İki ayda bir yayımlanan İkindi Yağmuru, 25. (Eylül-Ekim 2010) sayısıyla okuyucularına merhaba dedi. Şiir, söyleşi, hikâye ve incelemelerle dolu dolu olan dergi, görsel anlamda da İrfan Yıldız‘ın çektiği fotoğraflarla zenginleşmiş. Fotoğraflar, kelimelerle anlatılan hikâyeler kadar kaliteli duruyor. İkindi Yağmuru‘nun bu sayısında Yakup Öztürk, Mart 2010‘da Timaş Yayınları‘ndan Tahammül Şeridi isimli üçüncü şiir kitabı yayımlanan çağdaş Türk şiirinin değerli ismi Cafer Keklikçi ile önemli bir söyleşi gerçekleştirmiş.
İkindi Yağmuru; derginin sahibi ve genel yayın yönetmeni İlyas Şanver‘in Başlarken başlıklı girişiyle açılıyor. Ünsal Ünlü‘nün Şairin Kibri şiiri ve arkasından Cafer Keklikçi‘nin her okuyuşunuzda daha çok anlam kazanan Serdivan şiiriyle tanışıyorsunuz. Keklikçi‘nin Serdivan‘ından tadımlık mısralar; "dikkat: ben aşklarımı taşlamadım yağmurun altında ben ülkümü / türkümü tek başıma söylüyorum ipimi yalnız çekiyorum ardımsıra". Şiirin devamını dergiden okumalısınız. Keklikçi‘nin ardından ise; sırasıyla Mehmet Şahinkoç, Selçuk Küpçük, Kalender Yıldız, Serap Ural, Hasan Ediboğlu, Taner Sabancı ve İranlı şair Siyaveş Kesrayi şiirleri yer alıyor. Dergi, çoğunlukla kelime ve cümlelerin gücünü kullansa da İrfan Yıldız‘ın fotoğrafları görsel anlamda da dergiye güç katıyor. Fotoğrafların anlattığı hikâyelerin yanına iliştirilen ve Adnan Büyükbaş‘ın kaleme aldığı Sokak Adam Dolu, Adam Boş Sokak... Adam Köpek hikâyesi bir solukta okunabilen ve okuyucuda inanılmaz tatlar bırakan cümlelerden oluşuyor. Adnan Büyükbaş hikâyesine; "Ağır duman yüklü gökyüzü griden siyaha dönüşmeye başlamıştı. Egzoz kokuları ve binlerce insanın gürültüsü iğrenç bir uğultu halinde beynime doluyordu. Oksijen ve karbondioksit oranını ayarlamaktan aciz ciğerlerim galiba buruşmaya başlamıştı. Sağlı sollu yanımdan geçenlerin yüzünde kaypak bir ifade vardı. Ne kadar çok genç varmış bu şehirde!" cümleleriyle başlıyor. Adnan Büyükbaş hikâyesinin devamında ise yolda ve parkta rastladığı insanlara dair göndermeler yapıyor. Onlarla tanışıyor ve ilginç diyaloglara giriyor. Okuyucusunu da bu güzel yolculuğa ortak ediyor. Adnan Büyükbaş gibi dergiye hikâyeleriyle renk katan diğer isimler şöyle; Muhammed Esad Tiryaki, Nadir Aşçı, Remzi Şimşek.
Cafer Keklikçi edebiyat dünyasına sert ama haklı eleştiriler yöneltiyor
Derginin asıl sürprizi Cafer Keklikçi ile yapılan söyleşi. İkindi Yağmuru‘nun bu sayısında Yakup Öztürk, Mart 2010‘da Timaş Yayınları‘ndan Tahammül Şeridi isimli üçüncü şiir kitabı yayımlanan çağdaş Türk şiirinin değerli ismi Cafer Keklikçi ile önemli bir söyleşi gerçekleştirmiş. Cafer Keklikçi cevaplarında, edebiyat dünyasına sert ama haklı eleştiriler yöneltiyor. Tahammül Şeridi etrafında gelişen söyleşide Keklikçi şiire, şaire, edebiyat ortamına dair önemli tespitlerde bulunuyor; "İlhamsız şiir olmaz. Olur diyenler yapay şiir yazanlardır. İlham nasip işidir. Tabi şair ilhamın ortamını oluşturmalıdır. Şair kötülük yapamaz; yapıyorsa şair değildir. Çünkü kötülük ortamından ilham neşet etmez." diyen şair, şairin tanımını da şöyle yapıyor; "Şair topluma ‘insani anlamda‘ katkı yapandır.". Günümüz Türk şiirinin eleştirmeni olmadığını söyleyen Keklikçi, şiirin şartlarını da şöyle belirtiyor; "Ben herhangi bir şairin mirasını devralmadım. Ben her şairin biricik olduğunu düşünüyorum. Her şair kendine ait bir ada kurmak zorundadır. Bu ‘ada‘yı beğenen de olacak beğenmeyen de, önemli değil. Özgün olmak şiirin en önemli şartıdır. Başka önemli şartı ise yerli kültürümüzü çağ duyarlığı içinde vermektir.
Yani halk duyarlığını şiire katıştırabilmektir. Dikkat ederseniz önemli şairler yeni bir biçimle halk duyarlığını işlemiş şairlerdir. Daima insanın insani yönüne vurgu var. Çünkü şiir insan olmanın gerekliliğidir." Beş sayfa tutan söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızdan eminiz. Derginin bir başka ilgi çekici yanı ise inceleme yazıları. Şiir üzerine incelemeler kaleme alan yazarlardan Mehmet Şahinkoç şiiri, Ünsül Ünlü ise Ümit Aktaş‘ın Okur Kitaplığı Yayınları‘ndan yayımlanan Şehri Terk Etmeden Önce isimli şiir kitabı üzerine önemli bir yazı yazmış. Remzi Şimşek de, yine, bazı dergilerde yayımlanmış hikâyeleri detaylı bir şekilde irdelemeye çalışmış. F. Gökhan Özcan, Orhan Tepebaş ve İlhan Karaoğlu da denemeleriyle İkindi Yağmuru okuyucusuna seslenmiş. Dergide ayrıca tarihçi Kemal Arkun ile de bir söyleşi var. Sözün kısası, iki ayda bir çıkan İkindi Yağmuru dergisi bu sayısında okuyucusunu şiir, hikâye, söyleşi, inceleme ve görsel anlamda fazlasıyla doyuruyor. Şimdiden afiyet olsun.





