Ulusal anlamı olan günlerde, "hamasi" yazılar ve nutuklarla durumu idare etmeye meraklı o ruh yüzünden cumhuriyetin değerlerini anlatmak da zorlaştı.
Bugün 30 Ağustos‘un 88‘inci yıldönümü, Kurtuluş Savaşı‘nın kaderinin belli olduğu gün. Bu günün ardından genç bir cumhuriyet doğdu. İçinde bulunduğu dünyanın büyük kargaşalarının arasından çıkmıştı ve aynı dünya yeni kargaşalara doğru büyük bir hızla ilerliyordu.
Bu ortamda bir "ülke" kuruldu; devletiyle, milletiyle; korkularına rağmen, bazen korkuların üstüne giderek, bazen korkuların elinde yanlışlıklar da yaparak, bu ülke kuruldu.
Hiçbir ülkenin, hiçbir halkın, hiçbir toplumun geçmişinin sadece başarılardan, sadece övünülecek olaylardan oluşmadığı gibi basit bir gerçeği unuttuğumuz, aslında bu gerçek bize unutturulduğu için bu 88 yıla bakarken de bir uçtan bir uca savrulduk...
Bugün geçmişimizle ilgili her şeyi konuşabiliyoruz. Üstelik bazen ortaya öyle fikirler çıkıyor ki, "bu kadarı da insafsızlık" demekten kendimizi alamıyoruz. Olsun, en insafsız görüş bile dile getirilsin ki toplumun kendisine güveni güçlensin. Kanunların, yasakların, soru soramayan insanların toplumu; güvensizliğin, kendisine ve herkese güvensizliğin toplumudur.
Türk toplumu, böyle bir güvensizlik toplumu olmaktan çıkmak için hâlâ uğraşıyor. Kuruluş yıllarının zorluklarının yarattığı korkular üzerine kurulmuş iktidarların saçtığı hastalıklardan kurtulmaya çalışıyor. Bu kolay bir değişim, kolay bir dönüşüm değil.
Okay Gönensin VATAN





