Bu seçim kampanyası boyunca sağdan ve soldan siyasilerden öyle açıklamalar duyacağız ki kendimizi "Bu nasıl olacak " demekten alamayacağız. Söz gelimi bazı vatan kurtaran kahramanlar (!)"ABne  hayır diyoruz ama karşı değiliz" benzeri açıklamaları sık sık yapacağa benziyorlar. Mesela, "IMF karşıtı değiliz, ekonomik proğramımızın temeli üretim olacak" şeklinde açıklamalar kimseyi şaşırtmamalı.

Ve sakın hem hayır deyip hem karşı olmamak ne anlama geliyor diye kafanızı yormayın. Çünkü, değmez. Saçmalık içinde hakikat aramak gibi boş bir meşgale olur. Bu arada uygulanan IMF proğramlarında yatırım ve üretime yer olmadığını düşünerek, "IMF karşıtı değiliz, ekonomik proğramımızın temeli üretim olacak" diyen siyasetciye , "Bunu nasıl başaracaksınız " diye de sormayın.. Çünkü, bu ve benzeri sözler aslında karşı olduklarını değil olmadıklarını ifade etmek için sarfediliyor ve toplumdan gelecek tepkileri düşünerek karşı oldukları gibi bir hileye başvuruyorlar.

AKPhükümeti 4.5 yıldır ülkede IMF proğamlarını uyguluyor ve uygulanan ekonomik proğramlarda yerli yatırım yok. Üretim artışı yok, istihdam yok. Eğer istihdamda artış olsa üretimde de artış olur. Halbuki IMF öyle bir proğram dayatıyor ki, bu programda yatırıma kesinlikle yer yok. Sizi sürekli olarak ithalata zorluyorlar. Böylece gerçekleşen büyümede ithalata dayalı bir büyüme oluyor ve istihdam alanı açmıyor.

Peki bu saçmalıkları ortaya atanlar ABne hem hayır deyip hem karşı olmamak, hem IMFye karşı olmamak hem de üretime esas alan program uygulamanın mümkün olmayacağını bilmezler mi Elbette bilirler. İşte bu noktada Erbakan Hocanın yıllardan beri söylediği, "Bunların hepsi birbirinin aynı. Bunların hepsi ABnden yana. Hepsi ABDden yana. Hepsi IMFci" şeklindeki tesbiti bu seçim kampanyası vesilesiyle bir kez daha ispatlanmış oluyor. Hiç birisi ortaya çıkıp, "Biz ABne karşıyız. Biz ABD ile birlikte olmaktan zarar görüyoruz. İlişkilerimizi yeniden gözden geçireceğiz. İş başına gelir gelmez IMF ile yollarımızı ayıracağız" demiyor / diyemiyor. Bu bakımdan artık ülkemizdeki partilerin sağcısı, solcusu ile aynı yolun yolcusu olduğu açıkça görülüyor ve bu gerçeği kendileri dile getiriyorlar. Elbete bu gerçeğin bazı parti yöneticileri tarafından dillendirilmesi tek başına yeterli değil. Bu gerçeğin insanımız tarafından farkedilmesi önemli.

Ülkemizi kurtarıyoruz iddiaları ile yola çıkıp ırkçı emperyalizme yıllarca hizmet ettikten yıllar sonra geriye bakıp "Biz ne halt emişiz " demenin bir anlamı olmuyor.

Hele hele bir siyasetçi "Ekonomik proğramımızın temeli üretim olacak" dedikten sonra sözlerinizi, "Yabancıların bankacılığa ilgi duymasının soruna yol açmayacağını" söylemenin ülkemiz açısından ne anlama geldiğini iyi düşünmek gerekiyor.

Bugün ekonomi ile biraz ilgilenen herkes yabancı sermayenin ülkemize ağırlıklı olarak sıcak para şeklinde gelişinin ve finans sektörünün yabancıların eline geçmesinin zararlarını görüyor ve millete duyurmaya çalışıyorlar. Buna rağmen sağcı ve solcu siyaset adamları yabancı sermayenin faziletlerini sıralamaya devam ediyorlarsa bunların işbaşına gelmesinin mevcut durumda değişiklik yapmayacağını görmek için zorlanmaya hiç gerek yok..

Belli ki ya kafalar karışık ya da yabancı sermaye hayranlığı gerçekleri görmelerine engel oluyor, gözlerini kör ediyor.