İnsanın duası ise yaratıcısı ile bağını güçlendirir.
İnsanlar hangi inanca sahip olurlarsa olsunlar duadan vazgeçemezler. Çünkü aciz ve ihtiyaçlıdırlar. Allah insanları duaya teşvik ediyor ve onların dualarına icabet edeceğini haber veriyor.
Dua her insanın hayatında var.
Ancak asıl olan usulüne uygun yapılan ve gerçek mercie yöneltilen duadır...
Dua bazen bir ıstırap sıkıntı, meşakkat ve zorluk sonucunda yapılır bazen de muhabbet ve gözyaşları ile yapılır.
Müslüman sadece darda kaldığında dua etmemelidir. Her durumda duaya başvurmalı ve yaratıcı ile bağını güçlendirmelidir.
Yaşamın her anında Allah insanın yanında ve yakınındadır. Dua edenin duasına icabet eder.
Dua Bir Çağrıdır
Düşün ellerini açmış yalvarıyorsun.
Yalnız o var.
Seni yoktan var eden Mevla.
Bir de sen ve gönlünden dökülen dua terennümleri
Halini arz ediyor ve istiyorsun.
Peki, ne istiyorsun?
İstikamet üzere yaşamak
Hayırlı bir ömür
Hayırlı işler yapmak
Hayırlı evlatlar yetiştirmek
İlim amel ihlas
Bir taraftan sayısız nimetler için şükrediyorsun diğer tarafdan onun kereminden istiyorsunuz.
Dünyanın çeşitli yerlerinde ve aynı anda yükselen binlerce duadan biri de siz oluyorsunuz.
Duadasınız işte şimdi doğru kapıya geldiniz.
Burada hiç bir imtiyaz, kayırma, maddi ayrıcalık istenmez sizden. Burası kendini bilmezlerin yeri değil. Burası yoksulu dışlayanların, servetleri ile insanlar üzerinde baskı uygulayanların yeri değil. Allah?ın huzurundasınız ve ondan istemektesiniz.
Burada mal mülk geçerli değil. İman ve ihlasla gelmeniz yeterli. Siz bunu başarabiliyorsanız dünyanın en zenginisiniz. Değerli, seçilmiş ve farklısınız. Çünkü iman ve duanız var. Bu büyük bir hazine ve siz bu hazineye sahipsiniz.
Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur:
?Kullarım sana benden sual ettikleri zaman şüphe yok ki ben pek yakımım. Bana dua ettiği vakit dua edenin davetine icabet ederim. Artık onlar da benim için ibadet etsinler. Ve bana iman etsinler. Ta ki hakka isabet etmiş olsunlar.? (Bakara 186)
Kapitalist zihniyetler, insanlara maddiyat eksenli bir dünya görüşü sunuyor. Buna göre insanların temel ihtiyaçları sadece yeme içme gibi birkaç madde ile sınırlı kalıyor. İnsanlar hayatlarını bu ihtiyaçlara adıyor ve adeta ihtiyaçların hududunda tükeniyor lar. Muhammed Kutup İslam ve Materyalizme göre insan adlı kitabında şöyle der: ?biz ne zaman ki insan ruhunun hayata güç veren kuvvet veren yön veren bir temel olduğunu kabul eder ne zaman ki iktisadın ve maddi üretimin sadece bu büyük asıldan fışkıran birer kaynak veya insanın gelişmesini ve yönelişini renklendiren birer renk olduğuna inanırsak işte o zaman insanı gerçek seviyesine yükseltmiş oluruz. İşte o zaman ilmi hakikatlere yüz çevirmemiş oluruz. Ruh geniş bir âlemdir iktisat ve maddeye fikir ve duygulara hayatın zorlayıcı zaruretlerine ruhun serbest yayılışına materyalistlerin çirkin gördüğü bütün bu asil unsurlara şamil geniş bir âlem! Bu âlem inkar edilemez.
Çağımızda dinine yabancı bir nesil yetişiyor. Gençler bu boşluğu dolduramıyor ve depresif sorunların içine düşüyorlar. Peki, ne oluyor?
Bunun sonucunda ruhsal psikolojik rahatsızlar artıyor bireyler birer suç makinasına dönüşüyor. Bu insanlar bir zaman sonra topluma korku saçmaya başlıyorlar



