Suyu şırıl şırıl akan bir derenin kenarında kurulu değirmene birkaç kişi buğday çuvallarını taşıyorlardı. İçlerinden biri değirmencinin dikkatini çekmişti. Değirmenci derviş kılıklı bu adamı bir süre izledikten sonra dayanamayıp yanına yaklaşıp sordu;
--Çok garip bir adamsın! Un Çuvallarını Değirmene sırtlayıp getiriyor üstelik bize de dua ediyorsun.Söyle kimsin sen?Neredensin?nereye gidersin?
--Belh tarafındanım!Nasipse hacca gidiyorum!Demek Belh‘tensin!İbrahim Ethem‘in beldesinden!
--Demek İbrahim Ethem‘i sen de duydun?
--Onu duymayan mı kaldı.adam bir vuruşta tahtını devirdi.Halkın arasına girdi.Fakat bazıları karşı çıkıyorlar.Hükümdarlığı niye bıraktı diyorlar.
--Doğru söylüyorlar!Ama hükümdarlık babadan kalmaz insanlara.Resullahın halifeleri biatle halife oldular.Bu bir fıtrat işi.İbrahim Ethem dost olmak için kendine göre olanı seçti.
--Nasıl dost olunur?
--Dost olmanın şartı Kuran ve sünneti muhafazadır.
--Tasavvuf bu mu?





