Reklamı Kapat

Gübre, elektrik, mazot fiyatları uçmuşken çiftçi sloganı ne yapsın?

Karar Gazetesi ekonomi yazarı İbrahim Kahveci bugünkü köşesinde, Türkiye'de tarımla uğraşmanın her geçen gün daha da zorlaştığına ve çiftçinin bu durumun altında ezildiğine değindi.

Ekonomist İbrahim Kahveci bugünkü köşesinde, ''Çiftçi sloganı ne yapsın!'' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kahveci, elektrik, mazot ve gübre gibi çiftçinin ana maliyet kalemleri arasında yer alan tüm ürünlere yüzde 100'den fazla zam geldiğini hatırlattığı yazısında bu şartlarda çiftçinin üretim yapabilmesinin imkansızlaştığına vurgu yaptı.

Mahsülün tarladaki fiyatıyla raftaki fiyatı arasındaki makasın da son yıllarda giderek arttığını belirten Kahveci, Erdoğan ve Yıldırım'ın çiftçiye destek açıklamalarının sözde kalmaması gerektiğinin altını çizdi.

İbrahim Kahveci'nin yazısının tamamı şu şekilde:

Bitkisel ve hayvancılık ürünleri ile işlenmiş gıda ticaretinde Türkiye dış fazla veren bir ülke. Geçen yıl 23 milyar 785 milyon dolarlık ihracata karşılık 19 milyar 370 milyon dolar ithalat gerçekleştirdik. Böylece tarım ve gıdada yıllık dış fazla 4,4 milyar dolar oldu.

En fazla ithal ettiğimiz iki tarım ürünü: 1- ayçiçeği ve ürünleri ile 2- hububat (buğday dahil) oldu. Fakat hububat ticaretinde son yıla kadar fazla verirken burada da açık vermeye başladık.

Buna rağmen tarımda kendi kendine yeten ülke konumumuzu sürdürüyoruz.

***

Burada asıl sorun şu: Tarım ve gıdada bu uğurda ne feda ediyoruz?

Mesela domates ihracatı nedeniyle yurtiçi fiyatlar bir türlü düşmüyor. Hatta geçen hafta yasaklanana kadar küçükbaş hayvan ihracatı da yurtiçinde fiyatları çoktan patlattı.

Ahırlar boşaldı ve artık et ve süt ürünlerini daha pahalıya alacağız. Yeni zamlar kapıda...

***

Türkiye’de son bir yılda enflasyon yüzde 54,4 oldu. Fakat gıda enflasyonu yüzde 65,6 oranı ile genel enflasyonun oldukça üzerinde artış gösterdi.

Gıda fiyatları genel fiyat artışının oldukça üzerinde. Ama bu işin arkasında başka nedenler de yatıyor.
Mesela son bir ayda (Ocak 2022) Tarımsal Girdi Fiyatları yüzde 10,12 artış gösterdi. Bu artışın en büyük nedenleri ise (yıllık);

1- Yüzde 104,8’e ulaşan mazot fiyatı
2- Yüzde 107,3 artan elektrik fiyatı
3- Yüzde 171,5’e çıkan düz gübre fiyatı
4- Yüzde 131,8’e varan birleşik gübre fiyattı oldu.

Ama burada bir noktaya dikkat çekelim: Tarımsal girdi maliyeti henüz ocak ayı sonuçları yayınlandı. Şubat ve mart ayı itibari ile bu maliyetlerin çok daha aşırı yükselmiş olacağını göreceğiz.

Hatta bir noktaya daha dikkat çekelim: TÜİK gübre fiyatlarının son bir yılda (Ocak 2021-Ocak 2022) yüzde 153,3 arttığını açıklıyor. Ama piyasada gübre fiyatlarının 3-4 kat, hatta 5-6 kat arttığı gözlenmektedir.

Tarla ekmek, ürün yetiştirmek o kadar pahalı hale geldi ki; çiftçi nasıl ekim yapacak bilemiyoruz.

TARIMDA İKİ TEMEL SORUN

Bugün tarlaya baktığımızda çiftçi açısından iki temel sorunun hala çözülemediğini görüyoruz.

Bunlar;

1- Tarım üretim planlaması: Çiftçi bu yıl ne ekecek? Mesela geçen yıl bir çok çiftçi kuru soğan için hasat etmeye değer bulmadı. Oysa bir kaç yıl önce kuru soğan yok satıyordu. Bugün en büyük sorun çiftçinin ekim planlamasının kendisine bırakılmış olmasıdır.

2-Tarla-raf fiyat farkı: Belki de en büyük sorunumuz burada. Çiftçinin elinde değer bulmayan ürünler raflarda ateş pahasına satılıyor. Bu hikayeyi çok duyarız: Çiftçi mahsulünü yola veya çöpe döktü; ama aynı ürünler raflarda el yakmaktadır.

Bu makasın özellikle 2013 yılında başlayarak hızla açıldığını görüyoruz. Mesela 2008-2013 arası 5 yılda domatesin tarla fiyat ortalaması 0,75 kuruştur. Aynı 5 yıllın ortalama domates raf fiyatı ise 1,48 liradır.

Arada sadece 1 kat fark vardır. Ama sonraki yıllarda bu fark 2 kat civarına çıkmış oldu.

Örneğin 2018-2021 yıllarında (toplam 4 yıl) domatesin tarla fiyatı 1,54 lira ve raf fiyatı da 4,56 liradır.

Dikkat ederseniz 2008-2013 arası 0,96 olan fark son 4 yılda 1,97 kata yükselmiş oldu.

Buna benzer örnekler bir çok üründe gözlenmektedir. Tarla-raf fiyat farkı 2013 sonrası kronik bir bozulma yaşamaktadır.

BİNALİ YILDIRIM: DAĞI TAŞI EKİN

ERDOĞAN: DESTEK 29 MİLYAR

AK Parti Sancaktepe toplantısında konuşan Genel Başkanvekili Binali Yıldırım “ Rusya ve Ukrayna dünyanın tahıl ihtiyacının yüzde 6’sını karşılıyor, şimdi bunlar yok. Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde gıdaya erişimde sorunlar yaşanacak. Bunun farkındayız ve gerekli tedbirleri de hükümetimiz alıyor. Vatandaşımıza deliler gibi ekin, dağı taşı ekin diyorum çünkü artık gıda petrolden de altından da önemli hale geldi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Tokat’ta çiftçilerle buluşmasında şu noktalara değindi: “Tarımın bittiğini, çiftçilerin perişan olduğunu söylüyorlar. Tarıma ve hayvancılığa en fazla destek bizim dönemimizde verildi. Bu yıl için 25,8 milyar lira tanımlanan tarımsal destek bütçesini 29 milyar liraya yükselttik.

Avrupa’da sebze ve meyve üretiminde 1. sıradayız.”

***

Bu iki açıklamaya şu notları ekleyeyim: Sebze fiyatları son 4 yılda %244 arttı. Oysa aynı dönemde ülke genelinde toplam fiyat artışı %140.

Kur Korumalı Mevduat için sadece 1 ayda 42 milyar lira ödeme yapılacak ama milyonlarca çiftçiye destek sadece 29 milyar lira. Benzer örnekleri Hazine garantili işlerden de verebiliriz.

Dağı taşı ekecek çiftçinin maliyeti artmış, ürünü satamıyor ama dağı taşı ekin diyoruz. Peki bunun altyapısı nerede? Kaynağı nerede? Desteği nerede?

Sloganla tarım olmuyor...

28 Mar 2022 - 15:10 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Balıkesirli Dede - TV göründü haberlerde bugün tabiiki2 Tv'de Adam ağlıyor o insan bir çiftçi hiçte Tirol mirola benzemiyordu kan çanağı olmuş 55 60 yaşlarında. gozleri

Gözleri kip kirmizi.tarlalarimi ekemedim ekemeyecegim diye saat 19. 00 haber kanalı tarımın sloganı Hasan Dağı karlik taşlık eğer sabanin sürerse her derede bir değirmen suyu gelirse .Her kumesten bir kaz bir tavuk bir hindi bolca yumurta köylü dayın verirse böyle tarım mi kaldı günümüzde soylesinize

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 21:40
04

Balıkesirli Dede - Nasıl eksin 100 TL ye sadece 4 litre mazot

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 21:25
03

Halil alkan - yapar yapar senin gibi hain değildir bizim çiftçimiz

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 28 Mart 18:29
02

Kağan - 20 yıldır erdoğana oy vermişse aynısını yapsın ye sin içsin aç yatsın hamasetle karnını doyursun akıllanmazsa yapacak ne var öyleleri için....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 17:31
01

doğrusöyler - DIŞARIDAN BAKINCA GERÇEK BU?

On sekiz yaşında bir kız, Belçika'da yaşıyor.

-Türk müsün? dedim.

-Daha karar vermedim, dedi.

-Müslüman mısın?dedim.

-Ona karar vermek daha zor,dedi.

Merakım iyice kabarmıştı.

-Konuştuklarınızdan hiçbir şey anlayamadım, dedim.

-Ben de bir şey anlayamıyorum. Hayatım bir kördüğüm. Nasıl çözeceğimi bilemiyorum.

-Neden ama?.

-Babam Fransız, annem Türk.. İkisini de seviyorum... Babam Hristiyan bir Fransız olmamı istiyor. Annemse Müslüman bir Türk olmamı.

Bu iki istek arasında sıkışıp kaldım. Bilemiyorum ne yapacağımı?

Sis perdesi biraz aralanmıştı. Biraz daha açmak için sorulara devam ettim.

- Kendini kalben Hristiyanlığa mı daha yakın hissediyorsun, Müslümanlığa mı?.

- İslam'a daha sıcak bakıyorum, ama Müslümanlara baktığımda birden soğuyorum. Babam annemin Türkiye'deki akrabalarını Brüksel'e getirip oturum aldı, iş buldu... Bir iki yıl çalıştılar o kadar... Şimdi hepsi 'somaca basıyorlar' yani işsizlik parası alıyorlar. Hepsi de sapa sağlam... Babamın akrabaları Hristiyan... Kiliseye gitmiyorlar ama iş ahlakları var... Herkes işinde dürüstçe çalışıyor... Annemin akrabaları hem namaz kılıyor, yeri gelirse hırsızlık bile yapıyorlar... Türkiye'ye gidiyoruz her taraf cami dolu, camiler de namaz kılan insan dolu..

Ama herkes hile yapıyor, sizi kandırmaya çalışıyor... Belçika'da kiliseler bomboş ama Hristiyanların hepsi ahlaklı... İşte bu yüzden olmak istediğim halde Müslüman olamıyorum.

Afallamıştım. Umutsuz bir hamle yaptım.

- Ama şey... Yani... Müslümanlara bakarak karar vermek.

Ani bir çıkışla sözümü kesti.

- Çok dinledim bu masalları, hem de pek çok... Kusura bakmayın lütfen... Bir din anlayışı güzel ahlak üretemiyorsa ben o dini yani Müslümanlığı kabul edemem. Brüksel'deki Müslümanları geçtim; Türkiye'de herkes devleti soyuyor, vergi kaçırıyor, haram yiyor... Her şeyi yapıyorlar... Ondan sonra "Döndüm Kabe'ye Allahü Ekber".Jimnastik bu ya, namaz değil jimnastik.

Bu sözler ceviz büyüklüğündeki dolu taneleri gibi başıma çarpıyor.ACI GERÇEK.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 28 Mart 15:21