Sistematik olarak Kızıl Çin Emperyalizminin soykırım politikalarına maruz kalan Doğu Türkistanlılar, 5 Temmuz‘dan bu yana kitlesel olarak katliama uğruyor. Nükleer denemelerle, zorunlu göç ve zorunlu kürtaj yasalarıyla kökleri kurutulmak istenen Uygurlar, ekonomik olarak da açlığa mahkum ediliyor. İslam ülkelerinin Çin mallarına uygulayacağı kapsamlı bir boykot, zalim Çin yönetimine geri adım attırabilir.
Kızıl Çin Emperyalizminin yıllardır Uygur Müslümanlarına uyguladığı katliamların etnik bir soykırım boyutuna varması, bütün dünyayı ayağa kaldırdı. Vahşi Çin yönetimi ve onun desteğindeki gözü dönmüş katiller, dünyanın gözleri önünde Uygur erkeklerini kafalarına kurşun sıkarak tek tek şehit ediyor. Şehitlerin anneleri ve çocukları feryatlar içinde tüm dünyayı bu vahşeti durdurmaya çağırıyor. Doğu Türkistan‘da 40 milyon Müslüman Uygur Türkü yaşıyor. 2 milyarlık nüfusu ile yıllardır Uygur Müslümanları üzerinde asimilasyon politikaları yürüten Kızıl Çin Emperyalizmi, Doğu Türkistan ismini bile yasaklayarak bölgeye Şincan ismini verdi. Kapalı yapısı ile her türlü zulmü yapan ve bunu dünyaya duyurmak istemeyen Çin yönetimi, son birkaç yıldır da farklı bir politika izliyor. Çin, ABD‘de yaşanan 11 Eylül saldırılarından sonra, resmi basın organları vasıtası ile bölgeden dünyaya, Uygur Türklerini "terörist" olarak lanse etmeye çalışan haberler(!) iletiyor. Yıllardır Çin hükümetinin baskı ve asimilasyon politikası altında yaşayan Uygurlar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün bu ülkeyi ziyaretinin hemen ardından 5 Temmuz‘dan bu yana yeni bir katliama maruz bırakılıyor.
Alacağınız ürünün menşeine bakın!
Ucuz işgücü ve hammadde nedeniyle, küresel ekonomik krizden daha az zararla çıkmaya çalışan Çin yönetimi, krizden etkilenmemek için Doğu Türkistan‘daki kimsesiz çocukları ülkenin uzak bölgelerindeki fabrikalarda köle gibi çalıştırıyor. İslam Konferansı Örgütü‘nün organizasyonuyla Müslüman ülkelerin uygulayacağı kararlı ve kapsamlı bir Çin malları boykotu, zalim Çin yönetimine geri adım attırabilir. Küresel çağda, mazlumlar için dilimizdeki duadan gayrı bir şeyler de yapmamız gerekiyor. Satın alacağımız en küçük bir ürünün bile arkasını çevirip ne malı olduğunu öğrenmemiz kaç dakikamızı alabilir ki?
Mecburi kürtaj
Uygur Türklerinin nüfusu Çin nüfusuna oranla yüzde 1,5 civarında. Çin Devleti Doğu Türkistan‘da yaşayan ve azınlık olan halkı doğum kontrolü adı altında, büyük-küçük, kız-erkek ayrımı yapmadan öldürmeyi planlıyor. Doğu Türkistanlı kadınlar, "plan dışında" hamile kaldıklarında hamileliklerinin son günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutuluyor. Kadınlar nüfus planlaması dışında olan çocuklarını gizli olarak doğurdukları takdirde çok yüksek maddi cezalara maruz kalıyor. Bu uygulamalar, Çin kanunlarında açık olarak yer almaktadır.
Her an ölüm!
Doğu Türkistan‘da hiç kimsenin hayati güvencesi yok. Devlet, istediği zaman istediği kimseyi tutuklayabiliyor ve istediği şekilde cezalandırılıyor. Binlerce kişi Çin hükümeti tarafından sudan sebeplerle tutuklanıp yerleri belli olmayan zindanlara götürülüyor. Tutukluların geride kalan çocuklarının ve ailelerinin durumu ise içler acısı. Bu kişilere yardım etmek dahi Çin kanunlarına göre suç!
Çin nüfusu artırılıyor
Çinli nüfusun Doğu Türkistan‘a çok hızlı bir şekilde yerleştirilmesi sonucunda, yerli halkın asimilasyonu hızlandırılmaya çalışılıyor. Çin yönetimi, Doğu Türkistan‘ın çeşitli bölgelerindeki kimsesiz kız çocuklarını Çin‘in muhtelif bölgelerine götürüp türlü işlerde kullanıyor. Çinli patronlara teslim edilen genç Uygurlar, ağır derecede aşağılanmakta, ucuz işçi olarak kullanılmakta ve sömürülmekte.
Çin‘in soykırım politikası:
Çin‘in, yıllardır bölgede Nükleer denemelerini sürdürmesi yüzünden Uygurlar, sürekli radyasyona maruz kalıyor.
Çin yönetimi, Zorunlu göç uyguluyor ve bölgeye Çinli nüfus ithal ediyor.
Kültürel ve dini yasaklar sürüyor. Din eğitimi yasak.
Eğitim, ekonomi ve sağlıkta Uygurlara uygulanan haksızlık devasa boyutta.
Zorunlu kürtaj yasası ağır bir şekilde uygulanıyor.
İstenmeyen çocuklar, nüfusa kaydetmeme suretiyle vatandaşlık hakkından mahrum ediliyor.
En küçük barışçı gösteriler bile yargısız infaz ve idamlarla sonuçlanıyor.
Keyfi gözaltılar ile seri ve adil olmayan yargı süreçleri sonunda her yıl yüzlerce Uygur Türkü şehit ediliyor.
Kur‘an-ı Kerim öğrenmek suç!
Dini, milli ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen, anadilini yaşayamayan dünyanın en büyük tutsak halkı Doğu Türkistanlılar. Uygur çocuklar, daha doğmadan yasaklarla karşılaşıyor, eğer devlet tarafından "fazlalık" olarak addedilirlerse annelerinin karınlarından zorla çıkartılıp öldürülüyorlar. Kendi dillerini, tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversiteye girmek, istedikleri işte çalışmak onlar için hayalden de imkansız. Hayatlarının her aşamasında kimlikleri soruluyor onlara. Aidiyetleri sorgulanıyor, üstelik sorgulanmakla da kalmıyor, kendilerinden çalınıp yerine bir başkası konmaya çalışıyor. Uygurların yaşadığı bölgeler yoksul, milli gelirden hak ettikleri payı almıyorlar. Çin, zenginliği ve refahı güneye kaydırıyor, kuzey hayli yoksul. Üstüne üstlük yoğun bir nüfus transferi yapıyor. Uygur bölgelerine gelen Han Çinliler, Uygurları kendi ana yurtlarında azınlık durumuna düşürüyor. ABD VE Avrupa ise Çin‘in büyümesini ve İslam âlemine yayılmasını, Rusya ve Hindistan‘la işbirliğini geliştirmesini istemiyor.
Oruç tutmak yasak
Doğu Türkistanlılar şimdi Kur‘an okuduklarında dayak yiyor, Kur‘an öğrenmek istediklerinde hapse atılıyorlar. Çin Halk Cumhuriyeti‘nin kuruluşundan bu yana 35 milyon Doğu Türkistanlı katledildi. Doğu Türkistan‘da devlet memurlarının, işçilerin ve öğrencilerin ibadet yerlerine gitmeleri ve ibadetle meşgul olmaları yasak. İbadet yaptığı tespit edilen kişiler işten ve okuldan atılıyor ya da para cezalarına çarptırılıyor. Ramazan ayında devlet kademelerinde ve bütün eğitim kurumlarında oruç tutmak yasak.
Bütün haberleşme ağları kesildi
Kızıl Çin emperyalizmi, faşist eylemlerinin bütün dünyaya ifşa olmasından endişe ettiği için bölgeden dünya kamuoyuna sağlıklı haber akışı geçekleşmesini de engelliyor. Bütün Doğu Türkistan sathında haberleşme araçlarını, telefon hatlarını, internet bağlantısını ve irtibat yollarını kesen Çin yönetimi, bölgeyi dünyaya kapatarak zulmünü sürdürüyor.
Olayların başlama nedeni yetim Uygur çocukları
2009 Haziran‘ı sonunda Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında Uygur Türklerine yönelik saldırılar gerçekleşti. Oyuncak fabrikasında gerçekleşen saldırılarda, 120 kişi yaralandı, uluslararası bazı haber kaynaklarına göre 18 Uygur öldürüldü. Saldırı, 200-300 Çinli işçinin ellerinde sopalarla Uygurların yatakhanelerine saldırmalarıyla başladı; saldırının ilk saatlerinde güvenlik görevlileri olaya müdahale etmedi. Olaydan sonra fabrikadaki 600 Uygur işçi farklı bir bölgeye nakledildi; temizlik işçileri olay mahallindeki kan izlerini iki saatlik bir sürede ancak temizleyebildi. Bunu protesto etmek için Uygurların, Urumçi‘de 5 Temmuz‘da sokaklara dökülmesi üzerine de Çin yönetimi kitlesel bir katliama başladı. Çin polisi, miting başlar başlamaz Uygurların etrafını sardı; üzerlerine ateş açarak gösteriyi bastırmaya çalıştı. Mitinge katılan, yaşlı, kadın ve çocuklar da polisin ateşine maruz kaldı. Çatışma sonunda binlerce Uygurlu şehit olurken binlercesi de yaralandı.
İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım:
Müslümanlar, Çin mallarını almasın!
Dünya sessiz durdukça Çin katlettiği insan sayısını artırmayı hedefliyor. Buna izin verilmemeli. Türkiye ve İslam ülkeleri Çin ile olan ilişkilerini Uygur halkının haklarını korumaya yönelik olarak yeniden değerlendirmelidir. İslam Konferansı Örgütü bütün İslam ülkelerini Doğu Türkistan için bir araya getirmeli. Çin malları tüm İslam ülkelerinde boykot edilmeli.
Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal:
Katliam, derhal durdurulmalıdır
Çin hükümeti despot uygulamalardan ve temel insan hakları ihlallerinden derhal vazgeçmelidir. Müslüman Uygurların insanca yaşam haklarına saygı göstermelidir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm ülkeleri, her türlü kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve insan haklarına duyarlı vicdan sahibi insanları Çin‘in Doğu Türkistan‘da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz.
Bağımsız Doğu Türkistanlılar Birliği Genel Başkanı Abdulmecit Avşar:
Çin yönetimi, Çinlileri kışkırtıyor
Çinlilerin, Uygur Türklerinin evlerini basarak katliam gerçekleştirdiğine yönelik haberler alıyoruz bölgeden. Çinli yetkililer, televizyonlarda haberleri sürekli "Uygurlar Çinlilere saldırıyor" şeklinde veriyor. Yaşanan hadiselerden ve katliamdan, halkı kışkırtan Çinli yetkililer sorumludur. Çinli yetkililer, etnik çatışma bahanesiyle, Doğu Türkistan‘da soykırım yapmayı hedefliyor.
Doğu Türkistan Göçmenler Derneği:
Katliamın zamanlaması ilginç!
Doğu Türkistan‘da Müslüman Türklere yönelik açıkça etnik bir soykırım uygulanmaktadır. Olayların, Cumhurbaşkanı Gül‘ün bölgeyi ziyaretinin hemen akabinde gerçekleşmiş olması manidardır. Çin yönetimi, Doğu Türkistan‘daki Müslüman Türk soydaşlarımıza "Türkiye‘ye güvenmeyin. Türkiye size hiçbir zaman yardım edemez" mesajı vermektedir."




