Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genç Diplomasi Derneği tarafından Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Bosphorus Diplomasi Forumu'na katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Herkes kayıtsız kalsa dahi biz coğrafyamızdaki acılara, zulümlere, sonu gelmeyen çatışmalara duyarsız kalamayız. Çözüm üretmek, çözüme liderlik etmek bizim görevimiz, tarihi ve vicdani sorumluluğumuzdur." dedi.
Erdoğan konuşmasının ilgili kısmında şunları söyledi:
Sumud filosunun umut yolcularına da selamlarımızı yolluyoruz
Filistin'de medyaya yansımayan daha nice acılar, nice dramlar, nice katliamlar yaşanıyor. Bununla birlikte dünyanın dört bir yanında vicdanlı insanlardan yükselen tepki ve çığlıklar Filistin'e ve Gazze'ye umut aşılıyor. Bakın şu anda biz burada diplomasi forumunu yaparken Akdeniz'de Sumud filosu yelkenlerini şişirmiş Gazze'ye doğru ilerliyor. Dünyanın farklı ülkelerinden, farklı inançlarda, farklı renklerde ama vicdan sahibi, silahsız aktivistler, gönüllüler Gazze'ye yardım götürüyorlar. Buradan İsrail'in devlet terörüne maruz kalan Sumud filosunun umut yolcularına da selamlarımızı yolluyoruz. Cenabı Allah yollarını açık etsin. Onları esirgesin diyoruz.
Unutmayın, zalimlerin bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardır ve o hesap eninde sonunda galip gelecektir. Bu hesap bambaşka. Allah'ın hesabının üzerinde hiçbir hesap tutmaz. Ve bunu yaşadık, yaşıyoruz, inşallah yaşayacağız.
Bu haberi kaçırmayın
"Kulaklarının üzerine yatanlar artık gaflet uykusundan uyanmaya başladı"
Gazze'de çok kayıplar verildi. Mazlum Gazze halkı çok ağır bedeller ödedi. 365 kilometrekareye sıkıştırılmış 2,5 milyon insan tarihin en vahşi soykırımına maruz bırakıldı. Bütün bu yıkım ve vahşete rağmen Gazze soykırımı küresel ölçekte bir uyanışa da vesile oldu. Dün soykırım şebekesinin başı, az önce söyledim, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yalanlarını ve tehditlerini dinleyecek kimse bulamadı ve boş koltuklara konuştu. Bugüne kadar kulaklarının üzerine yatanlar görüyoruz ki artık gaflet uykusundan uyanmaya başladı.
Gazze'deki meseleyi Hamas parantezine indirgeyenler kazın ayağının hiç de öyle olmadığının yavaş yavaş farkına varıyor. İsrail'in derdinin sadece Gazze olmadığı gün geçtikçe daha net anlaşılıyor. Özellikle Katar'a düzenlenen saldırı İsrail'in asıl niyetinin görülmesini de sağladı. Canavarın durdurulmasının şart olduğu bir kez daha görüldü. Filistin'i tanıyan devletlerin sayısındaki artışın arkasında Gazze'nin sebep olduğu küresel uyanış vardır. Biliyorsunuz, artık 150'yi aştı.
"65 bin masum ölmeden de Filistin'e sahip çıkılamaz mıydı?"
Şurası bir gerçek ki, Filistin'in tanınması geç de olsa önemli bir adımdır. Filistinli kardeşlerimize on yıllardır yapılan yanlıştan nereden dönülürse biz bunu sadece takdirle karşılarız. Fakat şu soruyu da sormadan edemiyoruz: Bu adımlar daha erken atılamaz mıydı? 65 bin masum ölmeden de Filistin'e sahip çıkılamaz mıydı? Katliam kadrosu eliyle tanınmaz hale getirilmeden önce Filistin resmi olarak tanınamaz mıydı? Biliyorum, birileri rahatsız olacak ama bunları sormak mecburiyetindeyiz.
"Soykırım kadrosu derhal yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır"
İsrail saldırganlığının önüne geçilmesi için bu özeleştirinin muhatapları tarafından mutlaka yapılması gerekiyor. Gazzeli masumların dökülen kanlarının boşa gitmemesi için herkesin iç dünyasında bu hesaplaşmayı yapmasının şart olduğuna inanıyorum. Değilse, masum çocukların, kadınların, insanların kanı siyasi hesapların kurbanı olmaya devam edecektir. İsrail durdurulmadan Filistin devleti için konulan irade eksik kalacaktır. Başta Netanyahu, kabinesi ve soykırım kadrosu derhal yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.
"Gazze'de 100 milyar doları bulan yıkımın faturası ödetilmelidir"
Uluslararası spor turnuvalarından men dahil, İsrail'e caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. İspanya'nın aldığı karar bir kenara konulamaz. Şu anda Futbol Federasyonu başkanımız da kendileri bu konuyla ilgili duruşunu ortaya koydu. Biz de bunun değerlendirmesini muhakkak yapacağız. Ekonomik olarak İsrail hükümetine Gazze'de 100 milyar doları bulan yıkımın faturası ödetilmelidir. Türkiye'nin ticaret ve diğer alanlarda İsrail'e karşı aldığı tedbirler diğer ülkelere örnek olmalı, onlar da artık benzer adımları atmaya başlamalıdır. Aksi takdirde kaos, Ortadoğu sınırları içinde kalmayacak, bu ateş bütün dünyayı saracaktır. Alevlerin daha da yayılmaması, bölgemizde barış ve huzurun sağlanması için çalışmaya devam edeceğiz.
Gençler, ben sizin gözlerinizde bunu görüyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle Bosphorus Diplomasi Forumu'nun bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Programda emeği geçen herkese tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Gençlerimizin her birine çalışmalarında başarılar diliyor, hepsini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yassıada'yı güçlü bir demokrasi ve özgürlükler adası olmaya çevirecek gençler olarak sizleri görüyorum.
Muhabir: Haber Merkezi