"Şairul elem val kalem"
Iraklı edipler Fuzuli için "Sultanul elem val kalem", "Şairul elem val kalem" diyorlar. Iztırap ve kalem şairine "Ulu şair" diyenler daha çok. Arapça, Farsça ve Türkçe divanlarıyla Fuzuli gerçekten bizim için de ulu bir şair ve mütefekkir. Hayatı boyunca Hz. Hüseyin efendimize türbedarlık yapmış.
İki cihan savaşında toplam 195 gazeteci ve savaş muhabiri ölmüştü. Irak‘ta ise son yedi yıllık Amarika‘nın öncülüğünde Irak işgali süresince toplam 305 gazeteci öldürüldü. Evet yerli ve yabancı tam 305 gazeteci.
2007 yılı sonbaharında Bağdat‘a gelen Amerikalı başkan J. W. Busch, Başbakan Nuri Maliki ile birlikte kameraların karşısına çıktığı basın toplantısında genç bir gazeteci savaşın ilk ve en büyük suçlusu Bush‘un suratına ayağından çıkarttığı ayakkabılarını arka arkaya fırlattı. Yalnız Irak değil bütün dünya Müslümanları bundan memnun oldu. Zeydin fırlattığı ayakkabının imalatçısı olan Türk firması reklamını yaptı. Türkiye‘de gençler o ayakkabıları giymeye başladılar.
Olay yerinde tutuklanan gazeteci önce Ebu Gureyb‘e götürülmek istendi. Fakat göstermelik de olsa Muntazır el Zeyd, güvenlik görevlilerince dövüldü, yaralandı ama Amerikalılara teslim edilmedi. Arap yargıçlar tarafından mahkeme edildi, üç yıl mahkumiyet ve mahrumiyet cezasıyla hüküm giydi. İyi hali dolayısıyla Muntazır el Zeyd iki yıl hapis yattıktan sonra 14 Eylül 2009 günü tahliye edildi. Bu Ramazan‘ı Bağdat‘taki evinde eşi ve anasının yanında geçiren Zeyd, azim ve imanı daha da artmış olarak parmaklıklar arkasından beyanat veriyor: "Obama Bağdat‘a bir gelsin ilk fırsatta onun da suratına ayakkabılarımı fırlatacağım inşallah. Amerikan askeri defolup gidene kadar halkımızın mücadelesi devam edecek!"
Sonra biraz duruluyor ve Muntazır el Zeyd; "Bugün İspanya‘da itiraf ve istiğfar edercesine Endülüs Engizisyon İşkence Müzesi açılmıştır. En tutucu Katolik bile engizisyon suçlularına kötü gözle bakmaktadır. Müze yerli-yabancı turistlerin ibretle gezip gördüğü merkezlerden biridir.
Aynı şekilde büyük insanlık suçlarının işlendiği Bağdad Ebu Gureyb cezaevi de Amerikan İşkence Müzesi olarak insanlığın gözleri önüne sunulmalı ve ziyaret edilmelidir!" diyor.
Amerika Devlet Başkanı Bush‘un kafasına ayakkabılarını fırlatan ve bu yüzden dayak yiyen, işkence gören ve iki yıl hapis yatarak bedel ödeyen genç gazeteci Muntazır el Zeyd bir halk kahramanı haline gelmiştir. Hakkında menkıbeler anlatılıyor. Fıkralar, skeçler ve şarkılara konu oluyor.
Yalnız erkeklere mahsus, erkeklerin girip toplantı yaptığı kapıdan bir hanım girmek üzereyken uyarılıyor;
- Hanım dur, orda erkekler var, sen giremezsin!
Kadın dönüp soruyor;
- Neden, yoksa Muntazır el Zeyd burada mı?
- Hayır!
- Irak‘ta bir tek erkek var. O da Zeyd. O yoksa gerisi önemli değil!
Kerbela‘ya doğru
Sabahın erken saatlerinde yine eskort eşliğinde Bakan beyle birlikte Kerbela‘ya doğru yola revan oluyoruz. Bağdat‘tan çıkışımız saatlerimizi alıyor.
Kontrol noktaları ve güvenlik amacıyla beton duvarlarla daraltılan oto yollarda çok vakit kaybediyoruz. Kerbela yolu iki taraflı seyyar dinlenme tesisleriyle kuşatılmış.
Muharrem ayında Hz. Hüseyin efendimizi ziyarete gelen onbinlerce değil, yüzbinlerce Şii Müslüman bu yolu yaya olarak aşıyor. Yetmiş kilometrelik Bağdad-Kerbela yolunda sabit mescitler, seyyar çayhane ve aşevleri ilgimizi çekiyor. Hele İran Şiileri için yalnız Muharrem ayı değil her mevsim Kerbela‘ya rağbet var.
Fuzuli festivali uluslar arası boyuta taşınmış. Yurt dışından gelenler dışında, Irak‘ın hemen her şehrinden gelen edebiyat aşığı, Fuzuli sevdalısı katılımcılarla canlanıyordu. Sahne ve kürsü çiçeklerle donatılmıştı.
Fuzuli‘yi anma toplantısı Kur‘an-ı Kerim‘den bir aşrı şerifle açılıyor. Amerika‘ya karşı çarpışarak fedayı can eden şehitler için Fatiha, daygı duruşundan sonra Irak Milli Marşı okunuyor.
Protokol konuşmaları ev sahibi olan Kerbela Valisiyle başlıyor. Vali Arapça konuşuyor ve Bakanı kürsüye davet edip iniyor. Gençlik ve Spor Bakanı Casim Muhammed Caferin konuşmanın yarısı Arapça yarısı da Türkçe‘dir. Milletvekili Fevzi Ekrem Terzi ise günün anlam ve önemini vurguladıktan sonra kısa bir selamlama konuşmasıyla sözünü tamamlıyor. Guruplar adına ismimiz anons edilince Kürsüye çıkıp Türkçe ve Arapça teşekkür cümleleriyle Türkiye‘yi Kerbela‘ya taşıyoruz. Prof. İsa Kayacanla Hayrettin İvgin beyler Fuzuli ile ilgili tebliğleriyle programa ağırlık ve renk getiriyorlar.
Izdırap ve kalem şairi Fuzuli
Iztırap ve kalem şairi Fuzuli‘yi yakından tanımaya geliyor sıra.
Şemseddin Kuzeciyi yeni şiir çalışmalarıyla zevkle dinliyoruz. Azarbeycan şairleri yerlilerden sonra sahneye çıkıyorlar. İlham Askeroğlu güzel sesiyle tezyin ederek Fuzuli‘den bir gazel daha sunuyor. Uzun Su Kasidesi başlıyor.
Fuzuli‘nin Peygamber efendimize yazdığı kaside. İlham söze orijinal başlığıyla: Kaside der na‘t-ı Hazret-i Nebevi diyerek başlıyor.
Fuzuli‘yi kısa çizgilerle bize tanıtıyor İsa Kayacan, peşinden de Hayreddinbey.
Bağdat‘ta doğdu
Hile Müftüsü Süleyman efendinin oğludur. Asıl adı Mehmet, ana dili Türkçe. Mükemmel bir eğitimle donandı. Kur‘an‘ı hıfzetti, tefsir ve hadis dersleri aldı. Arap ve Fars edebiyatını akademik boyutuyla öğrendi. Tasavvufla ilgilendi. Hatta İlm-i Ebdan, Tıp ilmiyle de ilgilenişi takdire şayan. Bir de eser yazmış Sıhhat-u Maraz 1540. Daha onüç yaşındayken Bağdat‘ı işgal eden Şah İsmail‘e "Beng-ü Bade" başlıklı mesneviyi sunarak Şah‘ın takdirini kazanmış. Safevi Valisi İbrahim Han‘dan himaye görmüş. Aynı şehilde 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman‘ın Bağdat‘ı fethiyle, Kanuni ve paşalarına yazdığı kasidelerle el üstünde tutuldu.
Kanuni Sultan Süleyman‘ın huzuruna kabul edildiğinde Fuzuli 39 yaşındaydı. Kendisine günde dokuz akçe maaş bağlandı. Altmış bir yıl yaşadı ve hayatı boyunca da Kerbela‘da Hz. Hüseyin, Necef‘te de Hz. Ali efendimize türbedar olarak hizmet etti.
1556 yılında bölgede patlayan bir Veba salgınıyla vefat etti. Mezarı Kerbela‘da Hz. Hüseyin efendimizin meşhediyle İmam Abbas türbesi arasındadır.
Arapça, Farsça ve Türkçe divanı olan Muhammed Fuzuli, Anadolu alevi-bektaşileri tarafından " Yedi Ulu Ozan"dan biri olarak sevilir ve kabul görür. Diğer altı ozan ise Hatayi, Nesimi, Pir Sultan, Virani, yemini ve Kul Himmet‘tir.
Fuzuli, Allah‘ın yenilmez aslanı ve evliyalar sultanı imam Ali ve oğulları (Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin) İmameyn‘in hayranıdır. "Hadikatu‘s Sueda"yani Erenlerin Bahçesi adlı eseri Kısası enbiya ile başlar Resulullahın hayatıyla devam eder. Oniki imam sevgisi ve Kerbela olayı ile sonlanır. Eser sade bir Türkçeyle yazılmıştır. Şairane ve estetik ifadelerle anlatılan bölümler öğrenciler ve aydınlarımız tarafından zevkle okunur.
Fuzuli etkinlikleri TRT-1 ve Irak televizyon kanallarıyla naklen ve canlı olarak yayınlanıyor. Program aralarında ise yerli üç ayrı TV kanalı ve Irak radyoları özellikle yurtdışından gelen katılımcılarla kısa söyleşiler yapıyor. Kerkük‘ten gelip katılan şair Mehmet Ömer Kazancı Fuzuli programını başarıyla yönetiyor.
Yerli araştırmacılardan Mehmet Mehdi Bayat, Dr. Faik Köprülü ve Abdulaziz Zemin Bayatlı Fuzuliyle ilgili değerlendirmelerini sunuyorlar.
Nihayet gün boyu süren Fuzuli etkinlikleri ödül ve teşekkür belgelerinin takdimiyle sona eriyor. Vedalaşıyor ve dinlenmek üzere otel Sefir‘e dön
Kerbela şehir gezisi
Çantalarımızı Sefir Otel‘de adımıza ayrılan odalara yerleştirip lobide bekleyen arkadaşlarımızın yanına iniyoruz.
İlk ziyaretgahımız Fuzuli‘nin mezarı oluyor. Fuzuli, Hz. Ali efendimizin çocukları, Ehl-i Beyt goncaları Hz. Hüseyin ile İmam Abbas hazretlerinin abidevi türbelerinin arsında uzanan bulvar üzerinde ve bir park içinde. Bakan beyle birlikte Fuzuli‘nin ruh-u şerifine fatihalar ikram ediyoruz. Saddam döneminde yol ve çevre genişletme işlemi sırasında Fuzulinin mezarının yarısı yola gidiyor. Diğer yarısı Bulvar yeşilliklerinin içinde. Cesedin veya kemiklerinin bir kısmı üzerine sürekli dolgu yapılan bu anıt tabelanın altında duruyor. Saddam‘ın bürokratları, türbe girişindeki duvara Fuzuli‘nin ebedi istirahatgahı burasıdır diye yazmışlar.
Iraklıedipler Fuzuli için "Sultanul elem val kalem", "Şairul elem val kalem" diyorlar. Iztırap ve kalem şairine "Ulu şair" diyenler daha çok.
Arapça, Farsça ve Türkçe divanlarıyla Fuzuli gerçekten bizim için de ulu bir şair ve mütefekkir. Hayatı boyunca Hz. Hüseyin efendimize türbedarlık yapmış.
Müslümanların kitleler halinde Hz. Hüseyin efendimize doğru gidişlerini görünce gece daha tenha olacağını düşünerek ziyaret vaktimizi ertelemeye karar verdik.
Otele dönüp vakit namazlarını eda ettik ve onu da hafif bir akşam yemeği takip etti.üyoruz.
YARIN: Irak‘ta her ay Muharrem, her yer Kerbela





