Kızgın Güneş Altında Kamçılanan Kamçılandıkça Özgürleşen
Bir Takva Ehli İmam: İmam Hanbel-Ahmed B. Hanbel (VI) İmamlar Ne Diyor Yolundan
Gittiklerini Söyleyenler Ne Yapıyor
Böyle görüşlerin sahibi bu mütevazı ve takva sahibi,
sünnet ehli bir imam ve yolundan gidenler! İmam Hanbel de diğer imamlar gibi ne
yazık ki tam anlaşılamamış, dedikleri tam hazmedilememiş. Onların dünyalarını
değiştirmelerinden sonra halk da onların öğretilerini değiştirip, mecrasından
çıkarmışlardır. İmam Malik taraftarları olan bazı Malikîler de, İmam Şafii nin
yolundan gittiklerini söyleyen bazı Şafiiler de İmam Hanbel yolunu seçen bazı
Hanbelîler de maalesef imamlarının hilafına işler yapmışlardı. Doğru sanarak ya
da imamlarının hayatlarını, yaşadıkları incelikleri verdikleri mücadeleleri
bilmeyerek. Onları daha önce hayatlarını yazarken anlattım. Bu anlatacağım da
bazı Hanbelîlerin imamlarının gittiği yoldan ayrılarak ama imamları böyle
yapıyormuş gibi göstererek yaptıkları. İmam Hanbel in vefatından sonra
Hanbelîler çok mutaassıp ve şerir oldular. Başkalarıyla olan görüş
ayrılıklarında hüccet (senet, vesika) ve delile başvurmak yerine şiddete
başvurdular. Kuvvetleri arttıkça zulümleri de arttı. İyiliği emr ve kötülüğü
yasaklamak adına insanlara baskı ve zulüm ettiler. İbn ul-Esir bu konuda
el-Kâmil adlı kitabında şöyle der: 323 hicri yılında Hanbelîler işi
büyütmüştü. Kuvvetleri artmıştı. Evlere ve halka hücum ediyorlar, buldukları
içkileri döküyorlar, şarkıcıları dövüyorlardı. Çalgı aletlerini kırıyorlardı.
Alım-satım işlerine karışıyorlar, erkeklerin kadın ve çocuklarla birlikte
gitmesine mani oluyorlardı. Gidenleri gördüklerinde: Yanınızdaki kimdir diye
sorup, kim olduğunu söylemeyenleri dövüyorlar, yanındaki kız veya kadını da
emniyet müdürüne (sahibu ş-şurta ya) götürüp: Bu fahişedir diye onların
aleyhinde şahitlik ediyorlardı. Böylece Bağdad ı birbirine katıyorlardı. Hatta
hatta Kur an mahlûktur demeye zorlanan ve demediği için eziyet gören
imamlarının çektiklerini ve bu konudaki tutumunu unutup, halka Kur an
kadimdir. dayatması yaptılar. Bir tarafta İmam Hanbel in söyledikleri,
yaptıkları ve çektiği zulüm ama buna katlanıp mukabelede bulunmaması, İslâm
birliğini bozmaktan çekinmesi, fesat ve karışıklıktan rahatsız olması, diğer
taraftan sözüm ona onun yolundan gidenlerin uyguladıkları zulüm! Bugün Suudi
Arabistan da Hanbelî Mezhebi ne mensuptur. Vehhabî dirler ama fıkıh ve akîdde
Hanbelî dirler. Fakat Vehhâbîlikleri ağır basmış olmalı ki onlar da fıkıhta
Hanbelî Mezhebi ni seçmelerine rağmen zaman zaman sünnete ve Ahmed b. Hanbel in
uygulamalarına aykırı hareket edebilmekteler! Bid at diyerek pek çok sahabe ve
âlim kabirlerini İslâm ın kültür varlıklarını yerle bir ettiler. Bid at adına!
Bid at işlediler. Hanbelî Mezhebi bugün Suudi Arabistan da devletin resmi
mezhebi olarak varlığını sürdürmektedir. Arabistan dışında Hanbelî Mezhebi
mensupları; Katar, Umman, Irak Suriye, Ürdün, Filistin ve Mısır da ve çok az
olarak da Kuzey Afrika ve Hindistan da bulunmaktadır.
Görülen Bir Rüya Ve Hanbelî Mezhebi Ve Tasavvuf
Tarih boyunca Hanbelî âlimleri bazı tarikat şeyhleriyle
akaid konularında mücadele etmişlerdir. Bu da Hanbelîlerin tasavvufa karşı
oldukları görüşünün yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Oysa İmam Hanbel in
yaşayışı ve takvası bir tarikat mensubu, bir derviş, bir mürşid, bir sûfî
gibiydi. Zâhidâne ve mütevazı bir hayat sürmüş, zühd ve takva içinde yaşamış
bir imamdı. Hatta İmam Hanbel in oğlu, onun zühd ile ilgili hadislerini
toplayarak, Kitâbü z-Zühd adıyla bir kitap oluşturmuştur. Bu mezhep mensubu
olup da tarikat ehli olanların ismini sayarsak eminim hepiniz şaşıracaksınız
benim gibi! Kimler mi var Hâce Abdullah-ı Herevî, Abdülkadîr-i Geylânî. Evet,
Kadirî tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylânî de Hanbelî Mezhebi ndendir.
Aslen Şafiî olmasına rağmen daha sonra Hanbelî Mezhebi ne geçmiştir. Bir
rivayete göre, Geylânî, İmam Hanbel i rüyasında görür. Ahmed b. Hanbel ondan
zayıf durumda olan mezhebini canlandırmasını ister. Bu yüzdendir Abdülkâdir-i
Geylânî nin mezhep değiştirmesi. O günden sonra Hanbelîlerin imamı olarak bu
mezhebi ihya etmeye çalışır. Geylânî den başka pek çok tasavvuf erbabı ve âlim
de Hanbelî dir. İbn. Receb in VII. (m.IX.) yüzyılın ortalarından, VIII. (m.
XIV.) yüzyılın ortalarına kadar olan bir dönemi içine alan ez-Zeyl alâ
Tabakâti l- Hanâbile adlı eserinde sûfi ve zahid sıfatlarıyla nitelenen doksan
beş âlime rastlanmaktadır. Ancak, Hanbelîler, Muhyiddin İbnü l-Arabî ve onun
fikirlerinden esinlenen İttihâdiyye fırkası ile de tarihe geçecek mücadeleler
yapmışlardır. Bu mücadeleyi Hanbelîler, onların hulûl, mârifet ve İbâha gibi
prensiplerine, felsefi boyutuna ve türbe, mûsiki ve âyinle ilgili çeşitli
davranışlarına bid at olarak baktıklarından yapmışlardır. Yoksa tasavvufun
zühd, takvâ, vera , sevgi ve tevazu gibi boyutlarında mutasavvıflarla aynı
görüşleri paylaşmışlardır.