KKTC nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney

Kıbrıs ta EOKA B cileri bünyesinde barındıran ve onları bağrına basmış olan

DISY Partisi nin eski başkanı, şimdiki Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Nikos

Anastasiadis arasında başlayan görüşmeler, her iki taraftan farklı farklı

mesajlar gelmesine rağmen hızla devam ediyor.

Bir taraftan cumhurbaşkanları toplum liderleri adı

altında görüşmeler yaparlarken, diğer taraftan da cumhurbaşkanlarının

görüşmeciler olarak tayin ettikleri Nami ve Mavroyannis sık sık

görüşüyorlar.  Amaçları bir an evvel

Kıbrıs sorununa çözüm bulmak.

Bu süreç hızlı bir şekilde yaşanırken, işin garip tarafı,

Kıbrıslı Türklerin Kırmızı Çizgi olarak tanımladıkları ve yıllardır hiçbir

zaman tartışılmaya bile açılamayacağını beyan ettikleri Garantörlük konusunun

KKTC Cumhurbaşkanı nın Basın Sözcüsü nün tabu değildir açıklaması ile masaya

konulacağı ima edilirken, Rumların tabu olarak ilan ettikleri hiçbir konu tabu

olmaktan çıkarılıp, tartışılmaya açılacağı dile getirilmedi.

Rumlar için İki Kurucu Devlet kavramı, Siyaseten eşit

iki kurucu devletten oluşacak sınırları belirlenmiş iki bölgeli federasyon

tanımı, Kıbrıs Türk Devleti terimi, Kıbrıs Türk halkı tanımı veya da

Kıbrıs adasında yaşayan iki halk cümlesi tabu.

Federal Cumhuriyet in Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı ve de

Federal Meclis in Kıbrıslı Türk Başkanı tanımları ile Federal Kıbrıs Futbol

Federasyonu ve benzeri diğer kurumların  Türk Başkanı olabileceği kavramları ise -VIP- tabu. Bu makamlara asla

Kıbrıslı Türkler seçilemez ve getirilemez.

Türk askerinin adadaki varlığı devam edecek kavramı

Rumların duymak istemedikleri ve ağza alınmaması gereken tabu. Ve diğerleri...

Bunların maalesef hiçbirine ve üstelik 1964 yılından

beridir adada konuşlanmış Yunanistan Silahlı Kuvvetleri nin ve Rum Milli

Muhafız Ordusu nda görevli Yunanlı subaylar ile sayıları neredeyse 20 bine

ulaşmış Yunanlı paralı askerlerin geri gitmesi, önümüzdeki aylarda New York ta

gerçekleştirileceği dile getirilen olası bir beşli toplantıda

görüşülmeyecekken, daha şimdiden Türkiye nin garantörlüğünün ve Türk Silahlı

Kuvvetleri nin adadaki varlığı masaya konmuş bile. 

Garantörlük konusunun New York ta görüşüleceği

konusunda Türkiye nin onayının alınıp alınmadığını kesin olarak bilmiyorum ama

Kıbrıs Türk halkının bu konudaki onayının alınmadığını çok iyi biliyorum.

Hiçbir kimse, Kıbrıs Türk halkının onayını almadan, Ben

böyle düşünüyorum ve böyle istiyorum mantığı ile Garantörlük konusunu kendi

keyfince tartışıp görüşemez.

Halkın onayının olmadığı bir kararın asla uygulamaya

konulamayacağı nın politikanın ve demokrasinin değişmez kuralı olduğunu, eminim

yöneticilerimiz, acı tecrübeler ve yaşadığımız soykırımdan sonra Kıbrıs Türk

halkının kırmızıçizgileri olarak kabul edildiklerini bilmektedirler.   

Bu konuda aklıma hep, geçmiş yıllarda toplanan bir eğitim

şurasında, Kıbrıs Türk halkına sormadan ve danışmadan kendi kendilerine kapalı

kapılar ardında gelin güvey olup KKTC deki Türkçe yer isimlerinin iptal

edilip, yerlerine eski Rumca isimlerin kullanılması kararını alan komite

üyelerinden bir tanesinin, Türk köylerinden birinin meydanına St Nikolas

Meydanı tabelasını dikince, köy halkı tarafından anında kafasına tabelayı

geçirmeleri geliyor.

Özetle, halkın onaylamadığı hiçbir konu, kararı kim

alırsa alsın geçerli olmuyor