Türkiye‘de gerçek demokrasiye geçişin simgesi olan babası Adnan Menderes gibi Aydın Menderes de icraatlarında daima halkın egemenliğini savundu. Refah Partisi‘ne ‘pazara kadar değil mezara kadar birlikteyiz‘ sözleriyle katılan Menderes, 28 Şubat cuntasının esip gürlediği günlerde duruşundan taviz vermemişti.
1995 seçimlerinde Refah Partisi‘nden İstanbul Milletvekili seçilen Aydın Menderes, TBMM‘de hükümet programı görüşmelerinde Refah Partisi Grubu adına yaptığı konuşmada, "Kim, milletin gözünden düşerse, gider, laikliğin arkasına sığınmaya çalışır. Bunu bir kere daha gördük... (Milletimiz) Refah Partisini birinci parti yapmıştır" dedi.
İnanç özgürlüğü, özelleştirmeler ve Avrupa Birliği gibi konulara da dikkat çeken Menderes, "Refah Partisinin, başını örtene de saygısı var örtmeyene de saygısı var; herkes, istediği gibi gezer; ama, eşit şartlar altında gezer" ifadesinde bulunmuştu.
Aydın Menderes, 10 Mart 1996 tarihinde Meclisteki hükümet programı görüşmelerinde Refah Partisi Grubu adına kürsüde şu konuşmaları kaydetmişti:
‘Milletimiz Refah Partisi‘ni birinci yaptı‘
Kim, milletin gözünden düşerse, gider, laikliğin arkasına sığınmaya çalışır: Bunu bir kere daha gördük... (Milletimiz) Refah Partisini birinci parti yapmıştır. İktidarda olsun, muhalefette olsun, bu itimatlı teveccühün bütün gereklerini, inşallah, yerine getirmeye devam edecektir yılmadan ve çekinmeden. Bir an için, bir yıl öncesine dönelin: O zamanki Hükümet diyordu ki, ‘Biz, 5 yıllık süremizi dolduracağız. Hayır, yeni bir seçime gerek yoktur‘ ama 1995 yılının yazında toplumsal huzursuzluklar arttı, dayanılmaz hale geldi; işçi, memur sokağa döküldü ve o hükümet, kendi kendisini devam ettiremeyecek bir noktaya gelince de erken seçim karan alındı. Ne bekleniyordu erken seçim kararından? Üç husus beklenmekteydi...
‘Özelleştirmeler peşkeş‘
Bir tesis satılıyor, arsa fiyatının yüzde 25‘ine ve o tesisin satışından alınan para, o tesis kapatılacağı için, işçisine ödenecek tazminatın ki bunu bir yerde devlet ödeyecektir. 1/3 oranındadır... Buna peşkeş demeyip, de ne diyeceksiniz? Eğer bu icraat için, bu yapılanlar için peşkeş olmadığı fikrindeyse Sayın Başbakan, gelir, bu kürsüden ifade eder, ‘hayır bunlar peşkeş değildir‘ derler. Bu bir peşkeş... Rantiyeciler, bir taraftan Anavatan ve Doğru Yol‘un başlattığı ve ancak onun sürdüreceği bu tatlı ve haksız kazancın devamını düşünürken, diğer taraftan da özelleştirmenin bu yağlı lokmalarına gözlerini dikmişlerdir ve onların gayretleri, işte karşımızda duran bu Anayol Azınlık Hükümetini çıkartmış. Bu Hükümet, rantiyecilerin hükümetidir.
‘Egemenliği Brüksel‘e teslim etmişsiniz‘
Gümrük Birliği Anlaşmasıyla egemenliğin başkalarına telsi edildiğine dikkat çeken Menderes şöyle konuşmuştu:
"Ne diyor Anayasa? ‘Bağımsızlık ve egemenlik‘ diyor. Peki, gelin bakalım, 6 Mart 1995 tarihinde imzalanan bu Gümrük Birliği Antlaşması ne yapmış?..
...6 Mart belgesinin altına imza atanlar? Demişler ki, ‘Bu Avrupa Birliği, bundan sonra, ne karar verirse; Parlamentosuyla ve Yüksek Adalet Divanıyla ne karar verirse, biz, bunların hepsini gözü kapalı uygulayacağız, tatbik edeceğiz, eli bağlı, ağzı bağlı, gözü kapalı; hem de, üçüncü ülkelere karşı bunları tatbik edeceğiz; bunları uygulayacağız.‘ Gözü kapalı... Ne demek bu? Siz, işte şurada yazan ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir‘ sözüne baka baka, bu egemenliğin büyük bir kısmını alıp götürmüş, Brüksel‘e teslim etmişsiniz."
İnanç özgürlüğü böyle savunmuştu
* Ne yapacaksınız; bu cuma namazı zulmü devam mı edecek? Memura, işçiye yarım saatlik tatili çok görmeye devam mı edeceksiniz; ne yapacaksınız?
* Kurban derisi zulmü devam mı edecek? Efendim, kurban derisini vermesi serbestmiş, toplaması yasak... Bu hangi mantık, bu hangi hukuk anlayışı?
* Ve asıl bir başkası, hac zulmü... İllâ Diyanet Vakfı taşıyacak; hayır, olmaz. Hangi yoldan gidilecek?.. Bu hac farizasının yerine getirilmesi uygulaması, seyahat hürriyetini bile tahdit (sınırlama) ediyor. Bırakın burada vicdan hürriyetini, bırakın burada din hürriyetini, bu uygulamayı devam ettirirseniz, burada, seyahat hürriyetini bile tahdit etmeye devam etmiş olursunuz.
* Bu sekiz yıla çıkarma işi, imam-hatip okullarının orta kısmını kapatmak için midir değil midir; bunu açıklığa kavuşturmanız gerekir.
* Başörtüsü zulmü devam mı edecek? Başörtüsü bağlamak, ibadetle inanç hürriyetleri içerisinde değil mi ya da özel hayat değil mi? Üniversitelere sokturmuyorsunuz... ‘Başörtüsü‘ deyince, hiç kimse de irkilmesin. Refah Partisinin, başını örtene de saygısı var örtmeyene de saygısı var; herkes, istediği gibi gezer; ama, eşit şartlar altında gezer.





