Fethullah Gülen şimdilerin Fetö’sü.  Kendini uzunca bir süre sakladı. Dinsel söylemin çok kullanışlı bir kamuflaj olduğunu çok iyi biliyordu. Zahirde cereyan eden her şeye batini bir anlam yüklemekte hiç zorlanmıyordu. Başını hafifçe yana yatırmasından tutun da bir türlü yerine yerleşemeyen görüntüsüne kadar daha birçok pozisyon kendisine fikirlerinin ötesinde bir dinsel kimlik kazandırma gayretinden başka bir şey değildi. Alın çizgilerine kadar örttüğü beyaz takke üzerindeki dış mihraklı hoca izlerini silmeye yönelik bir tür dikkat dağıtmaydı aslında. Bu içi ABD emellerine hizmet eden beyaz takkeli kafa, tipik Anadolu Müslümanı, cami cemaati prototipini etkilemeye matuftu. 

Konuşurken hiç icap etmediği yerlerde bile ağlama moduna girmesi kitlenin duygularını aklının önüne geçirme çabası olabilirdi ancak. Gizemli, derinlikli, münzevi ve nüfuz sahibi bir kişilik fotoğrafıyla okumuş-okumamış insanlar nezdinde önemli bir konuma yükseldi. Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün ifadesiyle bu fotoğrafa yansıyan kişilik “…Hasan Sabbah ve Nizarî-Bâtınî İsmailîlik, Cizvit Tarikatı, Opus Dei gibi yapıları akla getirmektedir”. Bu topraklara ait bir esinti taşımadığı içindir ki daha çok dışarıdan içeriye doğru bir müdahale şeklinde seyir takip etmiştir. Dinler arası diyalog ve hoşgörü kültürü gibi iyi ambalajlanmış fikirler aslında Müslüman kitlenin kucaklaştığı kesimin kollarında eriyip yok olmasının sinsi bir gayretinden başka bir şey değildi. Millet bunu uzun süre fark edemedi, çünkü gerçek niyeti örtecek çok cazip ambalajlar yapılmıştı. 

Fethullah Gülencilik Anadolu insanının “ümmilik” gibi çok önemli hasletini elinden almak üzere konuşlanmış bir yapı. Cami cemaatinin fıtrattan gelen ümmilik vasfı masal, efsane, hurafe ve israiliyatla deforme edilmiştir. Kur’an ve Sünnet hiçbir zaman gidilmeyen, sadece ellere tutuşturulan bir adres pusulasıdır. Bu pusulada bile doğru düzgün ne sokak ismi vardır ne de kapı numarası. Tabiri caiz ise bir tür ‘Uyurgezer Müslüman’ tipolojisi üretilmeye çalışılmıştır. Rüyalar görülecek, bu rüyalar yorumlanacak ve de bununla amel edilecektir. 

Rüya en büyük kamuflaj ve en kullanışlı manipüle vasıtasıdır ne de olsa. Kitleler gördüğünüzü görme şansına sahip olmadığına göre, geriye bir tek şey kalıyor: Düşünmeden, sorgulamadan kabul etmek. Bunun neticesi ise mutlak itaat ve teslimiyettir. En ağır günahları bile sevaptır diye bu insanlara işletebilirsiniz artık. Sadece rüyada değil, dünyada da hoca efendilerin yaptıkları her şeyde görülmeyen bir hikmet aranmaya başlanır.  İstişare boşa vakit harcamaktır, istihare ne güne duruyor? İstişareye uyanmak yerine istihareye yatılır. Çünkü yatmanın sonunda rüya vardır. Kalkmanın ve uyanmanın sonunda ise realiteler, gerçekler karşınıza çıkar. 

Hocalık yeterli değildir, yanında mutlaka bir de “efendi”lik de olması lazımdır. Tek başına “hoca” harcıâlem bir kullanıştır. Baştan kayan oturmamış bir takke misali. Oysa “efendi” takkenin sarıkla muhkem kılınması gibi kuvvet kazandırır hocaya. Fethullah Hoca derseniz diliniz içtiğiniz suya değmemiş olur. Fethullah Hocaefendi derseniz ülfet etmiş ve bu ülfetle onunla rabıta zemini yakalamış olursunuz. Konuşmak yetmez, gözyaşı da dökmeniz lazım. Çünkü gözyaşı hocaların efendisini “hükmen galip” kılar. Haklı olmak bu galibiyetten geçer. Düşünceler, kanaat ve istifhamlar bu gözyaşı senfonisi içerisinde dört bir yana dağılır. Hakikat denilen şey devrilmiş bir masa gibidir artık. Düz yazı da yetmez hocayı efendi kılmaya. Mutlaka manzum konuşmalı, şiir yazıp söylemeli. Ne kadar niteliksiz olursa olsun Hocaefendi’nin şiirlerinde herkesin anlayamayacağı bir nitelik, bir hikmet vardır(!). Zira bu mısralar da görülen rüyaların cereyanında kalmıştır. 15 Temmuz’dan beri bütün bir millete kâbus yaşatan Feto’nun takkesi düşmüş keli görünmüştür. Gerçi bu fakir o derin takkenin nasıl bir kelliği takiyye eyleyip sakladığını gayet iyi biliyordu. Yakından bakılırsa görülecektir ki bu kellik düşünce kelliğidir, yürek ve vicdan kelliğidir. Efendilik de hocalık da bu kelliği örtmek için kullanılan araçlardan başka bir şey değildir. Ne diyelim, yine de hocalık sizin olsun, efendilik bizde kalsın!