Eğer azınlıktaysanız, gücünüz yetmiyorsa, çabanıza karşılık yoksa destek olmayın derim ben. Ama eğer bu ülkede çoğunluksanız ve sistem sizi sürekli sıkıştırıyorsa, sistemin amaçları doğrultusunda psikolojik harekat mizahla ve medyayla yapılıyorsa orada durun ve 12 Ekim de çıkacak Cafcaf dergisine destek olmayı önemseyin.

En son elinize ne zaman bir mizah dergisi aldınız? Çok zaman oldu diye söze başladığınıza göre hayli dertlisiniz. ?Benim mizahla işim yok deyip kestirebilir, sözü noktalayabilirdiniz. Anladım, benden daha iyi biliyorsunuz, bu ülke insanının inancını mizahla aşağıladıklarını. Mizahla vuruldunuz yani. Çember sakallı bir adam oldunuz hep, ağzınızdan salyalar aktı. Kadınlarınız bir ?mal gibi çizildi. Sizin elinizde bir tesbih, ona eşlik eden bir yular ve arkada kadınlarınız?

Uzun yıllar böyle gitti bu. Üstünüze üstünüze geliyordu her şey. Gazeteler sizi aşağılamak için malum karikatürleri koyuyordu. Mizah dergileri belden aşağı esprilerle insanları cinsellikle vururken, sayfalarından sizi de eksik etmiyordu.

Anlayabiliyorum, çok aşağılandınız, hakarete uğradınız. Kendinizi hep güçsüz hissettiniz. Siyasette güçlü olmayı dilediniz. Biliyordunuz ki bu ?belhüm adal larla baş etmek kolay değil. Çaba gösterdiniz, heyecan duydunuz, büyüdünüz, serpildiniz. Anadolu nun bağrından geldiğiniz şehirde ticaretten yönetime aktif bir rol sergilediniz. Başarılı da oldunuz. Televizyonlara koydukları peşpeşe aynı görüntülerle çok hakarete uğradınız çok. Sisi tezgahı Fadime-Müslüm oyunları karikatürize edilen size oynanan görsel bir oyundu. Evinizin kapısı kırılmaya çalışıldı. Başınızdaki örtü yüzünden çocuklarınızı da kendinizi de koruyamaz hale getirildiniz. Sanki ülkenin kahir ekseriyeti siz değildiniz de size aşağılık cümleler höykürenlerdi.

Gel zaman git zaman elinizdeki güç büyüdü. Artık sizden soruluyordu her yer. Paraya da hükmediyordunuz. Sizi aşağılayan karikatürlere zamanla ses çıkarmamayı da öğrendiniz. Çalıyı dolaşmak evlaydı çünkü. Bunlara bulaşmak çok tehlikeliydi çok.

Lakin hep bir şeyler eksik kaldı. Farkındayım, çile çekiyorsunuz, içiniz acıyor. İktidar olmak, sesi gür çıkmak bile yeterli gelmiyor bazen. Şimdilerde ülkede çıkan ne kadar mizah dergisi varsa, sistemle cebelleşmiş görüntü çizen bütün mizah dergileri kendilerinden beklenenin aksini yapıyorlar. Seçilmişlerin karşısına atanmışların ?kurgu sunu besleyerek çıkıyorlar. Her gün büyük bir hakareti kapaklarına taşıyorlar. Size ise sadece sükut düşüyor.

Çünkü mizahta yoksunuz. Hiç olmadınız da.

Biliyorum siz de birkaç denemeden bahsedeceksiniz. Fit, Filit, Cıngar, Ustura gibi dergi isimlerini sayıp ?ama başarılı olamadılar ki diyeceksiniz. Ve ekleyeceksiniz: "Biliyoruz sen şimdi bize Cafcaf dergisinden bahsedeceksin. Yok aylıktı da haftalık olacak, bu dergiyi yaşatmamız lazım falan diyeceksin. Ama bilmiyor musun bizde mizah işleri pek matah değildir. Tamam diğerleri bizim inancımıza hakaret ediyorlar, bizi mizahla aşağılıyorlar. Mizah dergilerinden yetişenlerin senaryosunu yazdığı filmlerle bize biçtikleri roller hep olumsuz ve çirkin roller oldu. Ama kardeşim siz de hiç ümit vermiyorsunuz ki. Onlar gibi büyük işler yapamıyorsunuz ki. Sesiniz hiç çıkmıyor ki. Profesyonel değilsiniz. Günümüzün şartlarını hiç dikkate almıyorsunuz. Sen şimdi Cafcaf ta yazarına çizerine telif verebilecek misin? Hayır. Diyelim çıktın. İki ay sonra kapanmaktan nasıl kurtulacaksın. Sürekli başımızı ağrıtacaksın. Yok destek olmadınız, yok sizin yüzünüzden kapandık, koskoca camiasınız bi dergiye sahip çıkamadınız diyeceksiniz. Kardeşim bize espri yapmak için dergi çıkarmanız gerekmiyor. Oturalım sohbet edelim, kartel medyası hakkında konuşalım. En ağır cümlelerin geçtiği sohbetimizin ardından ?bizden adam olmaz falan diyelim. Niye zorluyorsunuz. Çıkmaz kardeşim bizden mizah çıkmaz. Esprileriniz kötü, ilkokul düzeyinde. Gidin lise çağındaki sivilcesi patlamamış çocuklara okul dergisi filan çıkarın. İçinizden birkaç kabiliyetli genç çıkarsa haberimiz olsun, bir yerlere yönlendiririz, üç beş kuruş kazanırlar. Ama siz de hiç vazgeçmiyorsunuz kardeşim. Bırakın diyorum, olmaz diyorsunuz. Size ben bir iyilik yapayım. Uzun yıllar haberdar olmadığım ?karşı da zannettiğim karikatüristler tanıyorum. Onların adresini vereyim size. Gidin biraz kurs filan alın. Devir ?merkez devri, çevreden can sıkmayın."

Dediklerinizde haklısınız belki de. İyi bir dergi çıkmayabilir, istenilen seviyeye gelinemeyebilir. Kötü espriler sürebilir, çıkmasaydı daha iyiydi bile denilebilir. Ben size hak vermek istiyorum. Çünkü elimi taşın altına koymam gerekmez böylece. Bir derdim olmaz, keyfimce yazılar yazar, neşeyle bile dolabilirim ben de.

Ama olmuyor bayım, olmuyor. Bu küçümsediğin çocuklar iki yıla yakındır Genç dergisinin eki olarak bir dergi çıkardılar. Ürünlerini olgunlaştırmaya çalıştılar. Çocuk dergisi boyutlarından kurtulamadılar. Kendilerine güvenleri gelemedi, çünkü kanatları yoktu. Şimdi en azından uçmak istiyorlar. Çünkü kartalların akbabalarla kardeş olduğu bir devri gördü bu çocuklar. On yıl öncesinin hiçbir şeyden çok bişey çıkarmaya çalışan kalbi kırıklar değil bunlar. İnternet devrinin en interaktif gençleri bu gördüklerin. Evet, esprileri olgunlaşmadı daha. Sana ait dünyanın televizyonları gibi kekeleme devrini geçemediler. Henüz oluşturduğun bir mecra yok. O yüzden Kahpe Bizans, o yüzden Osmanlı Cumhuriyeti, o yüzden Maskeli Beşler Irak.

Bu yazıyı yazmak zorundayım, çünkü her şey gözlerimin önünde cereyan ediyor. Haftalık toplantılarına katılıyorum. Onları gözlemliyorum. Diyeceksin ki, sen de bu ekibin bir parçasısın, bize ?duygusal yapıyorsun Hayır. İlk dört sayı yazdığım Ünal Şemsi Batur yazılarını bir kenara çektim. Ve bekledim. Onların bize ihtiyacı yoktu, bizim onlara ihtiyacımız vardı. Asım Gültekin, bu ekibi toparlarken aklınıza gelen bütün size ait dergilerin önemli isimlerini bir araya getirdi. Uzun yıllar isimleri aklımızda nostaljik bir tatla hatırladığımız kim varsa, buradayız dedi. Bu heyecan dalgasının etkisi altına aldığı onca mizahçı, çizer, yazar var. Hepsi geleceğe umutla bakmak istiyorlar. Bu ülke insanının bir takım ?seçkin lerce aşağılanmasını istemiyorlar. Ses çıkarmak istiyorlar, seslerine ses bekliyorlar. Abone kampanyası başlatıyorlar ve 40 bin tiraj hedefliyorlar. Peki bunu büyük paralar kazanmak için mi yapıyorlar? Hayır!

O içinizdeki ?bir şeyler eksik, ama ne duygusu var ya, ondan sizi kurtarmak istiyorlar. Belki çok iyi dergiler çıkmayacak, ama bileceğiz ki birileri bunu denedi. Başarmalarının önünde engel yok. Cafcaf halkası gün geçtikçe büyüyerek. Komplekslerin, kaprislerin yıkamayacağı bir set bu. Asım Gültekin i onca ?Beyaz Haberler arasında en çok heyecanlandıran mizah dergisi girişimi sadece onun boynuna borç değil. Nasrettin Hoca nın torunları kendi memleketlerinde mizahta yoklar. Cinselliği ve inancı aşağılamayı seçen dergileri çıkaranların sesi çıkıyor nedense.

Eğer azınlıktaysanız, gücünüz yetmiyorsa, çabanıza karşılık yoksa destek olmayın derim ben. Ama eğer bu ülkede çoğunluksanız ve sistem sizi sürekli sıkıştırıyorsa, sistemin amaçları doğrultusunda psikolojik harekat mizahla ve medyayla yapılıyorsa orada durun ve 12 Ekim de çıkacak Cafcaf dergisine destek olmayı önemseyin.

Çok şey kaybetmeyeceksiniz, en çok ?bunu da başaramadık diyeceksiniz.

Bana sorarsanız, başarının sırrı Cafcaf a el vermekte.

İçimizdeki mizah duygusunu kaybetmeyelim.

Muhabir: Haber Merkezi