Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye‘nin sahip olduğu jeostratejik konumu ile Doğu ve Batı arasında bir üs ve köprü görevi üstlenebilecek, Doğu‘nun Batı‘ya açılan kapısı, Batı‘nın da Doğu‘daki kılavuzu olacak etkin bir ülke olduğunu kaydetti.

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ihracatın yeniden artış trendine girdiği bu dönemde, finansman olanaklarının genişletilmesinin önemine işaret ederek, ‘‘Ülkelerimiz ekonomisindeki büyümenin sağlanmasında büyük öneme sahip ihracatta görülen artışın devam edebilmesi için, ihracatçılarımıza dış pazarlardaki rekabet gücünü destekleyecek maliyetlerle finansman imkânları sağlanması büyük önem taşımaktadır‘‘ dedi.

Çağlayan, ‘‘Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü 2010‘‘ programı kapsamında düzenlenen ‘‘İstanbul Ticaret Bakanları Zirvesi 2010‘‘un açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi sebebiyle AB‘nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) olan ülkelerle imzaladığı ve çalışmalarını sürdürdüğü STA‘lar ile yeni bölgesel açılımlara imza attığını anlattı. Hâlihazırda imzalanan 16 STA‘nın yanı sıra bölgesel bazda Körfez İşbirliği Konseyi ve MERCOSUR ile STA müzakerelerinin sürdüğünü hatırlatan Çağlayan, ANDEAN, ASEAN, Afrika-Karayip-Pasifik ülkeleri ve Orta Amerika Topluluğu ile STA imzalamak üzere girişimlere başlandığını dile getirdi. Çağlayan, Türkiye‘nin sahip olduğu jeostratejik konumu ve AB ile olan tarihi ve siyasi bağlarıyla Doğu ve Batı arasında bir üs ve köprü görevi üstlenebilecek, Doğu‘nun Batı‘ya açılan kapısı, Batı‘nın da Doğu‘daki kılavuzu olacak etkin bir ülke olduğunu kaydederek, katılımcılara şöyle seslendi: ‘‘Bu çerçevede, sizlerin AB ile var olan ticari ve ekonomik ilişkilerinizin geliştirilmesinde, kurulacak ortaklıklarda veya ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesinde ülkemizi bir ortağınız olarak görmenizi istiyorum.‘‘

Geçen zaman son derece haklı olduğumuzu gösterdi

Geçen yıl bu zirvenin ilkini gerçekleştirirken, kısa vadeli kaygılarla yoğun mali destek programlarının aceleyle yürürlüğe konulduğunu, yüksek bütçeli önlemlerin korumacı politikaları tetikleyerek, krizin aşılmasından çok yayılmasına neden olacağı, uzun vadede uluslararası rekabeti bozacağı, ticaret ve yatırım akışlarını olumsuz etkileyeceği yönündeki kaygılarını dile getirdiğini ifade eden Çağlayan, şöyle devam etti: "Biz, ekonomik krizden kaynaklanan güçlüklerin aşılmasındaki en iyi reçetenin her şeye rağmen serbest ticaretin korunması, ekonomik ve sınai işbirliğinin ve yatırım ilişkilerinin daha da geliştirilmesi olduğuna inandık ve bu yolu takip ettik.

Geçen zaman son derece haklı olduğumuzu gösterdi. Bugün elimizdeki tüm veriler, Türkiye‘nin bu politikaları kararlılıkla uygulamak suretiyle, küresel ekonomik krizden en az etkilenen ülkelerden biri olmayı başardığını ve artık söz konusu krizden çıkmaya başladığını göstermektedir."

Muhabir: Haber Merkezi