Kurdaş'tan gündemi sarsan aşı ve PCR yorumu: Güvensiz arka plan var

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, TV5'de koronavirüs salgınında ortaya çıkan soru işaretleri üzerine çarpıcı ve gündemi sarsıcı değerlendirmeler yaptı.

İnternet Haber Merkezi
İnternet Haber Merkezi Tüm Haberleri
Video için play'e tıklayın

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, TV5'deki Bilali Yıldırım'ın moderatörlüğünü yaptığı 'Buyurun Başlıyoruz' programında aşı ve PCR testi üzerinden yaşanan tartışmalar hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

"TÜM DÜNYAYA KORKU SALINDI"

Çin'in Vuhan kentinde başlayıp tüm dünyada konuşulmaya başlanan koronavirüs salgınının arka planı hakkındaki sözleriyle dikkat çeken Kurdaş, "Çin'in Vuhan kentinde korku ve dehşet dolu anlar vardı. Birden bire sokakta yığılıp ölen insanlar Çinli askerin polis darbeleriyle jopla ve zorla ambulansa bindirilen görüntüler vardı. Sanki 300-400 yıl önce veba salgınına maruz kalmış insanlara gösterilen tavırları ve görüntüleri tüm dünyaya izlettiler. Ve zaman içerinde de insanlar pozitif ve vaka olarak tanımlanmaya başlandı. Ama sonuçta onlar bir insandı ve bir hastalığa kapılmışlardı. Bu açıdan bütün dünyaya yayılan bu dehşet görüntülerle virüsten önce tüm dünyaya korku salındı" dedi.

"PANDEMİDE GÜVENMEDİĞİMİZ BİR ARKA PLAN VAR"

"Bir korona varmış ama bir de baktık ki bu koronayla da yaşanıyormuş. Bir korku salınımı var aslında büyük bir şiddet uygunlandı. Türkiye'de toplumumuza da dünya halklarına büyük bir şiddet uygulandı. Bunun adı resmen psikolojik şiddettir" ifadeleriyle koronavirüsün veba hastalığıyla kıyas edilerek dünya genelindeki propagandaya dikkat çeken Kurdaş, "Bir şekilde çözümü olmayan bir hastalık gibi gösterilmesi büyük bir yanlıştır. Milyonlarca vaka pozitif çıkıyor ve istatistikleri ortaya kondu ama koronavirüsten ölenlere baktığınız zaman bir akciğer hastalığından bir kanser hastalığından ölenlerin istatistiğinden Türkiye'de ve dünyada daha düşük. Ama öyle bir korku salınımı oldu ki ekonomiyi, yeni yaklaşımları, yeni tüketim tarzını, yeni hegemonya yaklaşımını ortaya koydu. PCR ile ilgili böyle bir tartışma sürecinden geliyoruz. Arka planına gittiğimiz zaman hiç güvenemeyeceğimiz bir arka fon görüyoruz ve işte o fonu görmek lazım. Bugün aşıyı ve PCR testi zorluluğunu arka plandaki fonu bilmeden değerlendirirsek normal deriz; ancak yaklaşık bir buçuk yıllık süreç içinde aslında hiçbir şeyin normal akışı içinde seyretmediğini gördük. Bir defa çok güçlü senkronizasyon var" ifadelerini kullandı.

ÜÇ ÇEŞİT YALAN VAR: YALAN, KUYRUKLU YALAN, ...

Koronavirüs salgını konusunda kamuoyuna paylaşılan istatistikler üzerinden algı yönetimi yapıldığını kaydeden Kurdaş, "Üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik yalan. Bu istatistik yalanların üzerinden geçen sene Türkiye'de pandemide güya en zirve olduğu dönemdi ve aşılanma yoktu. Aşılama olmamasına rağmen geçen sene yaz aylarında vaka sayısı binlerde. Fakat aşılanma var ikinci doz aşılama yapıldı ama aşılanmanın yapıldığı rakamlarla aşılanmanın yapılmadığı rakamlar arasında fark var. Geçen 2020 yılında aşılanma olmamasına rağman rakamlar binler seviyesindeydi bugün aşılama var ancak vaka sayıları on binler yirmi binler seviyesinde bulunuyor. Bu durum çok garip değil mi? Meselelere biraz ünlem koyarak bakmamız gerekiyor. Tek bir noktadan bakamayız. Ve devlet bu konuda güven vermiyor" diye konuştu.

"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NE GÜVENMEYEN BİR DÜNYA VAR"

Pandemi süreci üzerinden yaşananlara bakıldığınında ortaya çıkan güvensiz bir tabloyu Türkiye ve dünyadan verdiği örneklerle anlatan Kurdaş, "Sağlık dediğiniz mesele şeffaflıkla güven ortamını oluşturur. Zaten Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile geçen sene oluşan bir imaj vardı. Bu imaj da güvenmişlik üzerine kurulmuştu. Toplum da güvenmişlik arıyordu ve hakikaten de çok samimi açıklamalar yapıyordu. Fakat zaman içinde öyle görüntüler oldu ki bir taraftan AK Parti kongreleri diğer taraftan yasaklar var. Öbür tarafta AK Parti mitingleri var öbür yandan Sağlık Bakanı'nın farklı bir açıklaması var. Ve tamamen güvenilmez bir ortam var. Şimdi düşünün Dünya Sağlık Örgütü'ne dünya güvenmiyor, kimin sağlık örgütü bilmiyoruz. Salgın konusundaki senkronizasyon da maalesef kimsenin güvenmediği, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülüyor. Düşünebiliyor musunuz bir veri istatistik havuzu oluşturuluyor ve bütün ülkeler verilerini oraya aktarıyor. Ve bu Dünya Sağlık Örgütü'ne ilaç firmalarından başka, ilaç proslerinden başka güvenen kimse yok; çünkü onlara çalışıyor. İlaç proslerinden başka hiç kimsenin güvenmediği Dünya Sağlık Örgütü'ne bizim Sağlık Bakanımız da bütün dünya ülkelerinin sağlık bakanları da bir şekilde onlarla birlikte senkronize çalışıyor. Bu Dünya Sağlık Örgütü 1950'lerden itibaren siyasi kararlar alır. Hatta LGBT içinde kapı aralayan ve ardına kadar da açan kurum bizzat Dünya Sağlık Örgütü'dür. Yayınladığı sahte raporlar ve sipariş belgelerle LGBT'yi de normalleştirmeye çalıştı. İşte bu kadar kullanışlı olan Dünya Sağlık Örgütü'nce bizim Sağlık Bakanlığımız da çok kullanışlı hale getirildi" şeklindeki tepkiyi gösterdi.

"RUHSATI OLMAYAN BİR AŞI VAR"

Ruhsatı olmayan aşıya güvenilemeyeceğini vurgulayan Kurdaş, "Koronavirüs salgınında toplumsal baskından ötürü birileri aşı oluyor ve PCR testi yaptırıyorsa burada bir şeyleri düşünmek lazım. Eksik şeyler çok gibi geliyor. Bir defa ruhsatı olmayan bir aşı var. Bir PCR testi var bu testin mucidi diyor ki 'bu testi sonucu korona hastalığını göstermez' diyor. Buna rağmen haftada iki PCR testi zoruınluğunu getirilmiş olması güvensizliğin başka bir noktasını oluşturuyor" diye ifade etti.

"TOPLUM ALINAN HİÇBİR TEDBİRE İNANMIYOR"

Koronavirüs salgınında iktidarın ve yetkililerin çelişkili tutumları yaşanan sürece olan güveni sorgulattığını belirten Kurdaş, "Bunların tamamı topluma gönüllülüğü değil güvensizliği popmpalıyor. Toplum şu an alınan hiçbir kurala inanmıyor. Çünkü çiğnenmiş kurallar var. Sayın Cumhurbaşkanı kendine bir kural koyuyor kendisi çiğniyor. İktidar kendisi bir şeyler açıklıyor herkese yasak kendisine serbest hale geliyor. Artık rakamların bile çok politik ve güne göre, şartlara göre ayarlandığını görüyoruz. Bu açıdan ortaya çıkan güvensizlikten bir diğeri vaka ve hasta tanımlamalarının birden bire değişmiş olması. Ama zamana göre değişiyor. Bu bir taraftan korku bir taraftan güvensizlik içerisine hapsedilmiş bir toplumu gösteriyor. Şimdi de mahalle baskısı var. Bu hakikaten büyük bir tepki topluyor" ifadelerini kullandı.

"İNANÇ MERKEZLİ YORUM YAPILMIYOR"

Program moderatörü Bilali Yıldırım'ın "Bana bazen soruyorlar 'Aşı karşıtı mısın?' diye ben de aşı karşıtı değilim ama güvenmediğim için ben aşı olmak istemiyorum. Bu beni aşı karşıtı yapar mı ya da aşıyı savunan bir yapar mı? Veya bir taraf olmak zorunda mıyız? Vatandaşın devlete 'Kardeşim bana adam akıllı bir şey söyle' deme hakkı yok mu?" sorusuna cevap veren Kurdaş, "Eksik bu, devlet adam akıllı bir şey söylemiyor. Aslında normali de söylemiyor. İster istemez bilim devrede gibi konuşuluyor. Bu meselelerde kimse inanç merkezli yorum yapamıyor. Aslında bakarsanız bu konuyla alakalı İslam merkezli yorumlar da yapmamız lazım. Bakıyoruz hocalarımız hiçbir yorum yapmıyor, kanaat önderleri hiçbir yorum yapmıyor. İnanç merkezli yorum, hem Türkiye'de hem İslam aleminde hem de dünyada yok. Bütün değerlendirmeler bilimsel veriler üzerine. Tırnak içinde kullanıyorum bu bir projedir. İnancın dışarıda bırakıldığı ve bu hastalığın da Cenabı Allah'ın bir imtihanı olduğunu kimse konuşmak istemiyor. Baktığımız zamanda bilimde şu an bir şey demiyor."

"SALGININ ARKA PLANI BANA SİYONİZMİ HATIRLATIYOR"

Sözlerinin devamında Sağlık Bakanlığıyla Bilim Kurulu'nun çelişkilerle dolu açıklamalar yaptığını aktaran Kurdaş, "Mesela Türkiye'deki sağlıkçılar ne diyor ben anlamadım. Dünyadaki sağlıkçılar ne diyor yine ben anlamadım. Bilmediği bir şey üzerine konuşmak kadar zor bir şey yok. İnsan bilmediği bir şey üzerine bilimsel bir veri yokken, sonuçlar yokken normalde 5 yılda 10 yılda yan etkisiz şekilde 50 yılda bulunan  aşılar varken fakat bugün ise kısa sürede ve şüphelerle bulunan bu aşı için 'gökten zembille inmiş, hiçbir zararı yoktur, hiçbir yan etkisi yoktur ve bütün insanlar bu aşıyı vurmak zorunda'ymış gibi bir yaklaşım söz konusu. Hayır, bu aşıyı üretenler bu aşıya bir garanti vermiyor ve bu aşıya verilmiş bir ruhsat yoktur. Örneğin Sinovac aşısının güvenli bir aşı olduğunu söyleyen aynı Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı sonra aldığı kararla Sinovac'ı güvenli aşı olarak görmüyor ve Biontech aşısı vurması gerektiğini söylüyor. Yani bilim de devrede yok. Doğal olarak bilimin devrede olmadığı, inancın devrede olmadığı ve ulusal yaklaşımların devlet politikaları açısında devrede olmadığı ve hiçbir coğrafyada özgür bir yaklaşımın yeşertilmediği ve küresel bir senkronizasyonun olduğu bu atmosfer beni korkutuyor ve bana 'SİYONİZM'İ hatırlatıyor" değerlendirmesinde bulundu. 

24 Ağu 2021 - 14:56 - Gündem

Muhabir İnternet Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Yakaza - Avrupa futbol şampiyonası 70 bin ingiliz aynı statta daha söze gerek var mı?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Ağustos 06:07
03

Ismail Aslan - İsrail aşıyı nasıl kabul etti diye soranlara ne diyeceksiniz

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 24 Ağustos 16:57
02

543 - sayın gazeteci çok güzel konuşmuş diyorki bu ülke küçük değil çok bilgili bilim insanları var eğer öyleyse türkler neden bir aşı üretmekten aciz

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 16:32
01

Tuğra - İşte beklediğim yorum ve açıklamalar.

Aşı olmayan kişi hastaneye yatarsa hemen başka türlü yaklaşım var.

Sevdiğim kişi çift doz biontech sıvısı olmasına rağmen ağır hasta hastanede. PCR testi negatif ama tomografide ciğerde kovid var. Neye göre güvenecekler bu teste.

Şİmdi hastanede kendisi. Diyorum inşallah hayırla çıkarsın. Yoksa kötü durumda sebebi Kalp krizi yazacaklar . Aşı olan Covidden ölemez çünkü

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 15:43


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?