Seçim sürecinin sonuna gelmeye başladık artık. Bu hafta sonu milletin tercihi belirlenecek olduğundan uzun süredir yükselen tansiyon düşecektir diye umut ediyorum.

Son hafta tüm partiler için önemli bir zaman dilimidir. Kararsız seçmenin kararını verdiği zamanlardır bunlar. Aynı zamanda kafaların netleştiği, oyun renginin belli olduğu zamanlar.

Sıkıntılı bir seçim süreci geçirdik milletçe. Özellikle yıllardır aman ha CHP gelir korkusuyla seçimi götüren AKP bu sefer CHP’nin yetmeyeceğini anlamış olacak ki bambaşka bir korkuyla çıktı halkın karşısına “Paralel devlet”. Cemaat-AKP çatışması yeterli korkuyu oluşturdu bu seçimlerde. Başbakanın neredeyse tüm mitinglerinde cemaate yüklenmesi bu şekilde prim elde etmeye çalışması, insanımızı birbirine nefret dolu bakışlar fırlatmasına kadar vardırdı rekabeti.

Rahmetli Erbakan “Alman Hans anladı da bizim Hasan anlamadı” derdi Milli Görüş için. Aradan geçen yıllar rahmetlinin ne kadar haklı olduğunu da kanıtlamış oldu. Bu ülkenin kalkınmasını, lider ülke olmasını, zalimin değil mazlumun korunmasını, dünyada akan kanın durmasını kısaca Hakkın galip batılın mağlup olmasını istemenin adıydı Milli Görüş. Milletimizin mayasında bulunan bir olguydu. Yüzyıllar boyunca kıtalara hükmeden zihniyetin günümüzdeki uzantısıydı Milli Görüş. Unutturulmak istenmişti ama 1969’da yola çıkanlar yeniden hatırlattılar bu kavramı bizlere. Adil bir düzen için yola çıkıldı. Zaman zaman iktidara ortak olundu. O yıllar insanımızın maddi bakımdan ülkenin gelişmişliğinden hak ettikleri payı aldıkları yıllar oldu. Yapılan hamleler hep ülke menfaatine yapıldı. Bu elbette gelişmemizi istemeyenler için kabul edilemez bir durumdu. Ellerinden geleni artlarına koymadılar ve her zaman bu ülke menfaatine olan hükümetleri engellediler. Fakat Milli Görüşlüler yılmadılar. Hep mücadele eylediler ülkenin selameti için.

Toplum değişti, insanların görüşü yaşantısı değişti. Düşünce dünyamız değişime uğradı Hasanlar Hans gibi düşünür, yaşar oldular. Fakat Hans’ın anladığını anlamakta nedense hâlâ zorlanıyorlar.

Minik bir tebessüm

Akıllı hostes

Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki: “Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var ama atlamazlarsa herkes ölecek!”

Tabi böyle bir şeyi insanlara yaptırmak

çok zor.

Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, `Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.’ diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:

`Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonların araştırma laboratuvarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!’

Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar.

Sonra hostes İngilizlere yönelmiş:

`Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!’

Bütün İngilizler hevesle atlamışlar.

Sıra Fransızlara gelmiş. Hostes:

`Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız Şimdiden teşekkür ederim.’ demiş.

Fransızlar:

`Tabii, mersi!’ deyip sırayla atlamışlar!

Hostes bu kez Almanlara yönelmiş:

`Atlayın aşağı çabuk!’ diye bağırmış. Alman kafile `Heil!’ diyerek atlamış.

Ve sıra gelmiş Türklere… Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş:

“Siz var ya… Buradan hayatta atlayamazsınız”

İlgilisine notlar:

•“Cenab-ı Hakk’ın en sevdiği insan, sorumluluğunu bilen ve kendi görevini en iyi şekilde yerine getiren insandır. Görevini ciddiyet ve titizlikle yapmak ihsan makamıdır.” Prof. Dr. Necmettin Erbakan