Dünya üzerinde yeni bir savaşın çıkmaması, barışın sürekli kılınabilmesi için kurulduğu söylenen Birleşmiş Milletler (BM)Teşkilatı bugün barışı koruma, savaşı engelleme görevini yapıyor mu Bize göre yapmıyor, yapamıyor. Yaptığı iş belli ülkelerin çıkarını korumaktan ibaret. Niçin böyle olduğuna gelince, BM Teşkilatı daha kuruluşunda hileli olarak kurulmuş çünkü. Üye ülkelerin tümünün değil, 5 Daimi üyesinin çıkarlarını korumak üzere organize edilmiş, öyle bir yapı oluşturulmuş.

Veto hakkı olan 5 ülkeyi ister beşli çete olarak nitelendirin, ister imtiyazlı kurucu olarak nitelendirin pek fark etmiyor. Çünkü, 5 daimi ülkeye verilmiş olan veto hakkı söz konusu 5 ülkenin oy birliği olmadan BM den bir kararın çıkmasını imkansız kılıyor. Bunun son örneği İsrail in kınanmasını öngören bir karar tasarısının oylamasında yaşandı. İsrail in kınanmasını isteyen karar tasarısına 15 üyeden 10 u kabul, 4 ü çekimser oy kullanmasına rağmen BM  Güvenlik Konseyi nden İsrail i kınama kararı çıkmadı, çıkamadı. Çünkü, kararı ABD veto etti.

Bu sonuç bile bizim Birleşmiş Milletleri hileli teşkilat olarak nitelendirmemize yeterli olmaz mı

BM bazı ülkelerin çıkarlarına hizmet ve onların çıkarlarını korumak üzere oluşturulmuştur dersek yanlış bir değerlendirme mi yapmış oluruz

Hayır. Bu sorulara gelişmeler karşısında hayırdan başka bir cevap vermek mümkün olmaz.

Olayın bir başka boyutu ise son günlerin "Medeniyetler arası diyalog"  modasına rağmen  küfrün tek millet olduğu gerçeğinin sergileniyor olmasıdır. Birleşmiş Milletler ABD vetosu ile İsrail i kınama kararı alamazken, Avrupa Birliği de İsrail i kınayamıyor, böyle bir kararı resmen açıklayamıyor.

Bu iki örnek bize "Küfür tek millettir" gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor.

Peki "Küfür tek millet" olduğu halde Müslümanlar niçin tek bir millet olamıyor, birlik oluşturamıyor ve kendilerini BM Güvenlik Konseyi nin 5 daimi üyesinin insafına terk edilmiş olmasına  rıza gösteriyor, böyle bir oldu bittiyi kabul ediyorlar Böyle bir haksızlık karşısında sessiz kalınabilir mi

Sessiz kalınmaya devam edilecek olursa Müslümanların sürekli olarak saldırıya uğraması, zulüm görmesi ve katledilmelerini engelleyecek bir yapı nasıl oluşturulacak

Bilindiği gibi BM Güvenlik Konseyi 15 üyeden oluşuyor. Bunlardan 5 i daimi üye ve veto hakları var. Buna 10 tane de geçici üye ilave ediliyor ve belli sürelerle Güvenlik Konseyi nde görev yapıyorlar. Ancak, bu geçici üyelerin veto hakkı yok. Dolayısıyla Güvenlik Konseyi nin 5 daimi üyesi dışında kalanların fazla bir fonksiyonu yok. Çünkü, Teşkilat öyle yapılandırılmış. Başlıkta da dediğimiz gibi kuruluşa daha başlangıçta hile karıştırılmış. Müslümanlar yer yüzünde yok sayılmış. Halbuki BM Güvenlik Konseyi nin 1.5 milyarlık İslâm Dünyasını temsil edecek bir daimi üyesi olsaydı sanıyorum bu üye vesilesiyle Güvenlik Konseyi nde bir denge oluşturulabilirdi. Öyle ise İslâm ülkeleri Güvenlik Konseyi nde böyle bir denge oluşturulana kadar BM nin yapısını ya protesto etmelidirler ya da bu yöndeki isteklerini sürekli olarak gündemde tutmalıdırlar. Bu yapılamadığı sürece saldırgan İsrail i kınamak bile mümkün olmayacaktır. Buna karşılık Hamas tan Türkiye ye gerçekleşen bir ziyaret rahatlıkla kınanabilecek, bir takım açıklamalar ve tepkilerle Türkiye ye özür diletebileceklerdir. Tabiî ki olayı sadece Türkiye açısından değerlendirmek yeterli olmaz. Tüm İslâm Dünyası bugün maalesef Güvenlik Konsey nin 5 daimi üyesinin insafına terkedilmiştir.. Onlar da insaf denen duygudan hiç nasip almamışlardır.

Geçmiş yıllarda "Bu düzen böyle devam edemez" sloganı sıkça tekrarlanırdı. Şimdilerde unutulmuş görünüyor. Halbuki şu günlerde bu sloganın eskiden daha gür şekilde Müslümanlar tarafından tekrarlanması gerekiyor.