile efradını ıslah ederek onların kötü yollara düşmelerine engel olur. İkincisi de kötü olanıdır ki bu, sahibini cehenneme götürür." [Kenz, II/161, İbn Sa‘d, Reste‘den...]

"Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah‘a yemin ederim ki..."

Sa‘d bin Übâde Hz. Peygamber‘e: "Hanımımın yanında bir kişiyi görecek olursam dört şahit getirinceye kadar ona dokunmayacağım öyle mi?" diye sordu. O da: "Evet, aynen öyledir" dediler.

Sa‘d‘sa: "Hayır! Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah‘a yemin ederim ki böyle bir durumda onu görür görmez kılıcımla öldürürüm" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber orada bulunanlara: "Efendinizin söylediklerine kulak veriniz! O çok kıskanç birisidir. Bense ondan daha kıskancım; bu gibi konularda Allah‘ın kıskançlığı benimkinden de fazladır" buyurdular.

Sahabiler: "Ey Allah‘ın Resulü! Sa‘d‘ı kınama. Çünkü o çok kıskanç bir kişidir. Allah‘a yemin ederiz ki o, bakire olmayan kadınlarla evlenmedi. Eğer o herhangi bir kadını boşayacak olsa hiç birimiz onun korkusundan o boşadığı kadınla evlenemeyiz" dediler.

Sa‘d da şunları söyledi: "Ey Allah‘ın Resulü! Yemin ederim ki ben dört şahit getirilmesi gerektiği şeklindeki sözlerinin hak olduğuna inanıyorum ve biliyorum ki bu hüküm Allah katından gelmiştir. Fakat ben alçak bir adamın kadınımın bacakları arasına oturmuş ve baldırını onun baldırı üzerine koymuş göreceğim de dört şahit getirene kadar onu korkutmayacağım ya da kendisine dokunmayacağım öyle mi? İşte buna dayanamam. Allah‘a yemin ederim ki ben şahitleri getirinceye kadar o ihtiyacını görüp gider." [Heysemi]

Sa‘d bin Übade, mahremini sakınırdı!

Bir defasında Sa‘d bin Übâde: "Bir kişiyi hanımımın yanında görecek olsam hiç aman vermeksizin derhal öldürürdüm" demişti.

Bu söz Hz. Peygamber‘in kulağına gittiğinde o şöyle buyurdular: "Siz Sa‘d‘ın kıskançlığına mı şaşıyorsunuz? Allah‘a yemin ederim ki ben Sa‘d‘dan daha kıskanç olduğum gibi bu konuda Allah Teâlâ da benden daha ilerdedir.

İşte bundan dolayıdır ki Allah Teâlâ gizli ya da açık bütün kötülükleri ve fuhşiyâtı haram kılmıştır. İnsanoğlunu Allah‘tan daha fazla seven hiç kimse yoktur. Bu sebepledir ki O, insanlar için korkutucu ve müjdeleyici Peygamberler göndermiştir. İyilik etmeyi de Allah‘tan daha fazla seven kimse yoktur. Bunun için de O kullarına cenneti vaat etmiştir." [Buhari, Müslim]

Muhabir: Haber Merkezi