Bir hurma tanesi yüzünden uyuyamayan Peygamber!
Hz. Peygamber akşam yatarken yatağında bir hurma buldu ve onu yedi. Sonra da bunun zekât hurmalarından olma ihtimalini düşünerek sabaha kadar uyumadı. Sabahleyin hanımlarından biri: "Ey Allah‘ın Resulü! Bu gece niçin uyumadın" diye sordu.
Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular: "Akşam yatarken yatakta bir hurma tanesi buldum ve yedim. Ancak daha sonra bunun, yanımızda bulunan zekât hurmalarından olabileceğini düşündüm ve bu yüzden de uyuyamadım." [Bidaye]
Hz. Ebu Bekir, haramı istifra ediyor!
Muhammed bin Sîrîn şöyle anlatıyor: Ebu Bekir‘den başka yediği bir yemeği istifrâ ederek çıkarmaya çalışan hiç kimseyi görmedim. Bir gün onun önüne bir yemek getirildi. Yemeği yedikten sonra kendisine: "Bunu İbn Nuayman getirmişti" dediler.
Bunun üzerine o: "Siz bana İbn Nuayman‘ın kâhinlik ücreti ile almış olduğu yemeği mi yedirdiniz?" dedikten sonra parmağını ağzına sokmak suretiyle yemeği geri çıkardı.
İbn Nuayman Hz. Peygamber‘in ashabındandı. Kendisi parlak ve çok güzel elbiseler giyerdi. Bir gün ona bir grup insan gelerek: "Hamile kalamayan kadınlar için bir şeyler yapabilir misin?" dediler. Bunun üzerine o kâhinlerin yaptığı gibi secili bazı sözler söyleyerek bir tılsım yaptı. Gelen kişiler de ona bir koyun ve yağ hediye ettiler. Nuayman da bunların bir kısmını Hz. Ebu Bekir‘e gönderdi. O da bundan yedi. Ancak yedikten sonra Nuayman‘dan gelmiş olduğunu öğrendiğinde parmağını sokarak kustu ve "Sizler getirmiş olduğunuz şeylerin kimden geldiğini niçin söylemezsiniz?" dedi.
Haramdan oluşan vücuda en layık şey ateştir
Hz. Ebu Bekir‘in, ara sıra kendisine hile yapan bir kölesi vardı. Bir akşam bu köle ona bir yemek getirdi. Hz. Ebu Bekir de ondan bir lokma aldı. Köle ona "Bugün sana ne oldu? Her zaman bir şey getirdiğimde nereden aldığımı sorardın; bugünse sormadın" dedi.
Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir: "Çok acıktığımdan olmalı! Sahi sen bu yemeği nereden getirdin?" diye sordu. Köle: "Cahiliye döneminde bir kavme muska yapıp hastalarına okumuştum. Onlar da bana bir şeyler vereceklerine dair söz vermişlerdi. İşte bugün onların yanına uğradım. Bir düğün yapıyorlardı; bana da bu yemeği verdiler" dedi.
Bunları işiten Hz. Ebu Bekir kölesine kızarak: "Sen beni helak mı etmek istiyorsun?" dedi ve sonra da parmağını sokarak istifrâ etmek istediyse de hiç bir şey çıkaramadı. Kendisine: "Ancak su ile çıkarabilirsin!" dediler. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir su getirilmesini emretti. Böylece bir yandan su içiyor, bir yandan da kusmaya çalışıyordu. Kusuncaya kadar da bu şekilde devam etti. Orada bulunanlar: "Allah sana merhamet etsin. Bütün bunları bir lokma yemek için mi yapıyorsun?" dediler.
Sıddîk-ı Ekber de cevap olarak şunları söyledi: "Canımın çıkacağını bilsem yine de o lokmayı çıkarırdım. Çünkü ben Hz. Peygamber‘in "Haramdan oluşup gelişen vücutlar için en layık şey ateştir" buyurduğunu işitmiştim. İşte bunun için de vücudumun bu bir lokmadan yararlanmasından korktum." [Ebu Nuaym]
Hz. Ömer‘in haramdan korkusu
Bir gün Hz. Ömer‘e bir bardak süt verildi. Hz. Ömer onu içti ve çok da hoşuna gitti. Sütü veren kişiye: "Bunu nereden getirdin?" diye sordu. Adam şöyle cevap verdi: "Bir subaşına uğramıştım. O sırada çobanlar sulamak üzere zekât develerini oraya getirdiler ve sonra da benim için su kabıma bu develerden süt sağdılar. İşte sana da bu sütten verdim."
Bunun üzerine Hz. Ömer, parmağını ağzına sokarak istifra etmek istedi. [Beyhaki]
Misver bin Mahreme şöyle diyor: "Bizler, takvayı öğrenebilmek için Hz. Ömer‘den ayrılmazdık."
Hz. Ali bir gün Kûfe‘de dolaşmaya çıktı. Dolaşırken susadı ve bir kapıyı çalarak su istedi. Bunun üzerine evin cariyesi bir ibrik su ile bir mendil getirdi. Hz. Ali ona: "Ey cariye! Bu ev kimindir?" diye sordu. Cariye: "Bu ev falan Kastal‘ın evidir" deyince Hz. Ali: "Ben Hz. Peygamber‘in "Kastal‘ın kuyusundan su içme ve aşşar‘ın (vergi alanın) gölgesinde de gölgelenme" buyurduğunu duymuştum" dedi. [İbn Asakir]




