Bazen dengemizi kaybeder, olduğumuz yere yığılıveririz. Evrenin de dengesi olmasaydı, her taraf yerle bir olurdu. Gerek insan hayatında, gerek diğer canlılarda ve gerekse tabiatın bütünü içerisinde öylesine bir denge var ki akılları durduruyor. Nasıl ki kâinatta bulunan her zerre bir denge üzerinde kurulmuşsa, evlilik hayatı da bir denge üzerinde kurulmalı. Evlilik hayatındaki "denge kavramı"nın önemi çok özel olduğundan, bu kavram üzerinde önemle durmalıyız.
Aslında denge kavramını "orta yol" olarak da tanımlayabiliriz. Atalarımızın dediği gibi: "Önden gitme boynunu vururlar, geride kalma tekmelerler" Bu söz bunu açıklıyor. Mensubu olduğumuz İslam dini de, insanlara devamlı orta yolu telkin etmektedir. Bakara Sûresi 143. ayetinin mealinde: "Böylece sizi, orta yolda yürüyen vasat bir ümmet kıldık." denmektedir.
Buradaki "vasat" kelimesi iki anlama geliyor. Birincisi, güzellik ve fazilet, ikincisi ise orta yol manasındadır. İki anlamı birleştirdiğimizde, güzel olan, faziletli olan; "orta yol" anlamı çıkıyor. Tefsir âlimleri, bu ayetin yorumunu yaparlarken, "dünya malına meyletmenin yanlışlığı yanında, sırf ahirete yönelmenin de doğru olmadığını" vurguluyorlar.
Kur‘an-ı Kerim‘in birçok yerinde, sürekli vurgu yapılan esaslardan biri de, "aşırıya gitmeyiniz" şeklindeki ikazlardır. Bizim dinimizde "ifrat ve tefrit" yoktur. Dinimiz, her şeyin aşırısını yasaklamıştır. Aşırı arzu, aşırı kıskançlık, aşırı uyku, aşırı cinsellik, aşırı beslenme, aşırı çalışma, hatta aşırı sevgi bile çoğu zaman zararlı olabiliyor. Demek ki insanoğlu, sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için, aşırılıklara dalmadan, orta yolu bularak dengeleri sağlamak zorundadır.
Bir düşünürün dediği gibi: "Hayat bir denge oyunudur. Bu oyunu bilerek oynayanlar kazanır. Bilmeyenler de bocalayıp durur." Dünyanın en güzel evliliğini de yapsanız, sözünü ettiğimiz "denge"yi kuramazsanız, mutluluğu ve iç huzuru yakalama imkânı bulamazsınız.
Çiftler arasındaki dengeler
Evlilik öncesinde, planınızı programınızı yaptınız. Tüm ihtiyaçlarınızı giderdikten sonra evliliğinizi gerçekleştirdiniz. Kendi anne-babanızla birlikte, eşinizin anne- babası da sizin anne-babanız oldu. Bir anne bir baba varken, evlilikle birlikte iki anne iki babanız oldu. Tabi bu arada bir sürü akrabalarınızın olduğunu da unutmayın.
Şimdi bunları idare etmek ve dengeleri sağlamak için "orta yolu" bulmak zorundasınız. Kendi anne-babanıza biraz fazla ilgi gösterseniz eşiniz kapris yapacak. Eşinizin anne -babasına biraz fazla yakınlık gösterseniz, bu sefer de anne-babanız alınacak. Gelin de çıkın işin içinden. İki arada bir deredesiniz.
İşte bu durumda, her iki tarafı idare etmek özel bir beceri istiyor. Amacınız mutlu olmak olduğuna göre, bilinçli ve sabırlı davranarak dostlarınız arasında dengeleri sağlamak zorundasınız.
Cinsel ilişkide dengeyi sağlayamazsanız, sinirsel ve ruhsal yönden bunalımlara düşersiniz. Beslenme yönünden dengeyi sağlayamazsanız, sağlığınız bozulur. Ekonomik dengelerinizi ayarlayamazsanız, ihtiyaçlar içerisinde kaybolup gidersiniz. Aile içinde ve aile dışındaki dengeleri sağlayamazsanız, sorunlar yumağı haline gelirsiniz.
Dengeleri korumadaki hassasiyet, kadın ve erkek için aynıdır. Hiçbir ayırım, söz konusu dahi edilemez. Ancak, icraattaki aktif görev erkeğe düşmektedir. Gerek aile içerisinde, gerekse aile dışında, adeta bir "diplomat" gibi davranarak vaziyeti idare etmek, erkeğin sorumluluk alanına girmektedir. Bu durum, tarihten gelen geleneksel kültürümüzün bir kodudur. İstesek de, istemesek de bu kültür kodumuzdan kurtulamayız.
Tüm bu dengeleri sağlayabilmek için de, sosyal ve kültürel yönden olgunluğa ulaşmak şarttır. Evlilikle birlikte sorumluluklar da artacağından, bekârlık hayatındaki yanlış alışkınlarınızdan vazgeçmek zorundasınız. Açıkçası "değişmelisiniz".
Kâinatta her şey bir dengeyi sağlıyor
Kainatı dikkatlice gözlemlediğimizde, her şeyin bir denge içinde yaratıldığını görürüz. Güneşin doğup batması, gece ile gündüzün birbirini takip etmesi, dünyanın dönüşü, yıldızların hareketi kâinatın dengesini oluşturuyor.
Hayvanlar âlemi de başlı başına bir denge unsurudur. Vahşi ve zararlı hayvanlara, başka hayvanlar düşman olmak suretiyle denge sağlanıyor. Meselâ, peygamberdevesi denilen 5-6 cm uzunluğundaki bir böcek, tüm haşerelerin en büyük düşmanıdır. Bu böcek, bir defada yalnız 250 ile 300 kadar yavru doğurarak; o da bir denge sağlıyor. Farenin düşmanı da yılandır. Yılanlar olmasa, tarla fareleri yüzünden tarımdan verim almak zorlaşırdı.





