Özerk Diyanet Evkaf Sendikası Genel Sekreteri Abdurrahim Çelik, camilerin resmi ikonların ilan tahtasına dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Çelik, Allah‘ın bütün insanlık için kurduğu ibadethanelerde, ayrımı ve yereli çağrıştıran kabullere yer verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Özerk Diyanet Evkaf Sendikası Genel Sekreteri Abdurrahim Çelik, yaptığı açıklamada, "Ne Mutlu Türküm Diyene" mahiyyesi gibi uygulamaların daha önce de var olduğunu hatırlatarak, "İslam dünyasında da bu örnekler hem de daha ileri boyutlarda mevcuttur. Sözgelimi düne kadar Irak camilerinde Saddam‘ın portreleri asılıydı. Oysa camiler resmi ikonların ilan tahtasına dönüşmemeli." dedi.
Halk arasında mahya olarak bilinen mahiyye geleneğinin geçmişi hakkında bilgi veren Çelik, şöyle konuştu: "Farsça‘da ay anlamında ‘mah‘ ile Arapça iyelik bildiren ‘iyye‘ nin birleşik kullanımıyla aylık, Ramazanlık manasında 1719‘dan bu yana kullanılıyor. Yaklaşık 300 yıldır süregelen mahiyye veya hatalı kullanımıyla mahya geleneği başladığı tarihten bu yana belki bu kadar amaç dışı kullanılmadı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı hangi kurum olursa olsun camilerin veya herhangi bir dinin ibadet mahallinin, o dinin ruhuna ve ilkelerine uygun olmayan ifadelere konu olması kabul edilemez. Bu durum, cami ve din hizmetlerinin özerkliği tezimizi bir kez daha teyit etmektedir."
Camiler veya kilise, havra, sinagog bütün ibadet mekânlarının, dünyanın neresinde olursa olsun hâkim düşüncenin etkisinden uzak olması gerektiğini belirten Çelik, "Mahiyye krizi tek parti döneminin afişlerini çağrıştırmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı‘nın dinen sakıncalı olduğuna değinilmesi beklenirdi." diye konuştu.





