Ankara’daki katliamın failleri olarak IŞİD (DEAŞ) ismi her geçen saat ağırlık kazanıyor. Şu ana kadar IŞİD ya da herhangi bir başka örgüt bu terör eylemini üstlenmiş değil. Fakat her ne kadar zaman zaman PKK terör örgütünün adı geçse de; eylemin yapılış tarzı, ön inceleme ve tespitler ile birlikte sosyal medyada paylaşılan bir video bu terör örgütünü bir numaralı zanlı haline getiriyor. En azından bu yöne doğru ciddi bir “algı savrulması” söz konusu.
Bu noktada, IŞİD tarafından şimdiye kadar reddedilmeyen ve örgütün kontrolü altındaki Cezire ve Rakka bölgesinde çekildiği iddia edilen bu videoda kendilerini “İslam Devleti’nin Cezire vilayeti Türk mücahitleri” olarak tanımlayan grubun verdiği mesaj, IŞİD saldırılarının devam edeceğiyle ilgili güçlü mesajlar veriyor.
Bir Türk “emir” tarafından, “Türkiye Şurası” adlı üst düzey seviyedeki IŞİD mensubu Türklere verilen vaazın yer aldığı görüntülerde, Türkiye’deki hükümet “tağut” (Allah’ın hükmünü tanımayan) olarak ilan edilirken, cihat çağrısı yapılıyor ve aynen şu cümle kuruluyor: “Her neredeyseniz gelin bize katılın. Bunu yapamayacak durumdaysanız da bulunduğunuz ülkelerde kıyama (ayağa) kalkın.”
***
Bunun anlamı çok açık. IŞİD açısından her yer cephe ve buna Türkiye de dâhil. Düne kadar yapılmayan bir şey, artık aleniyet kazanmaya başlamış durumda: Türkiye IŞİD’in hedefinde ve eğer bu videodakiler doğru ise, örgüt Türkiye içerisindeki hücrelerine çok net bir mesaj gönderiyor.
Bu mesajı, 28 Eylül’de Financial Times (FT) gazetesinde çıkan bir haberle birlikte değerlendirdiğimizde, karşımıza çok daha vahim bir tablo çıkıyor.
Suriye ve Irak’ta maruz kaldığı hava saldırıları ve rakiplerinin daha sert direnişi sonrası IŞİD’in stratejisini yeniden şekillendirdiğini ele alan yazıda örgütün artık başka ülkelerdeki etkinliğini artırmak istediği ve gizli operasyonlarını Türkiye’yi de içine alacak şekilde genişlettiğinin altı çiziliyor. İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6’nın eski başkan yardımcısı ve düşünce kuruluşu IISS’ın uzmanlarından Nigel Inkster’in: “Artık IŞİD’in bir dış saldırı planlama birimi var. ...IŞİD’in güçlü olduğu merkezin dışında yeni alanlarda da aktif şekilde faaliyet gösterdiğine dair işaretler görüyoruz” ve “IŞİD düşmanlarını sınırları dışında da vurma ve genişleme kapasitesine sahip olmanın önemini anlıyor. Örgütün bunları çok daha dikkatli düşündüğüne dair işaretler var” şeklinde söz konusu haberde geçen yorumları bu açıdan oldukça dikkat çekici.
***
Dolayısıyla, Ankara’da gerçekleştirilen eylemin nedeni ile birlikte, bundan sonraki süreçte gerçekleştirilecek çok boyutlu terörle mücadelenin hedefi de büyük ölçüde şekillenmeye başlamış durumda. En azından Türkiye’nin caydırıcı gücü ve kararlılığını bir şekilde ortaya koyması gerekiyor.
Gelişmeler bu bağlamda iki olasılığa işaret ediyor. Türkiye bu mücadeleyi ya ülke sınırları içerisinde gerçekleştirecek ya da ülke içi birlikte eş zamanlı olarak sınırları ötesinde gerçekleştireceği çok boyutlu operasyonlarla. Burada silahlı kuvvetlerin kullanılıp kullanılmayacağı, daha somut bir ifadeyle bir kara operasyonunun olup olmayacağı hususu elbette çok önemli. Çünkü zaten bir süredir IŞİD hedefleri Türk savaş uçakları tarafından vuruluyor.
***
Başta ABD ve NATO olmak üzere, Türkiye’nin “müttefiklerinin” ısrarla PKK ve PYD noktasında getirdiği eleştiriler ve PKK’nın Ankara’daki bombalı eylemin gerçekleştiği gün aldığı tek taraflı çatışmazlık kararı, Türkiye’yi adeta terörle mücadele noktasında sadece IŞİD hedefine doğru yönlendiriyor. Bu yönlendirmede Rusya-İran-Suriye-Hizbullah dörtlüsünün alan hâkimiyeti sağlamaya yönelik son çıkışları ve Suriye’de bir “süpürme operasyonu”na yönelik hazırlıklar, Türkiye üzerindeki baskıların artmasına da neden oluyor. Bu devletlerin ön plana çıkardığı IŞİD gerekçesi, adeta Türkiye için de hazırlanıyor.
Dolayısıyla bir süredir “savaşta” olan Türkiye açısından hedef “tek”e indirilmeye çalışılıyor. Görüldüğü kadarıyla Türkiye bu konuda halen ikna edilebilmiş değil. Çünkü bununla ilgili olarak uzun bir süredir Türkiye üzerinde psikolojik bir operasyon yürütülüyor ve Türkiye için IŞİD ile savaşa girdi girecek deniliyor. Örneğin, 27 Temmuz 2015 tarihli servisinde Deutsche Welle “Türkiye için tehlikeli bir savaş” başlığını kullanırken, 28 Temmuz’da Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki hava operasyonlarını iki ayrı yazıda değerlendiren Financial Times uluslararası ilişkiler editörü David Gardner, “Türkiye gerçek bir savaşa doğru gidiyor” demekteydi. Aynı şekilde, FT’de 7 Ağustos’ta yer alan bir haberde de ABD’nin İncirlik’ten kalkan bir insansız uçakla IŞİD hedeflerini vurmasının Türkiye’yi örgütle mücadelede cephe hattına taşıdığı değerlendirmesi yapılıyordu.
Bu başlıklar, haberler sonrası, Ankara saldırısını Türkiye’yi bir kara operasyonuna zorlamaya yönelik bir “ikna bombası/katliamı” olarak değerlendirmek de elbette kaçınılmaz oluyor…