Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ömer Vehbi Hatipoğlu, açılımdaki gerilimi ve Türkiye‘nin nereye götürüldüğüne dikkat çekti: Amaçları Türkiye‘de kaos çıkarmak!

Demokratik açılım sürecinde gerilimin iyice tırmandığı bir dönemde; Tokat‘ta 7 askerin şehit edilmesi ve Diyarbakır‘da bir üniversiteli gencin öldürülmesi, bir anda ‘Ne oluyor? Türkiye‘de ne yapılmak isteniyor? Ülke nereye sürükleniyor?‘ sorularını akıllara getirdi.

Demokratik açılım sürecinde gerilimin iyice tırmandığı bir dönemde; Tokat‘ta 7 askerin şehit edilmesi ve Diyarbakır‘da bir üniversiteli gencin öldürülmesi, bir anda ‘Ne oluyor? Türkiye‘de ne yapılmak isteniyor? Ülke nereye sürükleniyor?‘ sorularını akıllara getirdi. Açılım sürecini yakından takip eden Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ömer Vehbi Hatipoğlu, son gelişmelerin ‘provokasyon‘, eylemi gerçekleştiren tetikçilerin ise taşeron olduğunu söyleyerek, "Bu eylem ve provokasyonlar, uluslararası camianın biçtiği rolü üstlenmeyen hükümetlere gönderilmiş sarı zarf niteliğindedir" uyarısında bulundu.

Açılım açılamadı

Hatipoğlu, demokratik açılım sürecinde gelinen noktayı, Tokat‘ta 7 askerin şehit edilmesi ve arkası kesilmeyen sokak eylemlerini gazetemize değerlendirdi. Türkiye‘nin, yaklaşık 5-6 aydır adı konulan ama içeriği taraflarca hala bir tek kelime bile olsa açıklanmamış olan, bir kör kavganın içinde debelenip durduğunu kaydeden Hatipoğlu, "Adına açılım denilen konunun ne olduğu konusunda, bugüne kadar hükümet çevreleri tarafından, en ufak bir açıklama yapılamamıştır. Açılım, açılamamıştır" dedi. Muhalefetin sergilediği tavrı da eleştiren Hatipoğlu, "Tam da benzeri bir tutum, meclisteki muhalefet partileri tarafından sergilenmiş. Ne olduğu belli olmayan açılıma, tepki adı altında toplum gerilmiş, infiale sürüklenmiş, karşıtlık psikolojisi üzerinden siyasi rant devşirme çabasına girilmiştir" dedi.

Mayınlı arazide seksek

Gelinen durumu çok tehlikeli alanda, seksek oyunu oynamaya benzeten Hatipoğlu, "AKP, CHP, MHP ve DTP, adeta mayınlı tarlada seksek oynamaya çalışıyor. Bu ülkede, siyasete en son malzeme yapılması gereken konu, etnik sorundur. Etnisiteyi siyaset malzemesi yapan, kim olursa olsun, tam da ihanet içinde olur. Türkiye‘nin yumuşak karnını kaşımaya, yaralarını deşmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Maalesef çok önemli bir zaman dilimi, çok önemli bir çözüm, bu yolla heba edilmiştir" diye konuştu.  Siyasi partilerin izlediği üslubu da eleştiren Hatipoğlu, "Türkiye, açılım denen şeyi daha tartışmaya fırsat bulamamıştır. Bu işin vebali, kendi aralarında gerilim çıkartan siyasi partilerdir. Saadet Partisi‘nin, ilk günlerde üslupla ilgili yaptığı uyarının, ne kadar önemli olduğu böylece ortaya çıkmıştır" şeklinde konuştu.

Provokasyona hazır zemin

Tokat‘taki saldırının perde arkasını da değerlendiren Hatipoğlu, "Bu olaylara baktığımızda, Türkiye‘de, birilerinin provokasyona hazır hale getirilmiş zemini rahat bir şekilde kullandıkları görülmektedir" dedi.

Reşadiye saldırısında faillerin kimliği ile ilgili yorum ve tartışmaları uluslar arası terör siyasetinin ne anlama geldiğini bilmeyenlerin yorumları olarak değerlendiren Hatipoğlu, "Ayrıca olayı, PKK veya Ergenekon türü yapılanmaların meydana getirmiş olması neyi değiştirir ki? PKK ve devletteki hukuk dışı yapılanmalar, sanki uluslar arası terör siyasetinin ürünleri değil midir?" diye sordu.

Kim ne yapmak istiyor?

"Kim yaparsa yapsın, bu saldırının tetikçileri taşerondur. Ve Türkiye‘nin bir kaosa doğru sürüklenmesini isteyen güçlerin eseridir" diye konuşan Hatipoğlu, perde arkasındaki uluslar arası terör siyasetine dikkat çekti. Uluslar arası terör siyasetinde amacın; bir ülkenin diplomaside, dış dünyadaki ilişkilerinde elini zayıflatmaya yönelik hamleleri gerçekleştirmek yattığına dikkat çeken Hatipoğlu, "Çok ciddi bir ekonomik çıkar sözkonusu olduğunda, o ülkenin kendi lehlerine karar vermesine yönelik olarak gerçekleştirilen, bu ve benzeri provokasyon ve eylemler, o ülke hükümetlerine gönderilmiş sarı sarf niteliğindedir. Dolayısıyla, yorumcuların, siyasetçilerin, ülkeyi yönetenlerin, şu iki konuda mutlaka iyi bilgiye sahip olmaları gerekir: Yakın tarih ve uluslar arası terör siyaseti" şeklinde konuştu.

PKK‘yı tasfiye gündemde ama...

Bu ikisi bilinmedikçe, bir ülkeyi yönetmeye talip olmanın intihara teşebbüs etmek gibi bir şey olduğunu vurgulayan Hatipoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "ABD, PKK‘yı tasfiye projesini gündeme getirdi. Bu tasfiye süreci ile silahlı unsurlardan temizleyecek de, Türkiye rahata mı kavuşacak? Tabiî ki, hayır. Bir tarafta Kandil‘de PKK güçleri tasfiye edilirken, diğer yandan Türkiye de kaos ortamına sürüklenerek, halk arasında öfke, kavga, çatışma ve kamplaşma meydana getirilmek isteniyor.  Bütün bunlar, Türkiye‘ye uluslararası camianın empoze ettiği rolü üstlendirmeye yönelik hamlelerdir. Şu soruya devlet yöneticilerinin cevap vermesi gerekir: Bu uluslar arası güçler bu tür eylemlerle, (PKK bitti diye sevinmeyin, biz istediğimizde kaos, kavga ve çatışma çıkartabiliriz) demek istiyor mu istemiyor mu?".

Muhabir: Haber Merkezi