1915 yılında uygulanan tehcir nedeniyle zorunlu göçten kurtulmak için kimliklerini gizleyerek sözde Müslüman gözüken ?kripto Ermeniler in torunları şimdi gerçek kimliklerine dönüyor.
HABER MERKEZİ
Osmanlı Devleti tarafından 1915 yılında uygulanan tehcir nedeniyle zorunlu göçten kurtulmak için sözde Müslüman olarak din değiştiren ya da bazı ailelere evlatlık olarak verilen Ermenilerin bu ?gizli kimlik altında varlıklarını uzun yıllardır gizlemeyi başardıkları ifade edildi. Türkiye de halen Türk veya Kürt gibi yaşayan 30-40 bin ?kripto Ermeni nin bulunduğu iddia ediliyor.
Ermeniler hakkında araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Salim Cöhçe ye göre, ?kripto Ermeniler Müslüman görünüp Gregoryan geleneklerini halen sürdürüyor. Cöhçe, bu insanların üzerinde son dönemlerde bazı çalışmaların yapıldığını belirterek, yakın gelecekte bunların Ermenilerin hayallerini gerçekleştirmek için kullanacaklarına dikkat çekiyor.
Cöhçe, Malatya da yaptıkları bir saha araştırmasında 3 bin 500 den fazla gizli Ermeni olduğunu tespit ettiklerini söylüyor.
Aksiyon Dergisi ne konuşan Cöhçe, bir başka ilginç veriye de Tunceli de ulaşıldığını belirtiyor. 2 bin kişinin kendileri göçmedikleri halde nüfus kütüklerinin Aydın a alındığını; iki yıl sonra bu kütüklerin din hanesinin ?Hıristiyan iken ?Müslüman haline dönüştürüldüğünü ve tekrar Tunceli‘ye alındığını vurguluyor. Cöhçe, tehcir sonrası mühtedi rakamının ise 100 bin civarında olduğunu belirtiyor.
Almanya ya siyasi iltica için başvuran Ermeni asıllı Türklerin mahkemelerinde ?bilirkişi olarak yer alan Dr. Tessa Hofmann tarafından 2002 yılında gerçekleştirilen "Armenians in Turkey Today başlıklı çalışmaya göre, Türkiye de ?40 bin gizli Ermeni bulunuyor. Ancak geçmiş dönemlerde ihtida ederek sözde Müslüman olan Ermenilerin bazı istisnalar haricinde şimdi asıl kimliklerine dönüş içerisinde oldukları, din değiştirme oranlarında net olarak görülüyor. 1916-2004 yılları arasında Türkiye de 2 bin 630 kişi din değiştirirken, bunların 2 bin 172 si eski dinlerine dönenlerden oluşuyor. 1340 kişiyle asıllarına dönenlerin yüzde 60 tan fazlasını da Ermeniler oluşturmakta. Din değiştirenler büyük oranda, İstanbul, Diyarbakır, Adıyaman, Batman, Sivas, Tunceli, Malatya, Elazığ, Kayseri, Mersin ve Mardin gibi değişik illere kayıtlılar.
Prof. Dr. Salim Cöhçe, Malatya da 1995 sonrasında Gizli ve Mühtedi Ermeniler üzerinde faaliyetlerin arttığını, 2003 yılında isimleri Müslüman 120 kadar Ermeni asıllının Çavuşoğlu ndaki kilisenin yeniden açılması için dilekçe verdiğini anlatıyor.
Cöhçe, Ermeni asıllı vatandaşlar üzerinden, tapu kayıtlarına ve eski mal varlıklarına ulaşmak için de el altından girişimler yürütüldüğünü vurguluyor. Cöhçe, Malatya da yaptıkları çalışmalar sırasında, MHP İl Başkanlığı görevini üstlenmiş ?mühtediler tespit ettiklerini de ileri sürüyor.
Cöhçe, mühtediler arasında, gerçekten Müslüman olup buna göre yaşayanların da olduğuna işaret ederek, "Kripto yani ?gizli Ermeniler ise, sadece kimlikte Müslüman görünenler. Bugüne kadar tehdit görülmediklerinden, devlet tarafından takip edilmemişler. Bir de nüfus kütükleriyle oynamışlar. Bu sebeple, gerçek sayılarının tespit edilmesi çok zor" diyor.
Kripto Ermenilerin tehlike oluşturacağına inandığını vurgulayan Cöhçe, özellikle son yıllarda bunlara yönelik Ermeni gruplar tarafından yapılan çalışmaları örnek gösteriyor. Cöhçe, "Kimlikleri hatırlatılmaya çalışılıyor. Para yardımında bulunuluyor. Ben, ASALA sonrası PKK nın çıkması gibi, PKK sonrası bu insanların Türkiye içinde ?şehir terörü amaçlı kullanılacağını düşünüyorum. Böyle bir oluşum, 2010 a kadar teşekkül ettirilebilir. Yine, Ermeni kimlikleri bilinçli şekilde hatırlatılarak, bu insanların yarın Türkiye nin önüne toprak, tazminat talebiyle çıkacaklarına inanıyorum" görüşünü savunuyor.
Cöhçe, kripto Ermeniler ve PKK arasındaki yakın temasa dikkat çekerek, şunları söylüyor: "ASALA nın finansörü Gulbenkyan Vakfı nda 1980 de bir toplantı yapıldı. PKK nın, bölgede Türkiye nin otoritesini zayıflatması ve nüfusu azaltması için ?maşa örgüt olarak kullanılması kararlaştırıldı. PKK nın, Avrupa ve ABD de başlangıçta iyi bir lobi oluşturabilmesi ve destek alması da bu çevrelerin yardımıyla oldu. PKK içerisinde, Ermeni kökenli elemanların varlığı ve hatta birçoğunun öldürülmesi de bunu doğruluyor. Yine, PKK kurucuları ve halen yöneticileri arasında da ?Türkler olması düşündürücü."





