Fransız sağının güçlü ismi Le Pen: Erbakan sivri zekâlı bir stratejist idi

1997 yılında Altınoluk'ta Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile görüşen, Fransız sağcı Jean-Marie Le Pen, Erbakan,Türkiye ve Avrupa ile ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı.

Büyütmek için resme tıklayın

1990'lı yıllarda Türkiye'ye gelerek Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile görüşen, Fransa'da 2002 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalan ve kızı tarafından kendi partisinden ihraç edilen aşırı sağcı Jean-Marie Le Pen, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.  

Avrupa milliyetçiliği araştırmalarıyla öne çıkan siyaset bilimci Sinan Baykent'in sorularını Paris'te cevaplayan Le Pen, merhum Millî Görüş Lideri, eski Başbakan ve eski Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile 1997 yılında Altınoluk'ta yaptığı görüşmeyle ilgili soruya da cevap verdi.

'ERBAKAN'LA FİKİR TEATİSİNDE BULUNDUM'

91 yaşındaki Le Pen, "Sayın Erbakan’la görüşmemizde öncelikle uluslarımızın ikili ilişkilerini seküler tarih çerçevesinde ele aldık. Bildiğiniz üzere, tecrübe edilen kapitülasyonları müteakip I. François ile Kanunî Sultan Süleyman arasında bir antlaşma imzalanmıştı. Bu antlaşmaya göre, Osmanlı İmparatorluğu idaresi altında bulunan kutsal yerler Fransa tarafından korunabilecekti. Söz konusu yakınlaşma aynı zamanda Habsburg’ların Avrupa Kıtası’na bütünüyle hâkim olmalarını engellemeye yönelikti. Bu başlıklar etrafında yaptığımız fikir teatisinin akabinde konu Avrupa’ya ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine geldi. Bu meseleye ilişkin görüşlerimi kendileriyle bütün samimiyetimle paylaştığımı söylemeliyim." sözlerine yer verdi. 

"TÜRKİYE'NİN SİYASİ ETKİSİ TEMEL OLARAK ASYA'DA YANKI BULUYOR"

Türkiye'nin AB üyeliğine hala karşı çıktığını belirten Le Pen, "Topraklarının büyük bir kısmı Asya’da bulunan Türkiye’nin bu hususî coğrafî koşulu yerine getirmediği kanaatindeyim. Kaldı ki, Türkiye kültürel koşulları da yerine getirmiyor. Dahası, Türkiye’nin içine doğduğu tarihsel medeniyet havzası ve asırlar içinde geliştirdiği siyasî etkisi temel olarak Asya’da yankı buluyor." ifadelerini kullandı. 

"ERBAKAN ÇOK BÜYÜK, BİRİKİMLİ VE AÇIK FİKİRLİ BİR İNSANDI"

Necmettin Erbakan hakkındaki görüşleri sorulan aşırı sağcı Le Pen, "Necmettin Erbakan çok büyük, birikimli ve açık fikirli bir insandı. Görebildiğim kadarıyla tarihe çok meraklıydı. Aynı zamanda fevkalade sivri zekalı bir stratejist idi. Fakat en üstün özelliği bana kalırsa milliyetçiliğiydi. Erbakan büyük bir milliyetçiydi. Ülkesinin sahip olduğu – yahut olabileceği – jeopolitik nüfuz ışığında uluslararası sahnede önemli roller oynayabileceğinin bilincindeydi. Erbakan, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında bir köprü işlevi görmesi gerektiğine inanıyordu. Bana sorarsanız Erbakan bugün Aleksandr Dugin eliyle örülen “Avrasya” teorisinin en önemli ilham kaynaklarından, öncülerinden sayılmalıdır." dedi. 

"TÜRKİYE'NİN SORUMLULUKLARI ASYA'DADIR

Türkiye'nin AB sürecine karşı çıkmasında İslam'ın bir etkisinin olup olmadığı sorulan aşırı sağcı Le Pen, "Hayır, bu meselenin yalnızca din unsuruyla bir ilgisi yok. Dediğim gibi, coğrafî ve daha kapsamlı kültürel etkenler önemli bir yer tutuyor. Bir rugby kulübünde futbol oynamaya çalışmanın bir mantığı var mıdır sizce? Yahut tersinin? Bence yoktur. Türkiye’nin sorumlulukları Asya’dadır. Sizin ülkeniz için tam üyelik perspektifini açtığımız anda aynı süreci Fas, Cezayir, Tunus, Lübnan veya İsrail için de başlatmamız gerekmez mi? Türkiye bizim ülkemizin de üye olduğu bir başka uluslararası kuruluşa üyedir ki, o da NATO’dur. Biz Türkiye’yle NATO çerçevesinde müttefik durumundayız. Keza daha önce de vurguladığım gibi uluslarımız Kanunî Sultan Süleyman döneminden bu yana seküler tarih noktasında mükemmel addedebileceğimiz ikili ilişkilere sahiptir. Avrupa’nın Hristiyan olduğuna inanılır. Bence biz bu kimliği – maalesef ki – kaybetmiş vaziyetteyiz. Öyle ki, hatırlayacağınız üzere, Avrupa Birliği ortak anayasasında Hristiyanlığa atıf yapılması dahi reddedilmişti." ifadelerine yer verdi. 

"SİYASAL İSLAM FİKRİ ABD'NİN HOŞUNA GİTTİ, RİYAD'LA GÖRÜŞMEYE BAŞLADILAR"

"Siyasal islam" ve dünya genelinde yayılan İslam düşmanlığı hakkında dikkat çeken ifadelere yer veren Le Pen, siyasal islam fikrinin ABD ile Suudi Arabistan arasında bir yakınlığa neden olduğunu belirterek, "Bakınız, bu çok uzun bir süreç. 1970’li yılların sonundan itibaren dinin siyasallaşma çabaları ve söz konusu çabaların araçsallaştırılması başladı. Özellikle Afganistan savaşı bu anlamda bir dinamik doğurmuştur. Afganistan savaşı yalnızca Sovyet askerlerinin mağlubiyetini değil aynı zamanda eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) çözülüşünü de tetiklemiştir. “Siyasal İslâm” fikri Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gizli servislerinin hoşuna gitmiş olacak ki, bunun üzerine derhal Suudi Arabistan’la pazarlıklar başlattılar. El Kaide adlı örgüt de işte böylesi bir zamanda ve bağlamda zuhur etmiştir. O gün bu gündür Bosna’dan Orta Asya’ya ve son olarak Suriye’ye kadar her krizin arkasında aynı üçlüyü görürsünüz: ABD, Suudi Arabistan ve Vehhabîler. Vehhabîlik, eskiden SSCB üyesi olan Müslümanların yoğun yaşadığı yeni ülkelere enjekte edildi. Oysa bakıyorsunuz oradaki yerel halkların inancı esasen İslâm’ın barışçıl “sufî” koluna dayanıyordu. Filistin meselesinin “İslâmlaştırılması” meselesi de aynı odakların ve elbette İsrail’in marifetidir. Böylesi bir atmosferde 11 Eylül saldırıları gerçekleşti. Bu esnada El Kaide adeta psikolojik bir savaş yürüttü. Eşzamanlı olarak Arap toplumları bir anda yeniden “İslâmlaşma” yoluna girdi ve ulus-devletler, milliyetçi akımlarla birlikte bir çırpıda siliniverdi. Bu bir kampanyaydı. Nitekim kampanya olduğu gerçeği adına “Arap Baharı” denilen sürecin başlangıcıyla anlaşılmış oldu. Bir baktık ki Suriye de düşüyor." dedi.

IŞİD, İSLAM'I KÖTÜ EMELLERİNE ALET EDİYOR

Le Pen, IŞİD'le ilgili soruya da "Bu tip örgütler İslâm dinini efendilerinin kötü emellerine alet ediyor. Din, kimin olduğu bilinmeyen siyasal amaçlar uğruna araçsallaştırılıyor. IŞİD’in Avrupa’daki terör eylemlerinin büyük çoğunluğu Fransa’da meydana geldi. Kamuoyu içgüdüsel davranır. Başka bir deyişle kamuoyunun neşredilen siyasî mesajları enine boyuna değerlendirmeye zamanı olmuyor." şeklinde cevap verdi. 

"FRANSA SİYASİ BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRMİŞTİR"

Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkiler hakkında da konuşan Fransız siyasetçi Le Pen, "Biz seküler tarih bağlamında mükemmel ikili ilişkilere sahip uluslarız. Fransa Yakın Doğu’da ve Ortadoğu’da söz sahibi olmak için Türkiye’den (o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’ndan) geçiyordu. Aynı şekilde, Türkiye de Avrupa güçleriyle konuşmak için Fransa’dan geçmeyi tercih ediyordu. O dönemlerde kurduğumuz diplomatik ilişkileri bu müttefikliğin en önemli delilleri arasında saymak mümkündür. Ne yazık ki bugün itibariyle Fransa siyasî bağımsızlığını yitirmiştir. Avrupa Birliği’ne üye olan Fransa, yabancı güçlerin iradesi karşısında boyun eğmiş pozisyondadır. Ben iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştirmek için iki taraflı beyan edilen halkçı ve milliyetçi bir irade oluştuğunu görüyorum. Bu tip irtibatlar devletlerarası resmî kanalları aşarak daha samimi ilişkileri de beraberinde getirebilir. Böylelikle yepyeni iletişim ve ticaret ağları kurulabilir, uluslarımız birlikte kalkınabilir. Bu iradeyi dikkate almamız lazım." dedi.

17 Temmuz 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?