Türkiye, eğitime bütçeden en az parayı ayıran ülkelerin başında geliyor. Okul, derslik ve öğretmen açığı, dershaneleri okulların alternatifi haline getiren sınav sistemi ile yeni bir eğitim öğretim yılı daha başlıyor. Mevcut durumdan öğrenciler, veliler, eğitimciler ve politikacılar bile şikayetçi!
Analiz Dosya - Ahmet Zeki Gayberi
2008 2009 Eğitim-Öğretim yılı da yüz binlerce eğitimci, milyonlarca öğrenci ve milyonlarca veli için her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük umutlarla başlıyor. Ancak bu yıl da, tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi eğitimin temel sorunlarının çözülmesi, eğitim niteliğinin artması ve eğitimcilerin yaşam düzeyinin yükselmesi noktasında sorunlar bekliyor onları. Her eğitim-öğretim yılı başında sorunların çözümüne dair verilen sözler ve vaatler zamanla unutuluyor ve eğitim sistemi her yıl kendi sorunlarıyla baş başa kalıyor.
Türkiye de yıllardır kalabalık sınıf mevcutlarını azaltmak, derslik, okul, öğretmen, memur ve hizmetli açığını kapatmak, fiziki altyapı ve araç gereç ihtiyacını gidermek, eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, sosyal ve özlük haklarında iyileştirme yapmak, üniversite kapılarındaki yığılmayı önlemek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu da okul, derslik ve öğretmen açığını kapatmak bir sorun olarak önümüzde duruyor. OECD rakamlarına göre Türkiye de devletin öğrenci başına yaptığı yıllık eğitim harcaması miktarı ilköğretimde 1.120 dolar, ortaöğretimde 1.808 dolar, yükseköğretimde 4.231 dolardır.
2008-09 Eğitim yılı takvimi
2008-2009 Eğitim-öğretim yılı bugün başlıyor. Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan toplam 14 milyon öğrenci ile 662 bin öğretmen bugün ders başı yapacak. Bu yıl öğrenci ve öğretmenlere toplam 165 milyon 854 bin 333 adet kitap dağıtılacak. 2008-2009 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 23 Ocak 2009 Cuma günü sona erecek. İkinci yarıyıl ise 9 Şubatta başlayacak ve 12 Haziran da sona erecek.
9 günlük tatiller geri döndü
Son 5-6 yıldır resmi tatiller ve bayramların denk gelmemesi yüzünden 9 günlük tatilleri unutan öğrenciler ve öğretmenler bu sene bol bol tatil yapacak. 2009 yılı çalışma takviminde resmi tatillerin hafta içine denk gelmesi nedeniyle okullar bu sene bir hafta önce açıldı. Bu yıl yaklaşık 900 bin öğrenci ilkokul 1. sınıfa, 750 bin çocuk da anaokuluna kayıt yaptırdı. İlkokul 1. sınıf öğrencileri, okul korkusunu yenmeleri, öğretmenlerini ve arkadaşlarını tanımaları amacıyla bir hafta önceden okula başladı.
SORUNLAR DAĞ GİBİ
Türkiye 2008 2009 eğitim öğretim yılına da dağ gibi eğitim sorunları ile boğuşarak giriyor. Yarış atına dönen öğrenciler için her sene değiştirilen sınav sistemleri, müfredatlar ve okulların fiziki ve sosyal yetersizlikleri büyük problem iken, yeni eğitim yılında eğitmen ve öğretmenleri de bir dizi sorunlar yumağı bekliyor.
- Eğitime ayrılacak kaynak sıkıntısı,
- Derslik yetersizliği,
- Bölgelerarası öğretmen açığındaki farklar,
- Okulların ödenek ve hizmetli ihtiyacı,
- Kalite seviyesinin yükseltilememesi,
- Eğitimin ezberci ve sınavda soru çözmeye endeksli olmaktan kurtarılamaması,
- Öğretmenlerin özlük hakları problemleri,
- Sözleşmeli öğretmenler uygulaması ile öğretmen açığı giderilemiyor.
- Halen 30 bine yakın idareci vekaleten görev yapıyor. Sınav esaslı, liyakata dayalı bir yönetmelik hazırlanmalı.
-2005 te 1 kez yapılan Uzman Öğretmen sınavı ve hiç yapılmayan Başöğretmen sınavları!
-Okul kantinlerinde ciddi bir şekilde gıda ve fiyat denetimi yapılmalı.
Sınav sistemi dershaneleri besliyor!
Bir öğrencinin dört yıllık bir fakülteden mezun olana değin zorunlu olarak girip başarı göstermesi gereken asgari sınav sayısı 739! Öğrencilerin, eğitimcilerin, velilerin özetle herkesin zararlı çıktığı bu sınav-dershane kısır döngüsünden tek kârlı çıkan kesim ise özel dershaneler.
Ülkemizdeki mevcut eğitim sistemi, öğrencilerin bedensel, düşünsel, kültürel ve ruhsal gelişimini bir bütün olarak değerlendirmek yerine, öğrencileri ilköğretimden itibaren bitimsiz bir sınav maratonuna sokuyor. Eğitim-Sen in araştırmalarına göre bir öğrencinin dört yıllık bir fakülteden mezun olana değin zorunlu olarak girip başarı göstermesi gereken asgari sınav sayısı 739!
Bu sınav maratonu ilköğretim çağından itibaren öğrencilerin boş zaman, oyun, sosyalleşme ve eğlenme gibi ihtiyaçlarını karşılamalarına imkan tanımıyor. Başarıyı doğru yanıtlanan sınav sorusuna endeksleyen sistem, kolektif çalışma, yaratıcı ve analitik düşünme gibi yetilerin gelişimini de engelliyor. "Ne kadar çok test sorusu çözersen o kadar başarılısın" mantığı, öğrencileri, birbiri ile kıyasıya rekabete itiyor. Eğitimin kanayan yarası olan dershane sistemi her yıl artarak büyümektedir. Bugün başlı başına bir sektör haline gelmiş olan Dershane sistemi, eğitime yeterli kaynak ayrılamaması ve okullarımızda nitelikli eğitim verilememesi nedeniyle her geçen gün daha da büyüyor. 2002 yılında özel dershane sayısı 2.122 iken, 2008 yılında bu rakam 4.031 e ulaşmıştır. Aynı dönemde öğretmen sayısı 19.881 den 48.855 e yükselmiştir. Son 6 yılda eğitim sistemi, hem piyasaya daha fazla entegre olmuş, hem de nitelik olarak daha da gerilemiştir. Eğitimin niteliği düştükçe özel ders ve dershane sistemi büyümüştür. Bu durumun doğal sonucu olarak, eğitim sistemi ve veliler dershanelere çalışmaya başlamış, ekonomik gücü olan veliler astronomik rakamlarla çocuklarını dershaneye gönderirken, ekonomik gücü olmayan velilerin çocukları sistemin dışına itilmiştir.Her yönüyle sınavlara bağımlı olan eğitim sistemi kamu eğitimini işlevsiz bırakarak, eğitimi dershane, özel ders, özel okul alanına kaydırmıştır. Okullarda yapılması gereken eğitim, bugün dershanelerde yapılmaktadır. Bu nedenle özellikle sınav zamanları okullar boşaldığı için öncelikle bu sorunu sorgulanması ve çözülmesi gerekir. Artık ikincil, destek eğitimi olmaktan çıkıp, birincil asıl eğitime dönüşmüş olan dershane sistemi dışında kalan bir öğrencinin sınav kazanması, daha iyi bir okula, üniversiteye gitmesi neredeyse imkansız hale getirilmiş durumda! (egitimsen.org.tr)
Okullaşma oranı
Milli Eğitim Bakanlığı nın 2008 yılı rakamlarına bakıldığında okullaşma oranlarında tablonun hiç de iç açıcı olmadığı görülüyor. Okul çağındaki nüfusun ilköğretimdeki okullaşma oranı yüzde 97 iken, ortaöğretim çağındaki çocukların sadece yüzde 58 i okuluna devam ediyor. Yükseköğretimde okullaşma oranı ise yüzde 20 civarında.
Okul, derslik ve öğretmen az!
Türkiye de toplam öğrenci sayısı ile kıyaslandığında yıllardır okul, derslik ve öğretmen sayısının yetersizliğinden yakınılır. Her yıl öğrenci sayısı artmasına rağmen, okul, derslik ve öğretmen sayısı bu artışın gerisinde kalıyor. 2008-2009 eğitim öğretim yılı başı itibariyle, Okulöncesi eğitimde; 2.506 okul, 36.236 derslik ve toplamda 701.762 öğrenci bulunuyor. Okulöncesi eğitimde görev yapan öğretmenlerin 25 bini kadrolu, 16 bini ise sözleşmeli ya da usta öğretici. İlköğretimde toplam okul sayısı 34.093, derslik sayısı 315.887, öğrenci sayısı 10.870.570. İlköğretimde görev yapan kadrolu öğretmen sayısı 409.318, sözleşmeli öğretmen sayısı 36.134 tür. Ortaöğretimde toplam okul sayısı 8.250, derslik sayısı 100.853, öğrenci sayısı 3.245.322. Ortaöğretimde görev yapan öğretmenlerden 188.973 ü kadrolu, 2.068 i sözleşmeli olmak üzere toplam 191.041 öğretmen görev yapıyor.
Ortaöğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını 30 a çekmek için 60 bin dersliğe daha ihtiyaç var.
Doğu da görev yapar mısın hocam?
Doğu da eğitim gören öğrencinin, okul, derslik, malzeme ve en önemlisi öğretmen eksiği kangren haline gelmiş eğitim sorunlarımızdan. Halbuki, yeni mezun olan öğretmenler yerine daha tecrübeli, birikimli, uzman öğretmenler Güneydoğu ve Doğu Anadolu da görev yaparsa, tecrübeleriyle birçok sorunu da çözebilme şansı yakalanmış olur. Eğitim sendikaları, bu sorunun çözümünün kolay olduğunu sadece devletin biraz olsun daha duyarlı olmasını istiyor. Çözüm önerileri ise şöyle: Tercih edilmediği için öğretmen sıkıntısı yaşanan Doğu ve Güneydoğu da görev yapacak eğitim çalışanlarına ?Bölge Tazminatı verilsin!
Katsayı adaletsizliğine son!
Haksız, adaletsiz katsayı zulmü maalesef hala çözüme kavuşturulamadı. 28 Şubat ın adaletsiz ve insafsız günlerinde İmam Hatipleri yakmak için Meslek Liselerine de teşmil edilen katsayı adaletsizliği bugün hala mesleki eğitim alan öğrencilerin kabusu olmaya devam ediyor. ÖSS de meslek liselilerin aleyhine uygulanan katsayı engeli nedeniyle Türkiye nin ara teknik eleman ihtiyacını karşılayan bu okullara giden öğrenci sayısı giderek düştü.
Avrupa‘da ve bizde öğretmen maaşları
Türkiye nin de üye olduğu Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinin eğitim istatistikleri ile Türkiye ninki karşılaştırıldığında aradaki dehşetengiz fark üzüntü veriyor. Öğrenci başına harcama oranı OECD ülkelerinde okul öncesinde 4 bin 508 dolar, ilköğretimde 5 bin 450 dolar, ortaöğretimde 6 bin 936 dolar, yükseköğretimde ise 11 bin 254 dolar. Türkiye de ise öğrenci başına harcama miktarı ilköğretimde 869 dolar, ortaöğretimde bin 428 dolar, yükseköğretimde ise 4 bin 248 dolar.
- Almanya da göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 37 bin 718 dolar maaş alıyor.
- Lüksemburg ta göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 46 bin 306 dolar alıyor. Türkiye de ise göreve yeni başlayan bir öğretmen aile ve çocuk yardımı dahil 10 bin dolar civarında maaş alıyor.
Kılık kıyafet problemi
Sırf başörtülü oldukları için kazandıkları üniversitelere gidemeyen, kovulan, ikna odalarına alınan ve gözyaşlarını içine akıtan öğrenciler de yeni öğretim yılında hükümetten çözüm bekliyor. Anayasa Mahkemesi nin kendini yasamanın yerine koyarak üniversitelerdeki kılık kıyafet yasaklarını biraz gevşeten değişikliği "Parti Kapatma Gerekçesi" sayması, Hükümetin de sorunun üzerine beton dökmesini gerektirmez. Laik ve demokratik hiçbir Avrupa Ülkesinde sorun olmayan, eğitime engel teşkil etmeyen kılık kıyafet konusu maalesef Türkiye nin kanayan yalarından biri olarak kalmaya devam ediyor.





