Demiryollarında 1988‘den beri yurt dışından ithal edilen kompozit frenler, TÜBİTAK‘ın önderliğinde, TCDD ve TÜLOMSAŞ‘ın 5 yıl süren araştırması sonucu tamamen milli olanaklarla geliştirildi.

Demiryollarında üretim sırrı çözülemediğinden 1988‘den beri yurt dışından yıllık 30 milyon dolara ithal edilen trenler için kompozit fren sistemi, TÜBİTAK, TCDD, TÜLOMSAŞ ve özel sektör işbirliğiyle tamamen yerli üretimle hayata geçti. Yalnızca tek bir tekerlekte denemelerle, beş yıl önce başlayan kompozit frenlerin üretim öyküsü, bugün geldiği nokta itibarıyla TCDD‘nin yıllık 300 bin kompozit fren ihtiyacının yerli imkanlarla karşılanmasına olanak sağladı.

Dünyada yalnız bir kaç ülkenin yapabildiği ve seri üretime hazır hale getirilen yeni nesil kompozit frenler, ithallere oranla daha üstün özellikler taşıyor. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Malzeme Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Tarık Baykara, buharlı lokomotiflerin icadıyla 1860‘lardan itibaren demiryollarında trenlerin fren yapmasını sağlayan dökme demir (pik) fren pabuçlarının kullanılmaya başlandığını, bunların günümüzde de hala kullanımda olduğunu anlattı.

Dökme demir fren pabuçlarının yerini 20. yüzyılın ortalarından itibaren kompozit fren pabuçlarının almaya başladığını bildiren Baykara, bu frenlerin hafifliği, gürültüyü azaltması, kıvılcım oluşturmaması, düşük aşınma oranları ve uzun ömürleri nedeniyle pek çok üstünlükleri olduğunu belirtti.

Türkiye‘nin demiryollarında kompozit balataların 90‘lı yıllardan itibaren yurt dışından ithal edilerek kullanımının giderek arttığını ve üstün özelliklerinden dolayı neredeyse tüm trenlerde kullanıldığını anlatan Baykara, TCDD‘nin yıllık fren pabucu ihtiyacının yaklaşık 300 bin adet olduğunu bildirdi.

"Yalnız birkaç ülke yapabildi"

Doç. Dr. Baykara, TCDD ve Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.Ş.‘nin (TÜLOMSAŞ) başvurusuyla TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü, Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Topuz ve özel sektör ile Türkiye‘de kompozit fren pabucunun yerli olarak üretilmesi için 1 Şubat 2007 tarihinde TÜBİTAK‘ın Türkiye Araştırma Alanı (TARAL) kapsamındaki bir projeyi başlattıklarını bildirdi.

İki yıllık planlama, 3 yıllık da AR-GE çalışmaları sonunda Türkiye‘nin ilk kez yerli imkanlarla bir kompozit fren sistemini geliştirmeyi başardığını açıklayan Baykara, bu teknolojiyle ilgili şu bilgileri verdi: ‘‘Türkiye, bu teknolojiyi son çalışmaya kadar bir türlü çözüp imal edemedi. Çeşitli denemeler yapıldı, ancak bu konuda bir şekilde başarıya ulaşamadı.

Ancak son çalışmayla başarıya ulaşan yerli üretim kompozit fren sistemi, on farklı malzemenin biraraya getirilmesinden oluşuyor. Yüzde 20‘lerde performans artışı sağlaması, kullanım ömrünün altı aya kadar uzaması, hafifliği, sessiz çalışması ve maliyetinin düşük olması nedeniyle ithal ürünlere göre üstünlükler getiriyor.‘‘

"Tren eşittir fren"

TCDD CER Dairesi AR-GE ve YHT Şube Müdürü Mustafa Eser de demiryollarında ‘‘tren eşittir fren‘‘ görüşünün ağır bastığını belirterek, trenin hangi mesafede duracağının hızından daha önemli bir yere sahip olduğunu anlattı. Eser, TCDD‘nin çok sayıda personelini yalnızca dökme demir fren pabuçlarının iki üç günde bir değiştirilmesi için ayırdığından yüksek iş gücü gerektirdiğini ve aynı zamanda da bu frenlerin maliyetlerinin çok yüksek olduğunu bildirdi. TCDD‘nin dünyada yaygın olarak kullanılan kompozit fren teknolojisine ise 1988 yılında e8000 ve e14000 tipi banliyö trenlerinde başladığını anlatan Eser, 10 yıldır da bu frenlerin yerli imkanlarla yapılabilirliğini araştırdıklarını dile getirdi.

Muhabir: Haber Merkezi