Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Hak; Kur’an’da zikredilen önemli kavramlardan birsidir. Milli Görüş hareketi, kendisini “hakkı üstün tutan görüş” olarak tanımlar. Milli Görüşçülerin “hakkı üstün tutmaları için” hak kavramını efradını cami ve ağyarını mani bir şekilde kavramaları gerekir. Her şeyden önce Hak; yaratan ve yaşatan Allah’ın bir ismidir. Hak; Kur’an’ın bir adıdır. Hak; Allah’ın gönderdiği peygamberlerin bir sıfatıdır. Hak; şahsa, zamana ve yere göre değişmeyen mutlak gerçektir. Hak; Allah’ın kullarına ikram ettiği İslam’dır. Hak; Kur’an’ın ve Peygamberimizin sözüdür. Hak; borçtur, kul hakkıdır. Hak; hisse ve paydır. Hak; adalettir. Milli Görüş, bu asırda hakkın kapısını tutan, hak hâkim olsun diye, bir ordu disiplini ve ciddiyeti içinde cihat eden şuurlu bir harekettir, ümmettir, teşkilattır. Milli Görüş; orta, adil, dengeli bir ümmettir. Bakara 143: “Böylece sizi, insanların üzerine şahit olmanız ve peygamberin de sizin üzerinize şahit olması için orta bir ümmet kıldık. Senin daha önce yönelmekte olduğun kıbleyi, insanlardan kimin peygambere uyduğunu ve kimin de ökçelerinin üzerine geriye döndüğünü ortaya çıkarmak amacıyla belirlemiştik. Şüphesiz bu sadece Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimselerden başkasına ağır gelir. Allah elbette sizin imanınızı boşa çıkarmayacaktır. Şüphesiz Allah insanlara çok acıyan ve çok rahmet edendir.” Allah, Müslümanları insanlara şahit, yani İslam’ın örnekliğini ve tanıklığını yapan vasat bir ümmet yaptığını belirtmektedir. Vasat bir ümmet olmak, ittifak, birlik, beraberlik ve bütünlük ister. Milli Görüşçüler olarak görevlerimizi, kardeşlik ve takva üstünlüğünü esas alan bir temelde yapmalıyız. Milli Görüşçüler, gerek kuramsal olarak, gerekse de kişisel olarak, İslam’a davet, maruf olanı emretme, münker olanı menetme sorumluluğu şuuruyla çağına şahitlik etmelidir. Bu çalışmalarla yeşerecek umutlar; bir fasit emel, riyaset yarışı, ben senden daha iyi yaparım gibi hatalı davranışlar ile kırılmamalıdır. Milli Görüşçüler için asıl olan iman ve cihat ise, bu görevin tek bir ümmet halinde, bir ordu disipliniyle yapılması emredilmiştir. Disiplin ise, düzen demektir.
HATALI DAVRANIŞLAR
İslam’ın hem şekline, hem de ruhuna uyan harekete Milli Görüş denir. Milli Görüşçüler ise, bu hareket içinde bulundukları sürece, hareketi asıl maksadından uzaklaştıracak bir takım hatalı davranışlardan şiddetle sakınırlar. Bunlardan bir kısmı şunlardır. 1. Benlik kibir: Bu vasfı kuvvetli olan kimseler, her konuda kendi istediklerinin olmasını arzu ederler. Kendi istekleri dışında oluşacak her şeyi eleştirirler. Herkesin kendilerine uymasını isterler. Bu tip insanlar davalarına bağlı, samimi, sadık kimseler de olabilirler. Ancak birlikte çalıştıkları arkadaşlarıyla uyumlu olamadıkları için sonuçta davalarına zarar verirler. Bazen karşı düşüncede olan birçok insan bir araya gelse, bu tip insanların cihada verdiği zararı veremezler. Çözüm; itaat, sadâkat ve ihlastadır. 2. Tefrika, ayrı baş çekmek: Böyle davrananlar, içinde bulundukları harekete zarar verirler. Dava arkadaşlarıyla çekişerek faydalı olunmaz. Fikir farklılıklarında rahmet varken, tefrikada çok büyük vebal vardır. İstişare, kararların daha isabetli alınmasını sağlar. Ancak kendi düşüncesi yönünde karar çıkmadı diye tefrika çıkarmak sadece kargaşaya yol açar. Asıl olan birlik ve beraberlik ruhuna sahip olarak ittifak halinde olmaktır. Birbirimizi hata ve kusurumuzla sevmek zorundayız. Biz sizden daha iyisini yapacağız diyerek ayrı baş çekemeyiz. Uyumlu olmak zorundayız. 3. Makam mevki hırsı: İnsanlar çoğu zaman kendi yeteneklerini tarafsız olarak değerlendiremezler. Bir göreve gelmeyi çok arzu etmek, önce kişinin kendisine zarar verir. Hatalarıyla baş başa kalır. Manevi yardımdan mahrum olur.
Doğru olan, bir görev verilirse ihlasla, sadakatle, feragatle o görevi yapmaya çalışmaktır. Yoksa bir makam elde etmek için kulis yapmak, grup oluşturmak, ayrı baş çekmek değildir.
4. Dedikoduya itibar etmek, tenkitçilik: Gıybet, dedikodu, söylenen doğru bile olsa, bir dava kardeşimizin duyduğu takdirde üzüleceği bir sözü onun arkasından söylemektir. İftira ise doğru olmayanı söylemektir. Bizim usulümüz, yol göstermek, hizmete katkıda bulunmaktır. Gıybetten, iftiradan şiddetle kaçınmalıyız. 5. Kötü zanda bulunmak: Bundan şiddetle kaçınmak gerekir. Başkaları hakkında kötü zan büyük vebaldir. Bu ve benzeri hatalı davranışlardan sakınıldığı kadar, Allah’ın rahmet ve desteğine nail olunur.
ZEHİR KOVASI TAŞIMAK
Hakkı üstün tutan bir kadro isek; başkalarının belirlediği gündemi değil, belirlediğimiz kendi gündemimizi konuşmalıyız. Biz onların gündemiyle meşgul olup her gün yayılan yalan yanlış haberleri birbirimize aktarırsak, bu kendimize zarar vermek demek olur ki, zehir kovası taşımaya benzer. Bunun için bu çeşit haberlerden etkilenmeden kendi görevimizi yaparsak, o zaman başarıya ulaşabiliriz. Âlemlere rahmet peygamberimiz; “Ya hayır söyle yahut sus” buyurmuştur. Akarsu kir tutmaz. İşleyen demir pas tutmaz, aksine ışıldar. Bütün dertlerin ilacı, hakkı üstün tutmanın gereği olarak, teşkilat içinde bize tevdi edilen görevi canla başla yapmanın derdini taşımaktır. Her gün bir evvelkinden biraz daha ileriye gitmeliyiz. Biliyoruz ki iki günü eşit olan aldanmıştır.
KONGRE
Saadet Partisi 24 Kasım 2024 günü 9. Olağan Kongresi’ni yapacaktır. Milli Görüş kongreleri her zaman birlik ve beraberlik içinde yapılmıştır. Kongreler, Milli Görüşçüler için, bir hervele, canlı ve diri olduğumuzu gösterme, aşk ve heyecanımızı artırma zeminidir. Bizim kongrelerimiz, tavaf ederken kardeşine dirsek atma zeminleri değildir. Erbakan Hoca’mızla çalışmış, onun terbiyesinden geçmiş, bu ocaklarda yetişmiş hiçbir Milli Görüşçü, bahanesi ne olursa olsun, birlik ve beraberliğe zarar verecek bir yola girmez. İstişare ile alınan karara uymak, saadettir. Selam hidayete tabi olanlara…